EMEK PARTİSİ PROGRAM ve TÜZÜĞÜ

EMEK PARTİSİ PROGRAMI

İnsan toplumu, tarihin çok eski çağlarından bu yana mücadele halindeki birbirlerinden farklı çıkarlara sahip sınıflara bölünmüştür. Temel bölünme, her dönem, çıkarları arasında uzlaşmaz karşıtlık bulunan ve biri sömüren diğeriyse sömürülen iki sınıf arasında olmuştur. Bütün maddi değerlerin üreticisi olanlarla emek harcamadıkları halde emeğin yarattığı toplumsal artı ürünü sahiplenenler arasındaki bu bölünme, aynı zamanda, sınıflar arasında sürekli bir mücadeleyi de doğurmuştur.

Yeni bir dünya, yeni bir toplum için mücadele ancak ve yalnızca son sömürülen sınıf olan işçi sınıfının sömürücü sınıfların sonuncusu olan burjuvaziye karşı mücadelesi ile zafere ulaşacaktır.

EMEP tüm milliyetlerden Türkiye işçi sınıfının partisidir. Nihai hedefi, işçi sınıfının tam ve kesin kurtuluşu; sınıfların, tüm biçimleriyle baskı ve sömürü ilişkilerinin ortadan kalkacağı toplumsal bir düzenin (komünist toplumun) kurulmasıdır. Bu nihai hedefi, doğrudan işçi sınıfının oluştuğu ve geliştiği toplumsal koşullar (kapitalist toplum) belirler ve toplumsal gelişme sürecinin tarihsel olarak zorunlu bir evresi haline getirir. Aynı koşullar, bütün ülkelerin işçilerini ulusal sınırları aşarak milliyet, din ve cinsiyet farkı gözetmeksizin tek bir dünya işçi sınıfı olarak birleşmeye zorlar. İşçi sınıfının kurtuluş mücadelesi aynı nihai hedefe yönelen uluslararası bir hareket özelliği kazanır. EMEP, dünya işçi sınıfı ve kurtuluş mücadelesinin bir parçasıdır ve diğer ülkelerdeki işçi sınıfının devrimci partileri ve örgütleriyle aynı hedefe sahiptir.

A.

İŞÇİ SINIFI VE BURJUVAZİ

1.                Türkiye’de de işçi sınıfı, burjuvaziyle birlikte kapitalist toplumun iki temel sınıfından biri ve kapitalizm geliştikçe nicel ve nitel olarak gelişen özel ürünüdür. Kapitalist toplum, kâr amacıyla yapılan ve artı-değer sömürüsü temelinde genişleyerek kendini yeniden üreten büyük ölçekli meta üretimi üzerinde yükseldi. Bu üretim biçimi, üretici güçlerin, meta üretimi ve dolaşımının, feodal toplumun ve küçük üretimin çözülmesini kaçınılmaz kılan bir gelişme düzeyine ulaşması ve emekçinin emek araçlarından ayrılması temelinde gelişti. Üretim araçları, sermaye olarak, nüfusun giderek daralan küçük bir azınlığının (kapitalistler ve büyük toprak sahiplerinin) elinde yoğunlaşırken; en asgari yaşam araçlarını edinebilmek için işgüçlerini sürekli ya da geçici olarak satmak zorunda kalan ve emekleriyle üst sınıfların gelir ve sermayelerini arttırarak yaratan proleter ve yarı-proleter kitleler büyüdü.

2.            Kapitalist üretim biçimi, basit el birliğinden manüfaktüre, basit makinelerden giderek mükemmelleşen karmaşık makineler sistemine doğru gelişti. Sanayi Devrimi, modern sanayi burjuvazisinin yanı sıra bir önceki toplumsal düzene özgü ilişkilerin kalıntılarından arınan ve zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayan modern sanayi işçilerini yarattı. İş, insan gücüne dayanan ve özel yetenekler gerektiren bir etkinlik olmaktan çıkmaya, işçiler de makinelerin bir parçası haline gelmeye başladı. Tarımda da kapitalist ilişkilerin gelişmesi ve köylülüğün çözülmesi süreci ilerledi.

3.                Burjuvazi, yeni pazarlara ve hammadde kaynaklarına ulaşmak için, zorun en barbar ve yıkıcı biçimlerine de başvurarak, meta üretimi ve dolaşımını dünyanın en ücra bölgelerine doğru yaydı. Kapitalist dünya pazarını yaratarak tüm ülkeleri kapitalist gelişme ve sömürü çarkının içine çekti. Gelişmiş ülkelerin yanı sıra ve sömürgeciliğin koruması altında tüm ülkelere yayılan ticaret ağı ve elde edilen yüksek kârlar, sermaye birikimi ve burjuva-kapitalist gelişmenin unsurlarından biri oldu.

4.            Teknik ilerleme büyük ölçekli kapitalist üretimin kapitalizm öncesi üretim biçimleri ve küçük üretim üzerindeki üstünlüğünü güçlendirir. Kapitalist üretim koşulları bir miktar küçük işletmeyi yeniden üretmekle birlikte, küçük işletmeler geriler, büyük ölçekli işletmeler gelişerek yaygınlaşır. Kapitalizm öncesi üretim biçimleri ve kalıntıları tasfiye olurken, kapitalist üretim ilişkileri gelişerek toplumsal hayatın tüm alanlarına daha çok nüfuz eder ve yeniden şekillendirir. Burjuvazi, ekonominin yanı sıra tüm unsurlarıyla üstyapıya da egemen olur. Bu egemenlik politik planda en özlü ifadesini, burjuvazinin devlet iktidarını ele geçirmesinde; devletin, işçi sınıfı ve emekçiler üzerinde bir baskı ve egemenlik aracı olarak kapitalist temelde yeniden örgütlenmesinde bulur.

5.                Kapitalist gelişme süreci ilerledikçe, büyük serma-yenin, başta köylü, küçük esnaf ve zanaatçılar olmak üzere küçük işletme sahipleri üzerindeki boyunduruğu yoğunlaşır. Bunların ancak bir kesimi, aşırı çalışarak ve tüketimlerini alabildiğine kısarak varlığını sürdürebilir. Bir kesimi ise kölece yaşam ve çalışma koşullarına karşın, bunu da başa-ramaz ve iflasa sürüklenmekten kurtulamaz. Büyük işletmeler, orta işletmelerin yanı sıra, yeniden üretimlerinin bir unsuru olma potansiyeline sahip küçük işletmeleri de kendi dayattıkları koşullarda yardımcı birimleri haline gelmeye zorlar. Geleceğe ilişkin güvensizlik ara sınıf ve tabakalar arasında da yaygınlaşıp derinleşir. Böylece, işçi sınıfının, mülk sahibi sınıflar arasındaki çelişkilerden yararlanma, diğer emekçi sınıf ve tabakaları kazanma olanakları genişler.

6.                Burjuvazi, kadının ezilen bir cinsiyet ve bir tür ev kölesi durumunu, bunun üzerinde yükselen aileyi ve ataerkiyi devralır, kapitalist toplumun ve yeniden üretim sürecinin bir unsuru haline getirir. Kapitalizm, özellikle modern sanayinin gelişmesiyle birlikte, kadınları büyüyen kitleler halinde toplumsal üretim sürecine çeker. Bu süreç ilerledikçe, kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanmalarının ve hak eşitliğinin maddi koşulları da gelişir. Ancak burjuvazi demokratik hak ve özgürlüklerin işçileri ve kadınları kapsayacak biçimde genişlemesini engeller. Üretime çekilen kadın büyük ölçüde çocuk bakımı, yetiştirilmesi ve diğer ev içi işlerle yükümlü bir ücretli köle haline gelir. Bu işlerin toplumsal bir iş haline gelmesi ve kadınların, üretim süreci ve yaşamın tüm alanlarında eşit ve özgürce yer alması, alt ve üstyapıda bunu engelleyen tüm unsurların yok edilmesinin ön koşulu; üretim araçlarının toplumsallaştırılmasıdır.

7.            Emek verimliliğindeki artış, daha az sayıda işçi ile aynı miktarda meta üretilmesini sağlarken, kadın ve çocuk emeğini kullanma olanaklarının genişlemesine ve nüfusun, yaşam araçları edinebilmek için işgüçlerini satmak zorunda kalan kesiminin büyümesine yol açar. Dalgalanmalar olmakla birlikte, işgücüne olan talep, arzın gerisinde kalır. Sefaletin ve ahlaki çöküntünün girdabına en çok itilen, toplumun gelecek güvencesinden en yoksun katmanını oluşturan ve kapitalistler için yedek işgücü kaynağı olan işsizler ordusu büyür. Emeğin sermayeye bağımlılığı artar ve kapitalist sınıfın sömürü oranını yükseltme olanakları genişler.

8.            Üretim araçlarının küçük bir azınlığın mülkiyetinde olması ve üretimin, şiddetlenen rekabet koşullarında kâr amacıyla yapılması, başta üretim araçları ve tüketim malları olmak üzere ekonominin farklı sektörlerinin, üretim ve pazarların orantısız gelişmesine yol açar. Kapitalist gelişme süreci, temeli aşırı üretim olan krizler ve durgunluk dönemleriyle kesintiye uğrayan ve dengesiz ilerleyen bir özellik kazanır. Koşullara bağlı olarak farklı biçimlerde uç veren ve süresi değişen devrelerle gündeme gelen krizler, kapitalist gelişme sürecinin kaçınılmaz evreleridir. Krizler, üretimin toplumsal karakteriyle mülk edinmenin özel biçimi arasındaki temel çelişkinin doruğu, patlamayla dışavurumudur.

9.            Burjuvazi ve kapitalizm, devrevi krizlerle kesintiye uğrasa da üretici güçlerin gelişmesi, emek verimliliği ve üretimin artışında büyük bir ilerlemenin yolunu açar. Ancak bu ilerlemenin tüm nimetlerinden bir avuç sermaye ve büyük toprak sahibi yararlanır. Verimliliği yükseldikçe, emeğin sömürüsü de artar. Toplumun maddi ve manevi tüm ihtiyaçlarını karşılama olanakları genişlemesine karşın, kapitalizm, işsizliği, yoksulluğu, cehaleti ve yozlaşmayı sürekli yeniden üretir. Nüfusun ezici çoğunluğu arasında gelecek kaygısını yaygınlaştırıp derinleştirir. Savaşlar, kriz ve durgunluk dönemleri tüm bunları daha da ağırlaştırır. İşçiler ve emekçiler arasında hoşnutsuzluk ve öfke yükselir. Sömürücü sınıflara, baskı ve sömürüye karşı birleşme ve mücadele eğilimleri gelişir.

10.          Kapitalistlerin ve büyük toprak sahiplerinin üretim araçları üzerindeki mülkiyeti, işgücünün metalaşması, toplumun giderek büyüyen kesiminin ücretli köleler haline gelmesi ve artı-değer sömürüsünün temelidir. Bu nedenle, küçük bir azınlığın üretim araçları üzerindeki mülkiyetinin tasfiye edilmesi ve bunların toplumun ortak mülkü haline getirilmesi işçi sınıfının kurtuluşunun koşuludur. Kapitalizm, tüm gelişme süreci boyunca, emeği ve üretimi toplumsallaştırarak, bu koşulun maddi temelini hazırlar ve onu yıkacak toplumsal gücü geliştirir. İşçilerin burjuvaziye karşı birleşme ve bağımsız bir toplumsal güç olarak örgütlenme olanakları, mücadele kapasite ve yetenekleri artar. İşçilerin, birbirleriyle rekabet ve makine düşmanlığı deneylerinden geçerek, işyeri düzeyinde ve birbirinden kopuk işçi gruplarının eylemleri olarak başlayan mücadeleleri, birleşik ve bağımsız bir harekete doğru ilerler.

B.

TEKELLER VE EMPERYALİZM

1.                Üretimin ve sermayenin yoğunlaşarak merkezileşmesi, sanayi sermayesi ile banka sermayesinin iç içe geçip kaynaşarak mali sermayenin oluşmasına ve tekellerin ortaya çıkmasına yol açtı. Kapitalizm, 20. yüzyılın başlarında, mali sermayenin egemen hale geldiği ve devlet iktidarının mali oligarşinin elinde yoğunlaştığı emperyalizm aşamasına geçti. Tekellerin ana hissedarları ve yöneticileriyle, devletin yönetici kurumları arasında tam bir iç içe geçiş ve kaynaşma gerçekleşti. Devletin tekellerin çıkarları doğrultusunda en etkin biçimde kullanılması artan bir önem kazanırken, tekelci devlet kapitalizmi gelişti. Toplam toplumsal üretimin giderek büyüyen bölümü, silahlanmaya ve savaş harcamalarına, toplumun sırtında asalak bir ur olan kapitalist devletin militarist-bürokratik aygıtının geliştirilmesine ayrıldı.

