Düşmanlık Değil Kardeşlik, Irkçılık Değil Eşitlik

Savaş, kıtlık, hastalık ve yoksulluk yüzünden dünya üzerinde yer değiştirmek zorunda kalan göçmen sayısı 260 milyonu aştı. Yerinden zorla göç ettirilen mülteci sayısı ise 70 milyona dayandı.

Yerküre üzerinde yaşanan göçler nedensiz değildir. Bunun için Suriye, Afganistan, Pakistan, Sudan, Myanmar ve daha pek çok ülkede yaşanan iç savaş ve çatışmalara bakmak yeterlidir. Zira bütün bu çatışmalar emperyalistler ve işbirlikçileri eliyle kışkırtılmaktadır. Yine “küresel zenginlikler” bir avuç tekelin elinde toplandığı ve yoksul ülkeler yağmalandığı için milyonlarca insan göç etmek zorunda kalmaktadır.

Türkiye Hükümeti ise Suriye savaşının üzerinden 8 yıl geçtiği halde 4 milyon Suriyeliye hala “mülteci statüsü” tanımamıştır. Türkiye, bir takım çıkar ilişkileri ve AB ile imzalanan anlaşmalar gereği “transit” bir ülke durumundan hızla çıkmış ve “filtre” ülke durumuna gelmiştir. Bu durum mülteciler için “açık cezaevi”ne sıkışıp kalmak demektir. Türkiye’de çoğunluğu çocuk 1.4 milyon mülteci işçiyle ilgili bir başka acı gerçek de, kayıt dışı ve düşük ücretle çalıştırılmaları, vahşice sömürülmeleri ve iş cinayetlerine kurban gitmeleridir.

Mültecilerin ucuz iş gücü haline getirilmesi ve ekonomik krizin yarattığı tahribat; doğrudan patronların ve kapitalist sömürü politikalarının bir sonucudur. Böyle olduğu halde işsizliğe, yoksulluğa duyulan tepki bir takım ırkçı kışkırtmalarla mültecilere yönelmektedir. “Yardımlar bizim vatandaşa değil, Suriyelilere gidiyor”, “Bizim çocuklarımız işsiz gezerken onların çocuklarına üniversite ve iş imkânı sağlanıyor” gibi propagandalar ırkçılığa göz kırpan partiler ve medya eliyle yapılmaktadır. Geçen 8 yılda AKP iktidarı mülteci hakları konusunda sorumluluk almamış adeta yükü halkın sırtına yıkmıştır.

Göç ve mülteci sorununun çözümü elbette, halkların barış ve demokrasi içinde bir arada yaşayacağı koşulların oluşturulmasından geçmektedir. Bugün için de emperyalist güçlerin ve onlarla işbirliği içindeki savaş kışkırtıcısı işbirlikçi devletlerin Ortadoğu’dan çekilmesi bölge düzeninin bölge halklarına bırakılmasıdır.

Diğer yandan ülkemize sığınmış mültecilerin sorunlarının ve acil taleplerinin karşılanması, uluslararası anlaşmalarda bağıtlanmış hukuki çerçeve içinde statülerinin tanınması ve haklarının gözetilmesi şarttır. Mülteci statüsü ile birlikte eşit yurttaşlık hakkının da sağlanması ve bunun alt yapısının oluşturulması önemlidir.

Mülteci işçiler Türkiye işçi sınıfının kardeşleridir. Hep birlikte yaşanabilir bir dünya için birlikte mücadele edecekler, birlikte örgütleneceklerdir. Partimiz de emekçileri birbirine karşı kışkırtarak düşmanlaştıran politikalara karşı mücadele etmekte, işçi sınıfının ortak mücadelesini örgütlemek için çaba harcamaktadır.

Barış ve demokrasi olmaksızın mülteci sorununun çözümü söz konusu değildir; dolayısıyla insanları yersiz-yurtsuz hale getiren, aileleri parçalayan göç etkenlerine dur diyecek olan da halkların ve emekçilerin mücadelesidir.

EMEK PARTİSİ

Genel Merkezi

TEILEN