Dink Davasında Sona Gelindi Ama Cinayet Hala Aydınlatılmadı

Gazeteci yazar, Ermeni aydını Hrant Dink 19 Ocak 2007’de silahlı bir suikast sonucu hayatını kaybetti. Reşit olmayan tetikçinin bu cinayeti işleyeceği aylar öncesinden belliydi. Emniyet raporlarından jandarma istihbaratına, Trabzon’dan Ankara ve İstanbul’a uzanan bilgi trafiğine kadar bu cinayetin işleneceğini biliyordu. Ne var ki gerekli tedbirler bir türlü alınmıyordu.

Her şey Marquez’in “Kırmızı Pazartesi” romanındaki gibiydi. Hrant’ın öldürüleceğini bildikleri halde susanlar, bir nevi bu siyasi cinayete yol vermişlerdi. Katilin eline bayrak tutuşturan ve karakolda birlikte poz veren güvenlik görevlileri, bu kanlı eylemi bir kahramanlık törenine çevirme cüretini bile göstermişlerdi.

Hrant Dink cinayeti karanlıkta kalan birçok nokta bakımından hala kamu vicdanında kanayan bir yaradır. Dink cinayeti davası sona yaklaşırken, hala sorulmamış ve yanıtlanmamış yığınla soru bulunmaktadır. Dava bu haliyle sonuçlandığında gerçek anlamda adil bir yargılamadan söz edilemeyeceği gibi tarihsel bir yüzleşme de mevzu bahis olmayacaktır. Zira dava süreci gerçeklerin aydınlatılmasından çok, sanık ve şüphelilerin “kumpas” gerekçesi arkasına sığınarak temize çıkma gayretine sahne olmuştur. 

Hrant’ın katledilmesine giden süreçte TCK’nın 301. maddesinden açılan davalar, medyada hedef göstermeler de belirgin bir faktör olmuştur. Sonrasında Tahir Elçi cinayetinde görüldüğü üzere, medya ve siyasi erk eliyle bu hedef göstermeler ne yazık ki devam etmiştir.

Dink cinayetinin aydınlatılması, basın özgürlüğü kadar halkların bir arada kardeşçe yaşaması ve adaletin yerini bulması için de kritik öneme sahiptir. Hrant’ın arkadaşlarının bütün dava süreci boyunca dediği gibi, “Biz bitti demeden bu dava burada bitmez”.

Katledilişinin 14. yılında Hrant Dink’i sevgi ile anıyor, her 19 Ocak’ta seslendiğimiz gibi “Buradasın Ahparig” diyoruz.

Ercüment Akdeniz

Genel Başkan

TEILEN