2.            Tekelci kapitalizm, temel özellikleri ve eğilimleri olgunlaşan, bazıları da karşıtlarına dönüşen kapitalizmin yüksek bir gelişme düzeyine ulaşmış son aşamasıdır. Tekelci kapitalizmde yeni bir toplumsal düzene geçişin koşulları daha da olgunlaşır. Yeni karşıtlıklar ve bölünmeler ortaya çıkarken kapitalizmin bütün çelişmeleri şiddetlenir. Üretim bütün unsurlarıyla toplumsallaşırken toplumsal zenginlikler küçük bir azınlığın elinde yoğunlaşır, toplumsal eşitsizliklerin büyümesi süreci ilerler, işçi sınıfı ile burjuvazi arasındaki karşıtlık dünya ölçeğinde derinleşir.

3.            Serbest rekabetin bir sonucu ve karşıtı olan kapitalist tekel, rekabeti bütünüyle ortadan kaldırmaz; onun yanı sıra ve üstünde varlığını sürdürür. Bu olgu; kapitalizmin dengesiz gelişmesini derinleştirir, burjuvazinin saflarındaki bölünme ve çelişkileri, yeni unsurlar kazandırarak şiddetlendirir. Tekeller, yeni teknolojilerin kullanılmasını bütünüyle azami kârın elde edilmesi ve tekeller arasındaki rekabetin seyrine bağlayarak üretici güçlerin serbestçe gelişmesini frenler. Ancak bu durum, geçici bir süre için de olsa bazı ülkelerde, dönem dönem de kapitalist dünyanın bütününde, kapitalizmin ve tekniğin eskisinden de hızlı gelişmesi olanağını ortadan kaldırmaz.

4.            Emperyalizm aşamasında, sermaye ihracı meta ihracını da geliştirerek öne çıkar ve ülkeler arasındaki ekonomik ilişkilerin temel unsuru olur. Bütün ülke ekonomileri bir zincirin halkaları gibi kapitalist dünya ekonomisinde birleşir. Sermayenin ve üretimin uluslararasılaşması süreci ilerler. Ekonominin, kapitalist-emperyalist sistemin tüm bölünme ve sınırlamalarını aşarak, halkların karşılıklı yararı ve eşitliği temelinde uluslararası örgütlenmesi, üretici güçlerin gelişmesi bakımından da artan bir zorunluluk haline gelir. Ancak kapitalist-emperyalist sistem bunu engelleyen karşıtlıkları da yeniden üretir ve geliştirir.

5.            Tekellerin ve mali sermayenin oluştuğu sürecin bir özelliği de; kapitalizmin en ücra bölgelere kadar yayılmış ve dünyanın paylaşılmış olmasıdır. Böylece, burjuvazinin kapitalist gelişme ile birlikte artan gerilim ve yüklerini yeni alanlara yayma dönemi sona erer. İşçi sınıfı ve ezilen halklar üzerindeki baskı ve sömürünün yoğunlaştığı, kapitalizmin çelişkilerinin sıçramalı gelişmelere ve sert çatışmalara yol açarak keskinleştiği yeni bir dönem başlar. Belli başlı kapitalist grup ve devletler arasındaki rekabet ve dünyayı yeniden paylaşım mücadeleleri şiddetlenir. Kapitalizm, büyük emperyalist ülkelerin, dünya nüfusunun ezici çoğunluğunu oluşturan halkları ve ulusları köleleştirdikleri, ülkelerin ezen ve ezilen, sömüren ve sömürülenler olmak üzere ikiye bölündüğü bir dünya sistemi haline gelir.

6.            Eşitsiz sıçramalı gelişme, emperyalist ülkeler ve uluslararası mali sermaye grupları arasındaki güçler ilişkisini değiştirir. Yeniden paylaşım mücadeleleri ve bu mücadelelerin devamı olan emperyalist savaşlar kaçınılmaz hale gelir. Kapitalist sistemi zayıflatan, genel bunalımını derinleştiren emperyalistler arası çelişmeler; milyonlarca insanın ölümüne ve sakat kalmasına, doğanın, üretici güçlerin ve yaşam araçlarının tahribine, aynı şekilde yoksulluğun, ahlaki çöküntü ve yozlaşmanın derinleşmesine ve yaygınlaşmasına yol açar. Bu çelişmeler, kapitalizmi kaçınılmaz sonuna yaklaştıran başlıca bölünme ve karşıtlıklardan biri olur.

7.            Sermaye ihracındaki artış, geri ve bağımlı ülkelerde kapitalizmin ilerleyişini hızlandırır. Emperyalist sömürü ve boyunduruk yoğunlaşırken, emperyalizme ve yerli dayanaklarına karşı mücadelenin yeni güçleri ortaya çıkar. İşçi sınıfının az geliştiği köylü toplumu özelliği taşıyan geri ülkelerde de sınıf farklılaşması derinleşir; işçi sınıfı ve hareketi gelişirken yarı-proleter kitleler büyür. Sosyalizmin maddi önkoşulları bu ülkelerde de gelişir. Böylece bu ülkeler, emperyalizmin cephe gerisi olmaktan çıkar, emperyalizm ve yerli dayanakları başta olmak üzere her türden gericiliğe ve kapitalizme karşı mücadelenin alanları olur. Emperyalizmle ezilen halklar ve uluslar arasındaki çelişki, şiddetlenen emek-sermaye temel karşıtlığının ve emperyalistler arası çelişmelerin yanı sıra, kapitalist-emperyalist sistemin başlıca çelişkilerinden biri olma özelliği kazanır.

8.            Emperyalizm, mali sermayenin az sayıdaki emperyalist ülkede aşırı yoğunlaşmasına yol açar ve üre-timden kopan ancak kârların büyüyen bölümünü ele geçiren rantiye tabakaları genişletir. Bu olguya, gelişmiş ülkelerin yanı sıra, tekniğin ilerlemesine ve kapitalizmin gelişmesine de bağlı olarak, üretimin artan ölçüde, başta emek-yoğun kesimleri olmak üzere, sermayenin kıt, işgücünün, toprağın ve ham-maddelerin ucuz, kâr oranlarının yüksek olduğu görece geri ülkelere doğru kaydırılması eşlik eder. Mali sermayenin en güçlü ve gelişmiş olduğu emperyalist ülkeler, dünya nüfusunun ezici çoğunluğunu sömüren, üretimden giderek daha çok kopan, rantiye tabakaların ve onlara hizmet eden sektörler ve toplumsal kesimlerin genişlediği ülkeler haline gelir.

9.            Emperyalizm; temsili kurumların görünürdeki sınırlı rol ve yetkilerinin, demokratik hak ve özgür-lüklerin sistematik bir biçimde kısıtlanması, gerektiğinde büsbütün rafa kaldırılmasıdır. Gericiliğin, başka ulusları ve halkları köleleştirmenin, ulusal bağımsızlık ve egemenlik haklarını ayaklar altına almanın, ilhak eğilimlerinin alabildiğine gelişmesidir. Faşizm ise, mali sermayenin bütün bu eğilimlerinin en yoğunlaşmış dışa vurumu; en gerici, en şoven, en saldırgan, en barbar akımı ve devlet biçimi olarak tarih sahnesine çıkmasıdır.

10.          Mali sermaye, kendi egemenlik koşullarına uydurarak, başta Ortaçağ gericiliği olmak üzere her türden gericilikle ittifaka girer ve onları ayakta tutan temel dayanak haline gelir. Bilim ve özellikle teknikteki yüksek gelişme düzeyine karşın, bilimsel bir dünya görüşüne sahip olamayan burjuvazi, öznel ve nesnel idealizmin tarihin çöplüğüne atılmış en geri dogmalarıyla dinsel, felsefi-ideolojik akımlarına dört elle sarılır ve bunları yeni gerekçelerle yaygınlaştırmaya çalışır. Kültür ve sanatın tüm dallarında yüzeysellik ve fikri sefalet alabildiğine gelişir.

11.          Tekeller üretici güçlerin özgürce gelişmesini engellerken, emperyalist savaşların ve kısalan aralıklarla gündeme gelen, süreleri uzayan ve sonuçları ağırlaşan ekonomik krizlerin toplumsal hayatın tüm alanlarında yol açtığı yıkım büyür. Tekellerin teknolojiyi en yüksek kârı gerçekleştirmek amacıyla kullanması, bu yıkımı, doğanın tahribine doğru genişletir. Kapitalist üretim ilişkileri, üretici güçlerin gelişmesinin ve toplumsal ilerlemenin önünde engel haline gelir. Böylece üretim araçları üzerindeki küçük bir azınlığın mülkiyetinin tasfiye edilmesi, kapitalist üretim ilişkilerinin yerini sosyalist üretim ilişkilerinin alması tarihsel bir zorunluluk ve üretici güçlerin özgürce gelişmesinin koşulu olur.

C.

EMPERYALİZM, DÜNYA PROLETER DEVRİMİ VE ULUSAL HAREKETLER

1.                Sermaye ve üretimin yoğunlaşma ve merkezileşmesinin eriştiği düzey, devlet iktidarının mali sermayenin çıkarları doğrultusunda her alanda etkin kullanımı ve tekelci devlet kapitalizminin gelişmesi, mali oligarşinin sömürü ve baskıyı yoğunlaştırma olanaklarını genişletir. Sermayenin organik bileşiminin yükselmesine bağlı olarak kâr oranlarının düşme eğilimini engelleme ve azami kâr dürtüsü, tekellerin, işçi sınıfı ve halklar üzerindeki sömürüyü yoğunlaştırma eğilimini kamçılar. Tüm bunlar, işçi sınıfı ve halklar arasında hoşnutsuzluk, öfke ve mücadele eğilimlerini artırır. Onları işyerlerinin yanı sıra işkolu, ülke ve dünya ölçeğinde birleşmeye ve mücadele etmeye zorlayan yeni etkenler olur. Ezilen ve sömürülen sınıfların az çok kitlesel tüm mücadeleleri, sermaye ve hükümetlerine karşı politik bir mücadele özelliği kazanır.

2.            Yüksek tekel kârları, mali sermayeye işçi aristokrasisi ve bürokrasisini geliştirme olanağı sağlar. İşçi aristokrasisi ve bürokrasisi, burjuvazinin, mali oligarşinin işçi hareketi içindeki sosyal dayanağı ve her türden oportünizm ve sınıf işbirliğinin başlıca kaynaklarından biri olur. İşçi sınıfının gelişen hareketini bastırmak ve en geri düzeye itmek için, tekelci burjuvazi, sürekli güçlendirdiği burjuva devletin yanı sıra işçi aristokrasisi ve bürokrasisini, yalpalayan ara güçleri de artan bir etkinlikle kullanır. İşçi hareketinin gelişme seyrine bağlı olarak tekelci burjuvazinin yenilediği ve geliştirdiği bu tabakalara karşı kesintisiz mücadele, işçi sınıfının zafere ulaşmasının koşuludur.

3.            Sermaye ihracının büyük boyutlara vararak artması, geri ülkelerde de modern büyük işletmelerin ve bu işletmelerde yoğunlaşan bir işçi sınıfının gelişmesine yol açar. Modern bir sınıf olarak gelişmenin henüz başlarında olmalarına karşın, bu ülkeler işçilerinin mücadeleleri, ağır baskı ve sömürü koşullarının yol açtığı etkenlerin yanı sıra gelişmiş kapitalist ülkeler işçi sınıfının deneylerinden yararlanarak bağımsız bir harekete doğru ilerler. Bu ilerlemeyle birlikte, işçi sınıfının uluslararası hareketi ve kurtuluş mücadelesi, ileri kapitalist ülkelerle sınırlı bir hareket olmaktan çıkar, dünya ölçeğinde bir hareket olma özelliği kazanır. Emperyalizm burjuvazinin saflarındaki çelişkileri derinleştirirken, ileri ve geri tüm ülkelerin işçilerini tek bir ordunun unsurları olarak birleştiren ve kurtuluş mücadelelerine uluslararası bir özellik kazandıran koşulları geliştirir.

4.            Ezilen ulus ve halkların devrimci mücadelesi, işçi sınıfının devrimci hareketiyle emperyalizme karşı tek bir cephede birleşir ve dünya işçi devriminin bir bileşeni olur. Kapitalist gelişme, bu mücadelelerin, işçi sınıfı önderliğinde gelişmesi ve sosyalizme kesintisiz geçişi hedefleyen halk devrimleri özelliği kazanmasının maddi zemini ve koşullarını olgunlaştırır. Dünya işçi devrimi de, ileri kapitalist ülkelerle sınırlı bir olanak olmaktan çıkar. Eşit olmayan sıçramalı gelişmenin derinleşmesine bağlı olarak, kapitalist-emperyalist sistemin en zayıf halkadan (ya da halkalardan) kırılmasıyla başlayıp ilerleyecek bir süreç özelliği kazanır. İşçi sınıfı en zayıf halkada (ya da halkalarda) politik iktidarı ele geçirerek egemen sınıf olarak örgütlenir, işçi sınıfının toplumsal devrimi ve sınıfsız toplumun inşası süreci başlar.

5.            İşçi sınıfı, nüfusun küçük bir azınlığının tekelindeki üretim araçlarını toplumun ortak mülkü haline getirerek, sınıfların ve tüm biçimleriyle baskı ve sömürünün ortadan kalkacağı komünist toplumun temellerini atar. Kâr amacıyla ve pazar için yapılan, anarşik ve dengesiz kapitalist üretimin yerini, sürekli gelişen bir teknik temel üzerinde, toplumun maddi ve manevi tüm gereksinimlerini karşılamak için belirlenmiş bir plana göre yapılan toplumsal üretim alır. Sınıfları, baskı ve sömürü ilişkilerini tüm biçimleriyle ortadan kaldıracağı için, işçi sınıfının toplumsal devrimi, diğer ezilen ve sömürülen sınıfların da kurtuluşunu sağlar. İşçi sınıfı, bu tarihi devrimci rolünü, ancak bilimsel sosyalizmin teorisiyle donanmış devrimci partisinin  yönetiminde yerine getirebilir.

6.            Bu devrimin ön koşulu, işçi sınıfının iktidarı ele geçirerek egemen sınıf olarak örgütlenmesi ve kapitalizmin eski ve yeni tüm unsurlarına ve belirtilerine karşı kesintisiz bir mücadele sürdürerek kapitalizmin yeni-den kurulma girişimlerini ezmesidir. Kapitalist toplumla komünist toplum arasında, ikisinin de unsurlarının bir arada ve mücadele halinde bulunduğu ve işçi sınıfının egemen sınıf olarak örgütlendiği, komünizmin birinci aşaması olan bir geçiş dönemi yer alır. “Herkesten yeteneğine ve herkese emeğine göre” ilkesinin egemen olacağı komünizmin bu ilk aşamasında, üretici güçler kapitalist (ve öncesi) üretim iliş-kilerinin kısıtlamalarından kurtulur. Sosyalist inşa sürecinin ilerlemesi ve üretici güçlerin özgürce gelişmesi “herkesten yeteneğine ve herkese ihtiyacına göre” ilkesinin egemen olacağı komünizmin ikinci aşamasına geçişin koşullarını hazırlar.

7.            Dünya işçi devriminin, emperyalizmin en zayıf halkalarında zafere ulaşarak ilerlemesi, sosyalist inşanın kapitalist emperyalist kuşatma koşullarında başlaması ve gelişmesine, burjuvazinin ve kapitalizmin içteki dayanaklarının ve eski düzeni yeniden kurma girişimlerinin uluslararası alanda da güçlü desteklere sahip olmasına yol açar. İşçi sınıfı tam ve kesin bir zaferi, ancak, dünya ölçeğinde kapitalist sistemin yıkılması, kapitalist-emperyalist kuşatmanın yerini sosyalist kuşatmanın alması durumunda kazanabilir. Bu nedenle, işçi sınıfının toplumsal devrimi, komünist toplumun kurulması süreci, ulusal ve uluslararası alanda inişleri ve çıkışları, atılımları ve geri çekilmeleri, zaferleri ve yenilgileri içeren karmaşık bir süreç olarak gelişir.

D.

EKİM DEVRİMİ, SOSYALİST İNŞA VE KARŞI-DEVRİM

1.                Emperyalistlerin dünyayı yeniden paylaşmak için başlattığı I. Dünya Savaşı, üretici güçlerin tahribine, milyonlarca insanın ölümü ve sakat kalmasına, korkunç bir sefalete, birçok ülkede devrimci duruma yol açarak sonuçlandı. Emperyalist kapitalist sistem, 1917 Ekim Devrimi ile Rusya’da yarıldı. Çeşitli milliyetlerden Rusya işçi sınıfı iktidarı ele geçirerek egemen sınıf olarak örgütlendi ve yeni bir devrimler çağı, proleter devrimler çağı fiilen başladı.

2.            Ekim Devrimi, emperyalist savaşın tam bir felakete ve yıkıma sürüklediği işçiler ve ezilen halklar arasında örgütlenme ve mücadele eğilimlerini geliştiren, onları sarsan yeni bir etken oldu. Burjuvaziyle işbirliğine yönelen oportünist ve sosyal-şoven bir çizgi izleyen 2. Enternasyonal utanç verici bir ihanetle çözülüşe sürüklenirken, bütün ülkelerde işçi sınıfının bağımsız parti olarak örgütlenme girişimi yoğunlaştı. Bu temelde 3. Enternasyonal, ileri ve geri tüm ülkelerin devrimci işçi parti ve örgütlerini birleştiren işçi sınıfının uluslararası örgütü olarak kuruldu.

3.            Ekim Devrimi’ni, Almanya, Avusturya, Macaristan başta olmak üzere birçok ülkede işçi ve emekçilerin ayaklanmaları; Çin, Türkiye, İran ve Afganistan örneklerinde de ezilen halklar ve ulusların kurtuluş mücadeleleri izledi. Burjuvazi ve gericilik, sosyal demokrasinin, işçi aristokrasisi ve bürokrasisinin desteğini alarak Rusya dışında işçi sınıfının devrimci ayaklanmalarını bastırdı. Kapitalist-emperyalist sistem kısa süreli bir nispi istikrar döneminden sonra, 1929 Bunalımı’yla birlikte, başlıca çelişmelerinin keskinleşeceği, yeni çatışmalar ve sert mücadeleler dönemine girdi.

4.            Kapitalist-emperyalist kuşatma altındaki Sovyetler Birliği, emperyalizm ve gericiliğin, içte de tüm geçiş dönemi boyunca varlığını sürdüren burjuva-kapitalist unsurların ve kalıntılarının direnişine ve yıkıcı saldırılarına karşın her alanda, tarihin o güne kadar tanık olmadığı bir hızla gelişti. Başta İtalya, Japonya, Almanya olmak üzere birçok ülkede faşist diktatörlükler kurulur, faşizm ve siyasal gericilik tüm kapitalist dünyada gelişirken, 1930’larda kapitalist-emperyalist sistem krizden krize ve yeni bir paylaşım savaşına doğru sürükleniyordu. Buna karşılık, sosyalizmin inşası sürecinin ilerlediği SSCB, işçilerin, köylülerin ve aydınların yaşam ve çalışma koşullarının iyileştiği gelişmiş bir sanayi-tarım ülkesi haline geldi.

5.            II. Dünya Savaşı, faşist kampın yenilgisi ve kapitalist-emperyalist sistemin yeni cephelerden yarılmasıyla sonuçlandı. Doğu Avrupa ve Balkan ülkelerinde işçi sınıfı önderliğinde gelişen halk devrimleriyle kurulan halk demokrasileri, kesintisiz bir biçimde sosyalizmin inşasına yöneldi. Fransa, İtalya, Yunanistan, Endonezya gibi birçok ülkede ise, işçi sınıfının devrimci partileri iktidar alternatifi kitlesel işçi partileri haline geldi. Bunları, başta Çin ve Vietnam olmak üzere Asya, Afrika ve Latin Amerika’daki halk ayaklanmaları ve ulusal kurtuluş savaşları izledi. Eski sömürge sistemi, ezilen ulusların ve halkların hareketindeki yükselişe de bağlı olarak dağılma sürecine girdi ve dağıldı.

6.            İşçi sınıfı ve ezilen halkların hareketindeki büyük atılım, emperyalizm ve dünya gericiliğinin sosyalist kampa, işçi sınıfı ve ezilen halkların devrimci hareketine karşı güçlerini birleştirme eğilimini güçlendirdi. ABD, diğer emperyalist ülkeler karşısında kesin bir üstünlük sağlayarak, II. Dünya Savaşı’ndan sonra emperyalist-kapitalist sistemin tek hâkim gücü oldu. Bu durum ilk kez, geçici bir süre için de olsa emperyalizme; sosyalizme, işçi sınıfı ve halkların devrimci hareketine karşı, tek merkezden yönetilen birleşik bir saldırı başlatma ve yürütme olanağı sağladı. Yanı sıra mali sermaye, yalpalayan ara güçlerle, işçi aristokrasisi ve bürokrasisinin sarsılan ilişkilerini yenilemeye, işçi sınıfını ve halkları yatıştırmak için geçici tavizler vermeyi de içeren yeni taktikler ve yöntemler geliştirmeye yöneldi. “Sosyal devlet” uygulamaları yaygınlaşırken yeni sömürgeci yöntemler ve biçimler geliştirildi.

7.            Dünya işçi sınıfının devrimci hareketi, emperyalizmin cepheden ve burjuvazinin işçi hareketi ve sosyalist kamp içindeki dayanaklarının içeriden yürüttükleri saldırıları püskürtme ve kazanımlarını dünya ölçeğinde bir zafere doğru ilerletme yeteneği gösteremedi. 20. Kongre’de SBKP ve işçi sınıfının devrimci hareketine modern revizyonist çizgi egemen oldu. Bu, sosyalist inşayı kesintiye uğratan, kapitalizmin yeniden kuruluşu yolunu açan, emperyalizme, burjuvaziye ve her türden oportünist ve revizyonist akıma karşı mücadelenin yerine işbirliğini geçiren karşı-devrimci bir çizgiydi.

8.            Arnavutluk dışındaki sosyalist ülkelerde, deforme edilmiş sosyalist biçimler altında kapitalizm yeniden inşa edilirken, devrimci işçi hareketi yenilgi ve gerileme sürecine girdi. ’80’lerin sonuyla ’90’ların başlarında SSCB ve başında olduğu blok dağıldı. Sosyalizm ve deforme olmuş biçimlerinin son kalıntıları da tasfiye edilerek tipik kapitalist biçimlere geçilirken Arnavutluk’ta da sosyalizm yıkıldı. 1950’li yılların ikinci yarısında alınan yenilginin tahrip edici sonuçlarının tüm yalınlığıyla ortaya çıkacağı bir süreç başladı. Emperyalizm ve gericilik dünya ölçeğinde tarihin en etkili anti-komünist kampanyasını başlatma ve yürütme olanağı buldu. İşçi sınıfı ve ezilen halkların devrimci hareketi her bakımdan en geri düzeye çekildi.

9.            Modern revizyonizmin egemenliği ve yenilgiyi de içeren çok yönlü sonuçları; liberal, neo-liberal, muhafazakâr, sosyal-demokrat, neo-faşist, Ortaçağ gericiliğine yaslanan akımların kitleler arasında yayılmasının koşullarını geliştirdi. Tüm biçimleriyle revizyonist akımlar güç kaybetti. Bir kesimi dağılıp parçalanırken, kalıntıları reformcu sağ veya sol sosyal-demokrat akımlar haline geldi. Bir kesimi de platformlarını yenileyerek varlığını sürdürmeye yöneldi. Burjuvazinin baskısı ve karşı-devrimci kampanyasının yoğunlaştığı, tüm biçimleriyle burjuva ideolojisinin kitleler arasında yayılıp güçlendiği bu koşullarda, sistem içi çözümler ve seçenekler üretmeye yönelen “yeni” akımlar gelişti.

10.          Bilimsel sosyalist teori ve vardığı sonuçların eskidiği, aşılması gerektiği, hatta hiçbir zaman toplumsal süreçleri bilimsel olarak açıklayamadığı iddiası bu “yeni” akımların çıkış noktaları oldu. Bilim ve teknikteki devrimin üretim ilişkilerinde köklü değişimlere yol açtığı, emek sermaye karşıtlığının aşıldığı, yapısı değişen işçi sınıfının tarihi devrimci rolünün sona erdiği iddiasındaki teoriler yeni gerekçelerle canlandırıldı. Bunlara bağlı olarak, sınıf partilerinin maddi temellerinin ortadan kalktığı, başta sendikalar olmak üzere işçi örgütlerinin işlevinin değiştiği, hatta artık onlara gerek kalmadığı ve yerlerini yeni toplumsal örgütlenmelerin alacağı ileri sürüldü. Post-modern teorilerin yanı sıra bu tezler, koşullara uydurulmuş gerekçeler ve biçimlerle “radikal demokrasi”, “21. yüzyıl sosyalizmi”, “piyasa sosyalizmi”, “eko-anarşizm” vb. adlarla yaygınlaştırılmaya çalışıldı.

E.

KESKİNLEŞEN ÇELİŞKİLER, DEVRİMİN ARTAN OLANAKLARI

1.            İşçi sınıfının kurtuluş mücadelesi tarihinin en ağır yenilgisini almasına karşın, dünya işçi sınıfı ve ezilen halkların devrimci hareketinin üzerinde yükseldiği temel zayıflamak bir yana gelişmeye devam etti. Kapitalist rekabetin yanı sıra, kapitalist ve sosyalist sistemler arasındaki mücadele koşullarında gelişmeye başlayan bilim ve teknikteki devrim, bu temeli ilerleten çok yönlü sonuçlara yol açtı. Mali sermayenin asalak karakteri daha da belirginleşirken toplumsal eşitsizlikler derinleşmesini sürdürdü. Sosyalizmin maddi ön koşulları daha da olgunlaşırken, işçi sınıfı ve yarı-proleter kitleler, dünya ölçeğinde 1950’li yıllarla kıyaslanmayacak düzeyde büyüdü.

2.            Yenilgi ve bunun bir sonucu olarak gündeme gelen işçi sınıfı ve ezilen halkların hareketindeki gerileme, emperyalizmi ve dünya gericiliğini daha da saldırganlaştırdı. İşçi sınıfı ve ezilen halkların kazandıkları haklar ve mevzilerin son kalıntılarını da tasfiye etmek, mücadelelerini en geri düzeye itmek, mali sermayenin sömürüsü ve egemenliğini sınırlayan tüm engelleri kaldırmak ve en yüksek kârı gerçekleştirmek için pervasız bir saldırganlık dönemi başladı. Birçok ülkede gerçek ücretler düştü. Başta eğitim, emeklilik, sağlık ve işsizlik sigortası olmak üzere tüm alanlar özelleştirmelerle yüksek kârların elde edildiği yeni yatırım alanları haline geldi. İşçi ve emekçilerin sosyal kazanımları en geri düzeye çekildi. Taşeronlaşma, güvencesiz ve esnek çalışma yaygınlaştı. Tüm bunlara demokratik hak ve özgürlüklerin sistematik bir biçimde sınırlanması, siyasal gericilik ve militarizmin gelişmesi eşlik etti. Ekonomik kriz ve durgunlukların, şiddetlenen rekabetin, dünyanın yeni bir paylaşımı için güçleri sınama ve kesin bir hesaplaşmaya hazırlanmanın tüm yükleri, işçi sınıfı ve halkların sırtına yıkıldı.

3.            Büyük emperyalist devletlerin, geri ve orta gelişmişlik düzeyindeki ülkelerin yanı sıra diğer bazı gelişmiş ülkeler üzerindeki boyunduruğu artarken, bu ülkeler, bir tür ekonomik ve mali sömürgelere dönüşme sürecine girdi. İkili ve çok yönlü askerî, ticari, mali vb. anlaşmaların yanı sıra, üye ülkelerin egemenlik haklarını sınırlayan büyük emperyalist devletlerin denetimindeki IMF, Dünya Bankası, AB, Bağımsız Devletler Topluluğu, APEC, NATO gibi uluslararası kuruluş ve birliklerin ekonomik, politik, askeri, kültürel tüm alanlardaki yetki ve müdahaleleri artırıldı. Emperyalist paylaşım mücadelelerinin yanı sıra kapitalist dünya ekonomisinin uluslararasılaşması sürecinin ilerlemesine bağlı olarak gündeme gelen bu birlikler, büyük emperyalist devletlerin saldırılarını koordineli biçimde yürütme, etki ve nüfuz alanlarını genişletmelerinin araçlarından biri oldu.

4.                SSCB’nin dağılmasıyla birlikte başında iki süper gücün bulunduğu bloklar temelindeki bölünme ve rekabetin emperyalistler arasındaki ilişki ve çelişkilerde yol açtığı sınırlamalar ortadan kalktı. BM, IMF, Dünya Bankası, NATO gibi ekonomik, politik-askeri tüm uluslararası kuruluşlarla anlaşmaların üzerinde yükseldiği güçler dengesi değişti. Çin önemli bir emperyalist güç haline gelirken, SSCB’nin yıkıntıları üzerinden Rusya yeni bir emperyalist mihrak olarak ortaya çıktı. Emperyalistler arası güçler ilişkisi değişir ve belli başlı emperyalist güçler yeniden mevzilenirken, yeni bir paylaşım mücadelesi başladı. Etki ve nüfuz alanlarını korumak ve genişletmek için ulusal-etnik, dinsel-mezhepsel vb. çelişmeleri kullanan emperyalistler gerici iç savaşları kışkırttı. Halklar, özellikle Balkanlar, Kafkaslar, Afrika ve Ortadoğu’da gerici savaşların girdabına çekildi; başta ABD olmak üzere belli başlı emperyalist güçlerin yaygınlaşan doğrudan askeri müdahalelerine hedef oldu. Bu müdahaleler ve emperyalistlerin kışkırttığı savaşlarda ölen insan sayısı milyonları buldu ve özellikle Afrika’da soykırımlar yaşandı.

5.                Tarihinin en ağır yenilgisini almasından sonra da işçi sınıfı ve halkların mücadelesi, geri bir mevziden de olsa, kesintisiz biçimde sürdü. Saldırıları püskürtecek bir düzeye erişememiş ve kendiliğinden hareketin dar çerçevesini aşamamış olmasından doğan zayıflıklarına karşın, saldırıların yoğunlaştığı 1990’lı yıllar ve sonrasında da, işçi sınıfı ve halkların mücadeleleri, işyeri ve işkolu düzeyindeki grevlerden genel grev ve direnişlere, kitlesel yürüyüş ve gösterilere, geri ve bağımlı ülkelerde halk ayaklanmalarına doğru ilerledi. Emperyalizme, burjuvaziye, başta modern revizyonizm olmak üzere her türden oportünist ve revizyonist akıma karşı yürütülen mücadele sürecinde kurulan işçi sınıfının yeni devrimci parti ve örgütleri, 1990’lı yıllar ve sonrasında da yeni katılımlarla birliklerini sağlamlaştırıp mücadelelerini sürdürdüler.

6.            Bilim ve teknikteki ilerleme ve üretim araçlarındaki gelişme, insanlığın, doğanın gelişme yasalarını bilip gözeterek ve tüm kaynakları kullanarak gereksinimlerini karşılama ve güvence altına alma olanaklarını genişletti. Ancak gelişen üretim araçlarının sermaye ve tekellerin denetiminde en yüksek kârı gerçekleştirmek için kullanılması, doğanın çok yönlü tahribi ve kirlenmesine, ekolojik dengenin bozulmasına yol açmakta; tüm insanlığın ve canlıların varlık koşullarını tehdit eden ve acil olarak çözülmesi gereken yaşamsal bir sorun oluşturmaktadır. Emperyalist-kapitalist sistem bu bakımdan da insanlığı tam bir felakete sürüklemektedir.

7.            Proleter dünya devriminin maddi temelleri olgunlaşırken, tüm çelişmeleri derinleşen kapitalist-emperyalist sistem, gerici emperyalist savaşları, işçi sınıfı ve halkların devrimci mücadeleleri ve ayaklanmalarını kaçınılmaz kılan etken ve koşulları daha da geliştirmektedir. Krizden krize sürüklenen ve birçok ülkede devrimci patlama ögeleri biriktiren kapitalist emperyalist sistem yeni bir savaşlar, köklü altüst oluşlar ve devrimler dönemine doğru yol almaktadır. Emperyalizm ve gericiliğin başvuracağı yöntemlerle saldırılarının azgınlığı ve geçici başarısızlık ve yenilgilerin ağırlığı ne olursa olsun, kapitalist-emperyalist sistemin yıkılması ve proleter dünya devriminin zaferi kaçınılmazdır.

8.            Sadece zaferler değil yenilgiler de işçi sınıfını ve halkları eğitmekte, daha ileri ve büyük mücadelelerin ve zaferlerin üzerinde yükseleceği dayanaklar olmaktadır. Paris Komünü 1831 Fransa işçi mücadelelerinin, İngiltere’deki Çartist Hareketin ve 1848 Devrimlerinin, Ekim Devrimi ise tümünün birikimleri üzerinde yükseldi. 20. yüzyılın zafer ve yenilgileri de, işçi sınıfını eğiten, yeni ve daha ileri atılım ve mücadelelerin üzerinde yükseleceği dayanaklar olacaktır.

F.

TÜRKİYE DEVRİMİ

1.            Ülkeler; kapitalist gelişme düzey ve özellikleri, kapitalist dünya sistemi içindeki yerleri, sınıflar arası ilişkiler ve güç dengeleri, tüm yönleriyle sınıf mücadelesinin sürdüğü toplumsal koşullar vb. birçok bakımdan eşit ve aynı durumda değildir. Tüm bunlar, aynı nihai hedef etrafında birleşen değişik uluslardan işçilerin ve sınıf partilerinin önündeki kısa vadeli hedeflerin farklılaşmasına yol açar. Burjuva diktatörlüğünün ve kapitalizmin yıkılması, işçi sınıfının iktidarı alması ve egemen sınıf olarak örgütlenmesi, sosyalizmin kuruluşu süreci ve toplumsal devrimin gelişme seyrinde de farklılıklar kaçınılmaz olur.

2.                Kapitalist gelişme yoluna geç giren Türkiye, kapitalizmin tekelci aşamaya geçtiği 20. yüzyılın başlarında, meta üretimi ve ticaretin, bu temelde de kapitalist üretim ilişkilerinin belli bir gelişme gösterdiği, ancak feodal üretim ilişkilerinin egemenliğini sürdürdüğü, sömürgeleşme sürecinde olan yarı-sömürge, geri bir toplumsal yapıya sahipti. Türkiye’de kapitalizm; emperyalist devletler ve uluslararası mali sermaye gruplarının, dünya nüfusunun ezici çoğunluğunu oluşturan ülke ve halkları egemenlikleri altına alarak, bağımsız ve özgürce ilerleyişini engelledikleri toplumsal gelişme süreçlerinin emperyalist çıkar ve tercihleri temelinde şekillenmesi yönünde etkide bulundukları 20. yüzyılda;

a.            Emperyalizmin Türkiye’yi sömürgeleştirme girişimlerinin cılız bir anti-emperyalist devrim olan Ulusal Kurtuluş Savaşı’yla püskürtüldüğü, 1908 Devrimiyle Osmanlı otokrasisiyle iktidarı paylaşan ve bu savaşa önderlik eden burjuvazinin büyük toprak sahipleriyle ittifak halinde devlet iktidarını ele geçirerek egemen sınıf olarak örgütlendiği;

b.            Üstten reformlar ve devlet kapitalizmi uygulamalarıyla egemenliğini güçlendiren burjuvazinin üst kesimlerinin emperyalizmle işbirliğini geliştirerek tekelleştiği ve emperyalizmin içteki temel toplumsal dayanağı haline gelerek bağımlılık ilişkilerinin güçlendiği;

c.            Kürdistan’da da kapitalist gelişmeye bağlı olarak uluslaşma sürecinin ilerlediği, ancak, başta Kürt ulusu olmak üzere ulusal toplulukların tüm haklarının ayaklar altına alındığı, birikim, pazar ve kaynaklarının emperyalizmin ve iktidardaki Türk büyük burjuvazisinin denetimi altına girdiği ve Türk ulusunun egemen ulus olarak örgütlendiği;

d.            Feodal üretim ilişkilerinin devrimci tarzda değil, evrim yoluyla çözülerek tasfiye olduğu bir süreçte gelişerek egemen oldu.

3.            Bağımlı kapitalist gelişme, emperyalist ve yerli-tekellerin egemenliklerinin her alanda gelişip güçlenmesine, kapitalizm öncesi kalıntıların zayıflayarak da olsa varlığını uzun süre devam ettirmesine yol açtı. Kapitalist gelişme sürecinin temel özelliklerinden olan dengesiz gelişmeyi ve sonuçlarını derinleştirdi. Başta ekonominin tüm sektörleri ve ulusal özellikler de taşıyan bölgeler arasındaki gelişme düzeyi farklılıklarını arttırdı. Bağımsız ekonominin temeli olan üretim araçları üreten sanayinin gelişmemesi, geliştiği kadarıyla da bağımlı veya geri bir teknik temele sahip olması Türkiye kapitalizminin önemli bir özelliği oldu. Belirleyici durumda olan ve ileri teknoloji gerektiren üretim dalları ve birimleri, ileri teknik ve gelişme olanakları emperyalist şirketler ve devletlerin tekelindedir. Bu tekeli sarsabilecek gelişmeler engellenmekte, araştırma-geliştirme bölümlerinin eklentileri olmaya zorlanmaktadır.

4.            Tüm bağımlı ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de modern işletmeler, geri teknoloji ve üretim yöntemleri kullanan ve yaygın biçimde varlığını sürdüren küçük ve orta işletmelerle bir arada bulunmaktadır. Ancak kapitalist gelişme, küçük ölçekli işletmelerin yerini büyük ölçekli işletmelerin alması, giderek toplumsallaşmasına neden olduğu üretimin ve sermayenin yoğunlaşarak merkezileşmesi süreçlerini ilerletmektedir. Bu ilerleme Türkiye’de de sosyalizmin maddi önkoşullarını ve onu kuracak olan toplumsal gücü geliştirmekte, üretimin toplumsal karakteri ile mülk edinmenin kapitalist biçimi arasındaki çelişmeyi, emek sermaye karşıtlığını derinleştirmektedir.

5.            Yoğunlaşan sömürü üzerinden sağlanan birikim ve yabancı sermaye girişinin artması, kapitalist gelişmeyi hızlandırdı. Bunun yanı sıra, ulusal ekonomiyi koruyan önlemlerin kaldırılması, köylü, küçük esnaf ve zanaatkârlar gibi küçük işletme sahiplerinin mülksüzleşme sürecini ilerletti. Köylülerin giderek genişleyen kesimlerinin mevsimlik ya da sürekli tarım işçileri haline gelmesine, büyüyen kitleler ve birbirini izleyen dalgalar halinde şehirlere akmasına yol açtı. Kürdistan’da köylerin zorla boşaltılması köyden kente göçü büyüten bir başka etken oldu. Özellikle tarım ve ticaret gibi küçük ve orta işletmelerin yaygın olduğu sektörlerde de büyük işletmeler artarken, ücretli emek bütün sektörlerde çoğalıp yaygınlaştı. İşçi sınıfı büyük işletmelerle on binlerce işçinin bir araya geldiği organize sanayi bölgelerinde yoğunlaşan çok uluslu bir sınıf olarak gelişti. Mücadele ve örgütlenme kapasitesi ve olanaklarının yanı sıra kitlesi bakımından da başlıca toplumsal güç haline geldi. Ara sınıf ve tabakalar çözülür ve ekonomik-toplumsal hayattaki rolleri zayıflarken, toplumun burjuvazi ve işçi sınıfı olarak iki temel sosyal sınıfa bölünmesi süreci ilerledi.

6.                Türkiye, uzun bir zamandır kapitalist üretim ilişkileri ve tekellerin egemen hale geldiği, ancak feodal kalıntıların gittikçe zayıflamakla birlikte özellikle Kürdistan’da varlığını sürdürdüğü bağımlı bir kapitalist ülkedir. Bağımlı kapitalist gelişme süreci ilerledikçe, üretim araçlarının ve toplam toplumsal üretimin büyüyen bölümü emperyalist ve yerli tekellerle büyük toprak sahiplerinin denetimine girmektedir. Buna karşılık en hayati yaşam ve çalışma araçlarından yoksun mülksüzler; proleter ve yarı-proleterler kitlesi, işsizler ordusu büyümekte, toplumsal eşitsizlikler derinleşmektedir. Bunların yanı sıra Türkiye, politik üstyapının militarist, anti-demokratik, şoven-milliyetçi temelde şekillendiği, başta Kürt ulusu olmak üzere ulusal topluluklarla din ve mezheplerin baskı altında tutulduğu, hak eşitliği ve halkın demokratik hak ve özgürlük taleplerinin katliam ve terörle bastırıldığı, baskı ve terörün faşist biçimlerinin de dönem dönem yoğunlaştırılarak uygulandığı bir ülkedir.

7.                Yoğunlaşan emperyalist sömürü ve bağımlılık ilişkileri, tekellerin ve onlarla birleşmiş büyük toprak sahiplerinin sömürü ve egemenliği, feodal kalıntılar, ekonomik ve toplumsal ilerlemenin önündeki başlıca engellerdir ve bunlar işçilerin, tüm ezilen ve sömürülen sınıfların yaşam ve çalışma koşullarını ağırlaştırmaktadır. Bu durum, en yalın ve somut yansımalarını, iş gününün uzunluğu ve yoğunluğunda, işçi ücretlerinin aşırı düşüklüğü ve çalışma koşullarının kötülüğünde, işsizler ordusunun büyüklüğünde, tarımsal alanların yanı sıra özellikle şehirlere yığılmış, her türlü sosyal güvenceden yoksun, düzenli bir işi olmayan, açlık sınırında ve son derece kötü barınma koşullarında yaşamlarını sürdürmeye çalışan yarı-proleter kitlelerin büyümesinde gösterir. Bu olguya, başta köylüler olmak üzere küçük işletme sahiplerinin yerli ve yabancı tekellerin, büyük toprak sahiplerinin boğucu baskısı ve sömürüsü altında hızla yoksullaşıp mülksüzleşmeleri eşlik eder. Bu, halkın özgürlükleri ve haklarının alabildiğine sınırlanması ya da tamamen ayaklar altına alınmasında, toplumun ezici çoğunluğunun geleceğe ilişkin güvensizliğinin yaygınlığı ve derinliğinde de kendisini açığa vurur. Emperyalizme bağımlılık ve tekelleşme geliştikçe ilerleyen, ekonomik kriz ve durgunluk dönemlerinde ağırlaşan bu koşullar, öncelikle emperyalizme, tekelci burjuvazi ve büyük toprak sahiplerine karşı ezilen ve sömürülen kitleler arasında öfke ve mücadele eğilimlerini geliştirir ve onları aynı cephede birleşmeye zorlar.

8.            İçinde bulunduğumuz koşullarda, Türkiye işçi sınıfı ve partisinin önündeki acil görev; emperyalist sömürü ve bağımlılık ilişkilerinin, işbirlikçi tekellerin, büyük toprak mülkiyeti ve tüm biçimleriyle feodal kalıntıların tasfiyesi, ulusların tam hak eşitliği ile kendi kaderlerini tayin hakkı da dahil, demokratik tüm hak ve özgürlüklerin gerçek anlamda ve kalıcı olarak kazanılması ve güvenceye alınmasıdır. Bu acil görev, ancak emperyalizmin ve tekelci burjuvazi ve toprak sahipleri egemenliğinin yıkılması ve işçi sınıfı önderliğinde, ezilen ve sömürülen sınıf ve tabakalara dayanan devrimci halk iktidarının kurulmasıyla yerine getirilebilir. Halk iktidarı, başta fabrikalar, tarım işletmeleri olmak üzere halkın üretim ve yaşam alanlarında örgütlenmesine ve öz gücüne dayanan, halk tarafından seçilen ve denetlenen halk meclisinin en yüksek organı olacağı yeni bir devlet düzeni ve aygıtının kurulmasını gerektirir.

9.            Bu acil görevin yerine getirilmesiyle, ekonomik ve toplumsal ilerlemenin ve işçi sınıfının kurtuluş mücadelesinin önündeki başlıca engeller tasfiye edilecektir. Emperyalizme ve egemen sınıflara karşı işçi sınıfı önderliğinde kazanılacak zafer, devrimin kesintisiz biçimde sınıfların, sömürü ve baskı ilişkilerinin tüm biçimleriyle ortadan kaldırılmasına doğru genişletilmesini ve ilerletilmesini, sosyalist inşaya yönelik adımların atılmasını güvenceye alacaktır. İşçi sınıfı, bu mücadelenin zaferinden en çok çıkarı olan ve bu mücadeleyi tam zafere kadar kararlıca sürdürebilecek olan tek sınıftır. Bu, onun tarihi devrimci rolünü yerine getirmesi, tam ve kesin kurtuluşunu gerçekleştirmesi doğrultusunda attığı ilk adım olacaktır.

G.

A -Halk İktidarı ve Halk Demokrasisi İçin

1.            Halkın seçtiği temsilcilerden oluşan bir kurucu meclis tarafından halkın en geniş katılımıyla hazırlanan ve halk onayına sunulan, halkın mutlak egemenliği ve iktidarını, demokratik hak ve özgürlükleri güvence altına alan anayasa temelinde yeni bir devlet düzeninin kurulması.

a.            Halk tarafından seçilen temsilcilerden oluşan, tüm yönetim erklerini elinde toplayan ve devletin en yüksek egemenlik kurumu olarak çalışan bir halk meclisi.

b.            Devletçe atanmış bütün yerel makamların kaldırılması, tüm bölgesel ve yerel yönetimlerin, her kademede halk tarafından seçilen temsilcilerden oluşan meclislerin elinde toplanması.

c.            Seçilmiş temsilci, vekil ve görevlilere ödenen ücretlerin, kalifiye işçi ücretlerinin ortalamasını aşmayacak şekilde sınırlandırılması. Seçilmiş temsilcilerin yargılanabilmesi ve seçmenlere, seçtikleri temsilci ve görevlileri görevden alma hakkı.

d.            18 yaşına giren herkese seçme, tüm meclis ve yönetim organlarına seçilme hakkı. Eşit, tek dereceli, gizli oy, açık sayım ve nispi temsil esaslarına dayanan serbest seçimler.

e.            Sadece seçimden seçime oy kullanmaktan ve biçimsellikten kurtulmuş, halkların bütün karar alma süreçlerine katılabildiği bir halk demokrasisi. Bütün iletişim araç ve olanakları kullanılarak halk iradesinin her adımda yeniden teşekkülü ve bu iradenin meclislere kesintisiz yansımasına zemin oluşturacak bir özgürlük ortamı.

f.             Her türden bürokrasiye karşı kesintisiz bir mücadelenin yürütüleceği, işçi sınıfı ve emekçilerin devleti ve toplumu denetlemeyi ve yönetmeyi öğreneceği yeni bir toplumsal politik düzen.

2.            Yargıçların halk tarafından seçilmesi, halk mahkemesi, halk jürisi sistemi ve halkın bilgi ve dene-timine açık yargı. Halka, yargıçları görevden alma hakkı.

3.            Başta toplum ve aile içinde kadın-erkek eşitliği olmak üzere, yurttaşlar arasında ayrımsız bir hak eşitliği. Konut ve kişi dokunulmazlığı. Her yurttaşa devlet yönetimi ve bilgilerine kolayca ulaşma ve bir üst makama başvurmaksızın her memuru mahkeme önünde dava etme hakkı. Kamu kurumlarının elindeki nüfus sayım, işsizlik, bütçe, enflasyon vb. tüm verilerin herkes tarafından ulaşılabilir, parasız kullanılabilir, açık veri standartlarına uygun olarak yeniden yayınlanması.

4.            Tüm dolaylı vergilerin kaldırılması, asgari ücretin vergi dışı tutulması. Özel ve tüzel kişiler için artan oranlı gelir ve veraset vergisi.

5.            Düşünce ve ifade özgürlüğüyle basın ve haberleşme özgürlüğünün, toplantı, gösteri ve yürüyüş hakkının önündeki tüm yasal ve kurumsal engellerin kaldırılması. İşçi ve emekçilere sınırsız sendikal, siyasal örgütlenme ve grev hakkı.

6.            Ülkenin çok uluslu bir ülke olduğu resmen ilan edilerek tüm ulusal baskı ve ayrıcalıkların kaldırılması. Bütün uluslar ve ulusal topluluklarla diller arasında tam hak eşitliği. Başta Kürt ulusu olmak üzere bütün uluslara ayrı devlet kurma hakkı dahil kendi kaderini tayin hakkı. Zorunlu tek devlet dili uygulamasının kaldırılması. Bütün uluslara ve ulusal topluluklara kamu hizmetlerinden anadilinde yararlanma hakkı.

7.            Gerçek bir laiklik için dinin devletten ayrılması. Dinin kişiye özel bir alan olduğunun ilanı. Eğitim alanındakiler dahil devletin tüm dinsel kurumlarının feshi, dini kurumlar ve cemaatlerin devlet tarafından finansmanına son verilerek dinsel alanın bütünüyle inananlara terk edilmesi. Dinin siyasallaşmasının önlenmesi. Din ve eğitimin bütünüyle ayrılması; zorunlu din eğitiminin kaldırılması, müfredatın dini içeriğinden ayıklanması. Devletin bütün din, mezhep ve inanç toplulukları karşısında yansızlığına dayanan, inanma ve inanmama hakkını kapsayan gerçek bir inanç özgürlüğü.

8.            Irkçı, faşist örgütlenmelerin yasaklanması. MİT, Kontrgerilla, Özel Kuvvetler, polis, koruculuk ve her tür dinleme-izleme örgüt ve aygıtlarının ve çeşitli bürokratik, siyasal çevrelerde kamufle olmuş faşist, provokatif çetelerin dağıtılması. Halka karşı suç işlemiş tüm faillerin halka açık yargılanması. Tüm gizli devlet arşivleri açıklanarak, mağdurlara tazminat ödenmesi.

9.            Ülke savunması ve iç güvenliğin halkın genel silahlandırılmasına dayanması, ordunun bu temelde yeniden örgütlenmesi. İsteyene vicdani ret hakkı.

10.          Okul öncesi ve üniversite dahil bütün eğitimin kamu hizmeti olarak yeniden örgütlenmesi. Her düzeydeki özel eğitim kurumlarının kamuya devri. İlköğretimden üniversiteye tüm okul giriş sınavlarının kaldırılması. Eğitimin her kademede parasız, bilimsel ve laik olması. Ülkedeki ulusal farklılıkları dikkate alan, bilim ve sanatı yeni kuşakların eğitiminin ve gelişmesinin temeli sayan, ırkçı, dinci ve cinsiyetçi olmayan temel bir müfredat. Eğitim kurumlarına ve olanaklara erişimde eşitlik.

a.            Yeterli sayıda parasız kreş ve anaokulu. Kız ve erkek her çocuk için 12 yıllık zorunlu temel eğitim. Bütün çocukların beslenme, ders araç-gereç ve ulaşım giderlerinin devlet tarafından karşılanması. İsteyen her çocuğa, eğilim gösterdiği her ortaöğrenim kurumuna girebilme hakkı.

b.            Başta gençler olmak üzere, herkese yüksek öğrenim ve üniversite eğitimi olanağı. YÖK benzeri kurum ve yasaların iptali. Özerk, bilimsel ve demokratik bir üniversite. Üniversite ve yüksek okulların, bileşenlerinin seçtikleri kurullar tarafından yönetilmesi. Öğrenci örgütlerinin, sağlanan ödenekleriyle birlikte yönetimlerden ayrı örgütlenmesi. İhtiyacı olan her üniversiteliye burs, parasız barınma, ulaşım ve yeterli beslenme.

11.          Halk ve kişi sağlığının dokunulmaz bir yurttaşlık hakkı ve parasız bir kamu hizmeti olduğunun açıktan ilanı. Hastanelerin özelleştirilmesinin durdurulması, özel sağlık kurumlarının kamuya devri. Tüm koruyucu, birinci basamak ve hastane sağlık hizmetlerinin ayrımsız, parasız, kolay ulaşılır olması. Sağlık kurumlarının yeterli sayıda personel, donanım ve tıbbi malzemeyle nitelikli hizmet verecek şekilde yeniden örgütlenmesi.

B -Bağımsız Bir Ülke ve Toplumsal İlerleme için

1.            Ülke adına yapılmış uluslararası anlaşmaların eksiksiz açıklanması. Emperyalist ülkeler ve kurumlarla yapılmış açık gizli siyasal ve askerî bütün anlaşmaların feshi. Başta komşu ülkeler olmak üzere, diğer ülkelerle ulusal bağımsızlık ve egemenliğe saygı, karşılıklı yarar, içişlerine karışmama, eşitlik, barış, dostluk temeline dayanan ilişkiler. Uluslararası sorunlarda, ezilenler ve baskı görenlerden yana yürütülecek tutarlı bir diplomasi. Ulusal özgürlük ve ilerici halk mücadelelerinin desteklenmesi, emperyalist, yayılmacı müdahaleler karşısında dayanışma.

2.            NATO’dan çıkılması. Ülkedeki tüm yabancı askeri üslerin kapatılması; öncelikle nükleer silahlar olmak üzere, buralardaki bütün silah sistemlerinin sökülmesi. Yabancı asker bulundurmaya izin veren yasa ve yönetmeliklerin feshedilmesi. Saldırı amaçlı her tür silahlanmanın durdurulması. Ülke dışındaki tüm askeri birliklerin geri çekilmesi ve sınır ötesine asker göndermenin yasaklanması.

3.            Kıbrıs’ın ‘arka bahçe’ olmaktan çıkarılması. Başta Türk Ordusu olmak üzere tüm yabancı üs ve askeri birliklerin Kıbrıs’tan çekilmesi. Kıbrıs’ın kaderinin her iki milliyetten Kıbrıs halkına bağlı olduğu ilan edilerek, tanınması.

4.            AB başvurusunun geri çekilmesi. IMF, Dünya Bankası ve DTÖ’den çıkılması. Başta AB ve Gümrük Birliği olmak üzere, uluslararası sermaye kuruluşlarına tanınan imtiyazların kaldırılması ve yapılmış tüm ayrıcalık anlaşmalarının iptal edilmesi.

5.            Emperyalist ve işbirlikçi tekelci burjuvazinin, büyük toprak sahiplerinin mülkiyetindeki mali, sınai, tarımsal, ticari ve hizmet alanındaki tüm işletme ve vakıfların, büyük toprakların, maden ve orman alanlarıyla akarsular, göller ve kıyıların tazminatsız olarak ulusallaştırılması. Tüm bankalar ve diğer tüm mali kurumların tek bir ulusal banka çatısı altında birleştirilmesi; ulusallaştırılan tüm bu işletmelerin işçi-emekçi denetimine verilmesi.

6.            Emperyalist devlet, sermaye grup ve kurumlarına olan tüm borçların iptali. Dış ticaret ve ülkeye para, sermaye giriş ve çıkışları üzerinde devlet tekeli.

7.            Emperyalist ve işbirlikçi tekellere, büyük toprak sahiplerine karşı köylülerin mücadelesini destekleyen Emek Partisi şu talepleri ileri sürer:

a.            Başta feodal kalıntıların varlığını sürdürdüğü topraklar olmak üzere, vakıflar ve devlete ait olanlar dahil büyük toprak mülkiyetine tarım işçileri ve köylülerin el koyması.

b.            El konulan büyük topraklar üzerindeki tüm bina, makine ve teçhizat, tarım ürünlerinin işlendiği tesisler gibi tüm taşınır ve taşınmaz malların tarım işçilerinin de içinde yer aldığı komitelerce denetim altına alınması.

c.            Tarımın ve teknik temelinin geliştirilmesi için köylülerin yararlanacağı makine-traktör parklarıyla tohum, fide, damızlık hayvan vb.nin üretilip geliştirileceği işletmeler kurulması.

d.            Köylülerin bankalara, emperyalist ve işbirlikçi tekellere, tefeci ve büyük toprak sahiplerine olan tüm borç ve yükümlülüklerinin iptal edilmesi ve ipoteklerin kaldırılması.

e.            Tarımsal üretimi planlama, ürünleri pazarlama ve fiyatlarının belirlenmesinde köylü örgütlerinin söz sahibi olması.

f.             Devrimin zaferi ve halk iktidarının kurulması koşullarında, ulusallaştırılan toprak ve arazinin, ülkenin bütünü açısından önem taşıyan kesimi hariç ormanlar ve su kaynaklarının yerel yönetim organlarında örgütlenen köylülüğün tasarrufuna verilmesi; büyük ölçekli modern tarım işletmelerinin yanı sıra onların ayıracağı topraklar üzerinde örnek kolektif işletmeler kurulması.

C -Çalışma ve Yaşam Koşullarının İyileştirilmesi ve Yaşanabilir Bir Dünya için

1.            Her yurttaşa sağlıklı, güvenlikli, insani, geleceği garanti altına alınmış yaşam, parasız konut ve ulaşım hakkı; çalışabilir kadın erkek her yurttaşa uygun ve güvenceli bir iş; her emekçiye sağlıklı bir ortamda çalışma olanağı.

a.            Esnek çalışmanın, teknik zorunluluklar dışında gece çalışmasının, tüm angarya ve mesailerin yasaklanması. 7 saatlik iş günü, 5 günlük iş haftası. Ağır ve tehlikeli işlerde 5 saatlik işgünü sınırı. Herhangi bir ücret eksilmesi olmaksızın haftada 2, yılda 40 gün kesintisiz dinlenme hakkı. Zorunlu gece çalışması ve tehlikeli işler için çift ücret.

b.            Fabrika ve işyerlerinde azami sağlık koşulları; iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı yeterli önlem, işçi sağlığı ve yaşamının korunması için hijyenik ortam ve yeterli araç gereç. 50’den fazla emekçinin çalıştığı her işyerinde hekim istihdamı. Sanayi bölgeleri için yeterlilik taşıyan hastaneler. İşçilerin kazalar veya iş hastalıklarından gördüğü zarardan, ayrıca soruşturma gerekmeksizin patronları sorumlu tutan yasal düzenleme. İşyerlerinde işçi denetimi. İşini kaybeden emekçiye ve yaşamını kaybeden emekçinin bakmakla yükümlü olduğu yakınlarına, patronlara konulacak özel vergiyle sağlanan düzenli bir gelir.

c.            Tüm işkolları ve bölgeler için 4 kişilik bir aile temel alınarak saptanacak tek bir asgari ücret. Saptanan ücret altında, kaçak, sigortasız işçi çalıştırmanın, cezai ve herhangi başka bir nedenle işçilerin ücretlerinden kesinti yapmanın yasaklanması. Çıraklar, evde çalışan işçi ve emekçilerin de iş, ücret ve sigorta yasaları kapsamına alınması ve bu kesimler dahil, işçilerden kesilen tüm sigorta prim paylarının patronlar tarafından karşılanması.

d.            Çocuk ve yaşlı bakımı ve bütün ev içi emeğin toplum için kamusal bir iş olduğunun kabulü. Doğum öncesi kadına iki ay, doğum sonrası kadın ve erkeğe altışar ay devredilemez, ücretli ebeveyn izni. Semtlerde ücretsiz, nitelikli ve yaygın çocuk bakım yuvaları, işyerlerinde kreşler, emzirme odaları ve annelere emzirme izni.

e.            Eşleri birbirine bağımlı olmaktan çıkaran ve bir birey olarak hak sahibi kılan bir sosyal güvenlik sistemi. Aile gelirine eşit ortaklık. Kadın istihdamının önündeki tüm engellerin kaldırılması. Kadınların, kadın sağlığını olumsuz etkileyecek işlerde çalıştırılmasının önlenmesi, nitelikli görülen işlerde kadınların istihdam edilebilmesi için özel önlemler alınması, eşit işe eşit ücret ödenmesi.

f.             Patronların işçi çıkarması, 18 yaş ve altı çocuk emeğinin ücretli emek olarak kullanılmasının yasaklanması. 30’dan fazla işçi çalıştıran işyerlerinde engelli işçi çalıştırma zorunluluğu.

g.            Taşeronlaştırma, kiralık ve sözleşmeli işçilik vb. güvencesiz çalışma biçimlerinin kaldırılması. İşçilerle kent ve kır emekçilerinin tazminat ve emeklilik ikramiyeleri dahil tüm kazanılmış haklarının korunması. Emekli olma süre ve prim gün sayısının düşürülmesi, herkese emekli olabilme olanağı sağlanması. Ağır ve tehlikeli işlerde çalışan işçi ve emekçilere erken emeklilik hakkı.

h.            Lokavtın yasaklanması, her türlü (hak, dayanışma, siyasal ve genel) grev hakkının önündeki tüm engellerin kaldırılması. İşyeri işçi temsilcilikleri ve sendikaların, işyerlerinde işçileri temsil eden örgütler olarak tanınmaları. Bu örgütlere, iş koşulları, iş kazaları ve çıkan tüm anlaşmazlıklarda müdahale, öncesini de kapsayacak şekilde söz ve denetim sorumluluğu. İşçilerle ilgili kararlara sendika ve temsilcilik denetimi. İçinde kadın ve erkek işçilerin yer aldığı ve başkanının işçi olduğu, eşit temsili işyeri disiplin kurulları için yeni yasal düzenleme. Özel olarak kadın müfettiş talebini içerecek şekilde iş müfettişleri çağırma ve iş mahkemelerine başvurma hakkı.

ı. Kamuda tüm esnek çalışma biçimlerinin yasaklanması; kadrolu ve güvenceli çalışma. Kamu emekçilerinin grevli, toplu sözleşmeli sendika hakkı önündeki tüm engellerin kaldırılması. Kamu emekçilerine kendi yöneticisini seçme ve siyaset yapma hakkı.

i.             Tarım işçilerinin sendika, sigorta, grevli toplusözleşme hakkını garanti altına alan bir Tarım İş Yasası. Her türlü sosyal güvencenin sağlanması ve ücret ayrımcılığına son verilmesi. Mevsimlik işçiler için sağlıklı konut, ulaşım ve çocukları için uygun eğitim koşulları.

2.            İş müfettişliği ve iş mahkemelerinin, patronu kollama ve işçiyi oyalama aracı olmaktan çıkması. Bunların, patron ve hükümetlerden uzak, gerçekten bağımsız ve yaptırım gücü olan aygıtlar olarak yeniden oluşturulması. İşçi ve sendika örgütlerine, bunları denetleme ve yönetimlerine katılma hakkı.

3.            Özel istihdam büroları, dayıbaşılık, elçilik gibi aracıların yasaklanması. İş ve işçi bulma kurumlarının, işçilerin haklarını takip ve uygun işi bulmalarını kolaylaştırma yükümlülüğüyle birlikte yeniden örgütlenmesi.

4.            Sigortaların, patronlara mali ‘fon’ olmaktan çıkması, el konmuş tüm mülk, para ve prim alacaklarının faizleriyle birlikte sigortalara iadesi. Devletçe desteklenen, işçilerce seçilip sendikalarca denetlenen organlar eliyle yönetilen sigortalar. Sağlığa tam destek, emeklilik ve işsizlik ödemelerinde iyileştirme. Tüm sigortalarda işlem, ödeme, bilanço aleniyeti.

5.            Yağmalanması önlenmiş, yaşayan ve yaşanabilir bir dünya. Arsa spekülasyonu ve rantçı inşaatçılığın temel alındığı bir “kentsel dönüşüm” değil, insanın ve emeğin merkeze alındığı kentler ve kentleşme. Her tür güvensizlikten arınmış, bilgi, sorumluluk ve paylaşmaya dayanan bir toplumsal ve kültürel yaşam.

a.            Çevre, beslenme ve enerji alanında kârın değil canlı yaşamı ve halk sağlığının temel alınması. Suyun metalaştırılmasının, doğanın talan edilip piyasalaştırılmasının ve doğal yaşamın birçok canlı türünün yaşamını tehdit edecek biçimde tahrip edilmesinin engellenmesi. Nükleer santrallerin yasaklanarak ülkenin zehirli atık ve nükleer çöp deposu haline getirilmesinin önlenmesi. Toprağın, ormanların, suların, bitki ve hayvanların korunması. Tarımsal üretimde gıda güvenliğini yok eden genetiği değiştirilmiş tohumlar ve gıda ürünlerinin yasaklanması. Patent tekeline son verilmesi. Temiz tarımsal ve sınai üretim.

b.            Yerleşim yerleri ve kentlerin ıslahı, beton ve metal yığınlarına dönüşmekten kurtarılması. Çocuk, yaşlı ve engelli yurttaşlar başta olmak üzere halkın yaşamını kolaylaştıran, doğayla uyumlu köy, kent, yapı inşa ve ulaşım planları.

c.            Tarihsel, kültürel mirasın imha ve yağmalanmasının engellenmesi. Sermaye gruplarının bilim, kültür ve sanat üzerindeki tekeline son verilmesi. Emperyalist ve gerici kültürel kuşatma ve baskının kırılması. İnsanlığın ilerici ve demokratik birikimine dayanan, halkın eğitimine hizmet eden, estetik beğenisini yükselten sanat ve edebiyatın desteklenmesi. Sanatsal ve edebi yaratı özgürlüğünün güvence altına alınması. Her yaştan ve cinsten işçi ve emekçilerin kültürel ve sanatsal yaratıcılıklarını geliştirmeleri ve sergilemeleri için olanaklar sağlanması. Bütün yurttaşların bilim, kültür ve sanat ürünlerine erişim hakkının garanti altına alınması. Parasız internet hizmeti.

d.            Bilim ve bilimsel çalışmanın toplumun hizmetinde olması. Bilimsel araştırma özgürlüğü. Bilimsel çalışma ve bilim insanlarının her türlü olanak sağlanarak desteklenmesi. Bilimsel buluşlar üzerindeki patent vb. türden fikri mülkiyetin kaldırılması.

e.            Herkesin spor yapabileceği bir toplumsal örgütlenme. Yurttaşların sağlıklı ve yaratıcı gelişimlerinin sağlanması için kazanma odaklı, cinsiyetçi spor yaklaşımının terk edilmesi. Herkesin spor yapma olanaklarına kolay erişimi için halka açık spor tesisleriyle parkların yaygınlaştırılması.

f.             Merkezi ve yerel yönetimlerin doğal, çevresel, kentsel olanlar başta olmak üzere, halk yaşamını doğrudan ilgilendiren tüm konularda halka hesap verme zorunluluğu. Halka, merkezi ve yerel ilgili kurumlara; doğal ve tarihi mirası koruma, bütün ıslah, imar, üretim plan ve pratiğini denetleme hakkı.

6.            Yaşlı ve engelli yurttaşların toplumsal yaşama katılabilmesi için önlemler alınması. Tavizsiz uygula-nacak ayrıcalıklı bireysel ve toplumsal haklar. Kreşler ve okulların engellilerin eğitim hakkının gerçekleşebileceği biçimde düzenlenmesi. Çocuk haklarının yasal güvenceye kavuşturulması.

7.            Cinsiyet eşitliğinin, toplumsal yaşamın her alanında temel bir ilke olarak kabul edilmesi. Farklı cinsel yönelimlere karşı baskı, şiddet ve her türlü ayrımcılığa son verilmesi. Kadınların çalışma yaşamında, sosyal ve kültürel yaşamın tüm alanlarında uğradığı her tür ayrımcılığın son bulması. Ataerkil yapı, gerici geleneksel anlayış ve göreneklerin kadının toplumsal konumu üzerindeki etkileriyle etkin ve tavizsiz mücadele; bunun gerektirdiği her türlü yasal ve fiili düzenlemenin yapılması. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi, kadına karşı işlenen suçlarda ataerkil yargıların ve tutumların belirleyiciliğinin önlenmesi, bu konuda yükümlülüklerini yerine getirmeyen görevlilere cezai yaptırım uygulanması, sığınma ve danışma merkezlerinin sayı ve niteliğinin artırılması.

8.            İnsanlığa ve halka karşı suç işleyenler hariç Türkiye’ye göç eden herkese oturum hakkı veya mültecilik statüsü. Göçle gelenlere yönelik ayrımcı uygulamalara son verilmesi; ikamet, barınma ve çalışma olanağı sağlanması. Sosyal güvence ve isteyen herkese eşit vatandaşlık hakkı. Tüm göçmenlerin statülerine bakılmaksızın eğitim ve sağlık başta olmak üzere kamu hizmetlerinden eşit biçimde yararlanması.

9.                Yurtdışında kalıcı olarak yaşayan Türkiye kökenli işçi ve emekçilerin bulundukları ülkelerdeki işçi sınıfı ve emekçilerin eşit haklara sahip bir parçası olarak görülmesi ve sınıf birliğinin desteklenmesi. Devletin ve desteklediği çeşitli dini-siyasi örgütlerin yurtdışında yaşayan Türkiye kökenli göçmenler üzerindeki etnik ve dinsel gerekçelerle kutuplaştırma politikasına ve ekonomik istismarına son verilmesi. Yurt dışında kalıcı olarak yaşayanlar için askerlikten muafiyet getirilmesi ve vatandaşlık haklarının bürokratik engellere maruz kalmadan eksiksiz uygulanması.

EMEK PARTİSİ TÜZÜK

PARTİNİN ADI

1-                Parti’nin adı Emek Partisi’dir. Parti’nin kısa adı EMEP’tir. Parti’nin merkezi Ankara’dadır.

AMAÇ

2-            EMEP Türk, Kürt ve her milliyetten Türkiye işçi sınıfının partisidir. Amacı; tüm sınıfların, bütün biçimleriyle baskı ve sömürünün kaldırıldığı sınıfsız toplumun kurulmasıdır.

ÖRGÜTLENME İLKELERİ

3-            EMEP işçi sınıfının partisi ve örgütlenmesinin en üst biçimidir. İşçi sınıfının kurtuluşunun, işçi sınıfının bizzat kendi eseri olacağı düşüncesi, onun eyleminin temelini oluşturur. Parti, bu görevini yerine getirmek için işçi ve emekçilerin yaşam ve eylemi içinde kararlılıkla ve tüm örgüt ve üyeleriyle yer alır.

4-                EMEP’in üye bileşiminin asıl kaynağı işçi sınıfıdır. İşçiler arasından gelen ögelerin, kadroları arasında ağırlık kazanmasını, sınıfsal karakterinin temel bir ifadesi olarak görür. EMEP, işçi sınıfının organik bir parçasıdır.

EMEP işçi sınıfının dünya görüşü olan bilimsel sosyalizmi kılavuz edinir; saflarının sağlamlığı, üyelerinin gönüllü ideolojik, siyasi ve örgütsel birliğine dayanır.

Parti, mücadele gücünü, saflarındaki bu gönüllü birlikten alır; gücünün temeli olan bu birliği bozacak gruplaşma ve hizipçi faaliyetlere izin vermez.

EMEP örgütlenmesi ve mücadelesinin meşruiyetini, işçi sınıfının kurtuluşu davasının haklılığından alır. Varlığı, çalışma ve örgütlenmesinin kesintisizliği esastır; faaliyetini her şart altında sürdürmesi, çizgisinin en önemli özelliklerinden biridir.

EMEP sınıfın bilinçli, kararlı ve fedakâr unsurlarını bağrında toplar. Üye ve kadrolarının ideolojik, siyasal ve kültürel bakımdan ileri, gelişmiş kişilikler olarak şekillenmesine özel bir önem verir.

Eleştiri özeleştiri, partiyi kitlelere bağlayan bir mekanizma olduğu kadar, parti içi eğitimin temel bir yöntemi, üye ve kadrolarının yaratıcılığının gelişmesi ve örgütlerinin artan bir enerjiyle çalışmasının temel araçlarından biridir. Parti saflarında özeleştirel bir tutumu teşvik ederken, eleştirinin bastırılmasına ve karalama veya övgü düzmeye dönüştürülmesine olanak tanımaz.

EMEP Uluslararası Komünist Hareketin ülkemizdeki temsilcisidir. Bir bileşeni olduğu dünya işçi sınıfı ve halklarının mücadelesini her cephede desteklerken, kardeş partilerle ilişkilerinde tam eşitlik, içişlerine karışmama ve enternasyonal dayanışma anlayış ve ruhuyla hareket eder. Üyelerinden, tüm dünya ülkeleri işçileri arasında enternasyonal ilişkilerin sağlamlaştırılmasında aktif ve fedakâr bir çalışma talep eder.

PARTİ ÜYELİĞİ

5-            Parti programı ve tüzüğünü kabul eden, parti örgütlerinden birinde görev alan ve aidatını düzenli ödeyen 18 yaşını doldurmuş herkes EMEP üyesi olabilir.

6-            Partiye kabul koşulları

a- Partiye üyelik başvurusu ve başvuran kişilerin partiye kabulü tamamen kişiseldir.

b- Yurtdışında bulunan yurttaşlar partiye üye olabilir.

c- Partiye katılmak için başvuran herkes, katılma gerekçelerini, içinde bulunduğu yaşam koşullarını ve özgeçmişini partiye sunmakla yükümlüdür. İki üyenin tanıklığı başvurunun görüşülebilmesinin koşuludur. Partiye katılma isteği, ilçe örgütleri sınırları içinde bulunan temel parti örgütlerine yapılır; ilçe örgütü tarafından karara bağlanır ve isteği kabul edilen kişi parti üyesi olur. İlçe örgütünün bulunmadığı ya da henüz kurulmadığı yerlerde üyelik başvurusu en yakın ilçe örgütüne yapılır.

d- Üyelik başvurusunun reddedilmesi durumunda bir üst organa başvurulabilir.

e- Üyelik başvuruları 2 ay içinde sonuçlandırılır.

7-            Üyelik Aidatı

Üyelik aidatı en az 20 TL en fazla 1000 TL’dir.

8-            Parti üyesinin görevleri

a- İşçi sınıfı ve emekçiler içinde örgütleyici bir rol oynamak; parti yayınlarını okuyup incelemek, kitleler arasında dağıtımını yapmak; mücadele içindeki ileri unsurları parti örgütü olarak birleştirmek, program ve tüzük hükümlerinin parti üyesine yüklediği görevlere uygun olarak parti politikalarını ve organlarının kararlarını hayata geçirmek.

b- İşçi sınıfının, emekçi yığınların ve partinin çıkarlarını kişisel çıkarlarının üstünde tutmak; politik düzeyini geliştirmek ve bu temelde bilimsel sosyalizmi özümsemeye çalışmak.

c- İşçi sınıfını, partiyi, örgütü her türlü saldırıya karşı savunmak; parti faaliyetinin kesintisiz sürdürülmesini her durumda sağlamak; partide açıklığı, dayanışma ve paylaşmayı savunmak; yoldaşça ilişkileri geliştirmek; bireyciliğe, liberalizme, bürokratizme ve hizipçiliğe izin vermemek.

9-            Parti üyesinin hakları

a- Yer aldığı parti örgütünde, parti organları, platform ve yayınlarında parti politikasının tüm sorunları üzerine tartışmalara özgürce katılmak.

b- Yer aldığı parti örgütünün düzeyinden bağımsız olarak tüm parti üye ve görevlilerini parti organlarında eleştirmek.

c- Parti yönetici organlarını seçmek ve bu organlara seçilmek.

d- Partiyle ilgili ve kişisel sorunlar hakkında, EMEP Genel Yönetim Kurulu dahil yönetici organlara başvurmak; soru, istek ve önerilerini iletmek.

ÜYELİKTEN ÇIKMA

10-         Parti gönüllü bir birliktir ve her üye dilediğinde üyelikten istifa etme hakkına sahiptir. İstifa, kayıtlı bulunulan Parti örgütüne yazıyla bildirilir. Parti örgütü, istifayı işleme koyar ve üst organlara iletir.

PARTİ DİSİPLİNİ

11-         Parti disiplini bütün üyeler için eşit ve zorunludur. Parti program ve tüzüğüne aykırı hareket eden, parti kararlarını yerine getirmeyen, parti içi demokrasiyi çiğneyen, görevlerini ihmal eden, yet-kilerini kötüye kullanan, eylemiyle partinin itibarını sarsan, yüz kızartıcı suç, kadına ve çocuğa yönelik şiddet, cinsel taciz ve cinsel saldırı suçu işleyen bir üye, temel parti örgütü ve yönetici organlar tarafından, suçun niteliğine uygun olarak uyarı, kınama, belirli bir süre yönetici olamama, partiden geçici ya da kesin ihraç talebiyle disiplin kuruluna sevk edilir.

12-         Partiden ihraç en ağır parti cezasıdır. Bir parti üyesinin ihracı İYK’nin başvurusuyla ve il disiplin kurulu tarafından üye sayısının salt çoğunluğuyla karara bağlanır; itiraz, Merkez Disiplin Kurulu’nda sonuçlandırılır. İhracı istenen kişinin üyelik hakları, hakkında yürütülen soruşturma süresince, disiplin kurulu kararıyla dondurulabilir.

13-         Belirli bir süre yönetici olamama cezası, İYK’nin önerisiyle il disiplin kurulunca karara bağlanır. İYK üyeleri için bu karar, GYK’nin önerisiyle Merkez Disiplin Kurulu tarafından alınır.

14-         Uyarı ve kınama cezaları, üyelerin yer aldığı parti örgütü ve daha üst organların talebi üzerine ilgili disiplin kurulları tarafından verilir.

15-         Hakkında parti soruşturması açılan üye, suçlamaları cevaplama ve kendini savunma hakkına sahiptir. Soruşturma sonucunda alınan karar, gerekçeleriyle birlikte üyeye bildirilir.

16-         Parti organları ve üyeler başka herhangi bir parti üyesi hakkında soruşturma isteme hakkına sahiptir. Üyenin bu gibi durumlarda, talebini, gerekçeleriyle birlikte disiplin kurullarına iletilmek üzere üye olduğu örgütün yetkili organlarına başvurması gerekir.

17-         Bir parti üyesi, kendisine verilen herhangi bir parti cezası karşısında itiraz hakkına sahiptir. Partiden ihraç ve geçici ihraç cezasına karşı itiraz, Parti Merkez Disiplin Kurulu tarafından incelenip karara bağlanır. Bir üyenin haksız yere ihraç edildiği ortaya çıkarsa tüm hakları ve itibarı iade edilir. Bu tür olaylardaki başvurular üç ay içinde karara bağlanmak zorundadır.

18-         Daha önce ihraç edilmiş bir üye yeniden partiye katılmak için başvurabilir. Başvuru, temel örgüt ve İYK olumlu karşıladığı takdirde, GYK tarafından karara bağlanır.

19-         Bir EMEP GYK üyesinin partiden ihracı için, GYK’nin en az üçte iki çoğunlukla başvurusu ve MDK’nin yine en az üçte iki çoğunlukla kararı zorunludur.

20-         Parti birliğinin çiğnenmesi, üst organların kararlarının uygulanmaması, parti çizgisine ters tutum ve uygulamalar durumunda, GYK, söz konusu parti örgütünü feshetme ve üye kayıtlarını yenileme hakkına sahiptir.

21-         Kesinleşen disiplin cezalarını kaldırma yetkisi Genel Kongre’nindir.

PARTİNİN MALİ KAYNAKLARI

22-         Partinin mali kaynakları üyelerinin aidatları ve bağışlar, belirli zamanlarda açılan kampanyalar ve diğer gelirlerdir.

PARTİ TEMEL ÖRGÜTÜ

23-         Parti temel örgütü birim örgütüdür. Partinin temel örgütleri, başta fabrika, işletme, üretim ve hizmet alanları olmak üzere semt, mahalle ve diğer alanlarda kurulan örgütleridir. Birim örgütleri kendi içlerinden sekreterlerini seçer. Çok sayıda partilinin bulunduğu üretim, yerleşim ve diğer alanlarda İYK kararıyla birden fazla örgüt kurulabilir. Birden fazla birim örgütünün bulunduğu yerlerde yönetici komite seçilir. Seçim yöntemi İYK tarafından belirlenir.

24-         İşçi ve emekçileri partiye bağlayan, onların yaşam ve mücadele deneylerini partiye taşıyan ve yeni üyelerle besleyen, partinin yaşam kaynağı olan birim örgütlerinin görevleri şunlardır:

a- Parti çizgisi, çağrı ve kararlarını uygulamak, aralarında çalışma yürüttüğü işçi ve emekçilerin eylemi içinde yer almak ve hareketin gündeme getirdiği sorun ve ihtiyaçları karşılamak üzere kolektif ve bireysel görev ve sorumlulukları planlamak; parti yayınlarının emekçiler arasında düzenli dağıtımını yapmak, bu yayınlara yazılmasını teşvik etmek ve sağlamak; parti üyelerinin gelişimiyle ilgili gündelik işlerin yerine getirilip getirilmediğini denetlemek; parti çevresinde toplanan güçlerin eğitimi ve partide örgütlenmesi çalışmasını yürütmek.

b- Üyelerinin teorik ve siyasi gelişimlerini izlemek, parti çizgisi temelindeki eğitimlerini yürütmek; kitlelerden öğrenmeyi, eleştiri özeleştiri tutumunun gelişmesini teşvik etmek, bu tutumu çalışmanın dönüşümü, parti ve çevre güçlerinin daha yüksek bir niteliğe ulaşmasının olanağı ve aracı olarak değerlendirmek.

c- Üst organlara düzenli rapor vermek.

d- Aidat ve bağışları düzenli toplamak, partiye mali desteğin, işçi ve emekçiler arasında giderek daha geniş alanlara yayılarak büyümesini sağlamak; parti gelirlerini artırmak ve merkez kasasını sistematik olarak desteklemek.

PARTİNİN YAPISI VE İŞLEYİŞİ

25-         EMEP üretim ve bölge esasına göre örgütlenir. Belirli bir bölgedeki tüm parti birim örgütleri sırasıyla ilçe örgütüne, ilçe örgütleri de il örgütlerine bağlanmak üzere tek bir örgütte toplanır ve Genel Yönetim Kurulu’na bağlanırlar.

26-         Demokratik merkeziyetçilik, partinin örgütlenmesinin, organ içi ve organlar arası ilişkilerinin düzenleyici ilkesidir. Bunun anlamı şudur:

a- Partinin tüm yönetici organları aşağıdan yukarıya seçimle oluşur. Seçimler gizli oy, açık ve aralıksız sayım esasına göre yapılır. Seçimlerde parti üyeleri tek tek aday olur, liste çıkartılamaz. Seçime katılan tüm üyelerin aday olma, aday önerme, aday olanları eleştirme, çekilmesini isteme hakları vardır.

b- Kararlar ilgili örgütlerde düşünce ve önerilerin özgürce tartışılmasından sonra alınır. Karar bir kez alınınca, tüm parti üyeleri karara uymak ve tam olarak uygulamakla yükümlüdürler.

c- Parti üst organlarının kararları alt organlar için bağlayıcıdır. Azınlık çoğunluğa, alt organlar üst organlara, partinin tümü Parti Kongresi’ne, iki kongre arasında ise GYK’ye tabidir.

d- Partinin tüm yönetici organları, parti politikalar oluşturulurken ve kararlar alınırken alt örgütlerin ve üyelerin düşünce ve önerilerini dikkate alır.

e- Parti birliği, parti üyeleri arasındaki ilişkinin dayanışma ve yoldaşça yardımlaşma esasına göre kurulmasını gerektirir. Hiçbir parti organı ve üyesi, diğer parti organ ve üyeleriyle parti birliğini, kararlarını, parti iç işleyişini zedeleyecek mahiyette ilişki kuramaz.

f- Yönetici organlar sorumlu oldukları örgütlere, alt organlar ise üst organlara faaliyetleri hakkında düzenli rapor verir.

27-         Parti çalışmasının tüm yönleriyle parti örgütlerinde ve organlarında tartışılması parti üyelerinin hakkıdır. Ancak parti politikaları üzerine genel bir tartışma, parti platformunda ve örgütlü olmak zorundadır.

Parti içinde geniş bir tartışma şu koşullarda, GYK kararıyla başlatılır:

a-                Üyelerin beşte biri talep ediyorsa;

b-           GYK’de parti politikalarının önemli sorunlarında istikrarlı bir çoğunluk yoksa ve/veya GYK’de belli bir görüş etrafında istikrarlı bir çoğunluk sağlanmasına rağmen, GYK bu görüşün doğruluğunu, parti içi bir tartışmayla belirlemeye karar vermişse.

28-         Partide kolektif çalışma esastır. Kolektivizm ruhu nu geliştirmek ve kolektif çalışmayla bireysel sorumluluk ve inisiyatifi birleştirmek, bütün örgüt ve organlar için temeldir.

PARTİ ÖRGÜT VE ORGANLARI

29-         Parti örgütü; merkez organlarıyla, il, ilçe ve birim örgütleri, temsilcilikler, yurtdışı temsilcilikleri, kadın ve gençlik örgütleri, TBMM Parti Grubu, il genel meclisi grupları ve belediye meclisi gruplarından oluşur.

MERKEZ ORGANLARI

Genel Kongre

30-                EMEP’in en üst organı Genel Kongre’dir. Genel Kongre, İl kongrelerinden seçilmiş delegeler ve doğal delegelerle toplanır. Olağan Genel Kongre her iki yılda bir toplanır, Kongre GYK tarafından en çok bir yıl süreyle ertelenebilir. Olağanüstü Genel Kongre, bir önceki olağan genel kongreye katılmış delegelerle toplanır. Olağanüstü Genel Kongre, genel başkanın veya GYK’nin gerekli görmesi veya olağan genel kongre delegelerinin en az beşte birinin yazılı istemi üzerine yapılır.

İllerin seçeceği delege sayısı, illerin milletvekili sayısının en çok iki katı kadardır. Genel Başkan, Genel Yönetim Kurulu üyeleri, Merkez Disiplin Kurulu üyeleri ve üyeliği devam eden Parti kurucuları ile partili milletvekilleri ve bakanlar, kongrenin doğal delegeleridir. Genel kongrenin doğal delegeleri il kongrelerinde ayrıca genel kongre delegesi olarak seçilemezler. Kongrede temsil edilme kuralları ve delege seçim yöntemi, parti tüzüğünün genel hükümleri, yönetmelik ve GYK kararıyla belirlenip kongre öncesinde bütün parti örgütüne bildirilir.

Olağan ya da olağanüstü kongrenin yeri, günü ve gündemi bir ay öncesinden örgütlere bildirilir.

Kongrenin toplantı yeter sayısı, delegelerin salt çoğunluğudur. İlan edilen gün ve saatte toplanmak için yeter sayı oluşmazsa, kongre, ertesi gün, önceden belirlenen yer ve saatte aynı gündemle, katılan delegelerle toplanır. Bu durumda, karar yeter sayısı, katılanların salt çoğunluğudur.

Kongre Divanı, bir başkan, iki yardımcısı ve iki sekreterden oluşur ve açık oyla seçilir.

Kongreye sunulacak rapor ve belgeler, en az yedi gün öncesinden kongre delegelerine ulaştırılır.

31-         Genel Kongre;

a- GYK ve MDK’nin rapor ve kararlarını tartışır ve karara bağlar.

b- Partinin gelir-gider kesin hesabını kabul veya reddeder.

c- Parti program ve tüzüğünü gözden geçirir ve gerekli gördüğü değişiklikleri yapar.

d- Parti politikalarını ve genel taktik çizgiyi belirler.

e- Genel Başkan’ı, GYK ve MDK’yi seçer.

f- Partinin kapanmasına veya başka bir partiyle birleşmesine ve böylece hukuki varlığının sona ermesine; ve bu durumda Partinin mallarının tasfiye veya intikal şekline karar vermek de genel kongrenin yetkisindedir.

Genel Başkan

32-         Genel Başkan, Parti’yi temsil eder. Parti adına görüşmeler yapmaya ve ilişkiler kurmaya yetkilidir.

Genel Başkan, Genel Yönetim Kurulu’nun ve merkez organların başkanıdır. Genel Başkan yetkilerini GYK ve MYK üyeleriyle eşitlik hukuku içinde kullanır. Genel Başkan, karar yeter sayısıyla gizli oyla seçilir. İlk iki oylamada yeterli oy sağlanamazsa, üçüncü oylamada en çok oy alan, başkan seçilir.

Genel başkanlığın herhangi bir nedenle boşalması halinde, genel kongre toplanıncaya kadar GYK, Partiyi temsil yetkisini, kendi içinden seçeceği bir üyeye tevdi eder. En geç 45 gün içinde genel kongreyi toplantıya çağırır.

Genel Yönetim Kurulu

33-         GYK 26 kişiden oluşur.

34-         GYK, genel toplantıları arasında GYK sorumluluk ve görevlerini yerine getirmekle görevli bir organ olarak MYK’yi, günlük çalışmanın koordine edilmesi, kararların örgütlenmesi, denetlenmesi ve kadroların görevlendirilmesiyle yükümlü bir organ olarak MYK sekretaryasını, genel saymanı ve gerekli gördüğü sayıda genel başkan yardımcısını seçer.

35-         GYK genel toplantısı en geç dört ayda bir yapılır.

36-         İki kongre arasında Partinin politik, taktik, örgütsel tüm faaliyetlerini GYK yönetir. Parti merkez organları üyelerinin görev bölüşümünü düzenlemek, yazı kurullarını görevlendirmek, parti kadrolarının dağılımını yapmak ve partinin merkez kasasını yönetmek GYK’nin sorumluluğundadır.

37-         GYK; program, tüzük, kongre ve merkez organlarının politika ve kararlarının uygulanmaması

GYK, görevden aldığı il yönetim kurulu yerine yenisini geçici olarak atar. Bu kurul, en geç 45 gün içinde il kongresini toplar. İl kongresi, il yönetim kurulunu seçer.

Merkez Yürütme Kurulu

38-         MYK, GYK’nin kendi içinden seçtiği 12 üyeden oluşur. MYK ya da MYK üyeleri, GYK tarafından görevden alınabilir ve yerlerine yenileri atanabilir.

39-         MYK, Parti, Program, Tüzük ve kongre kararlarıyla, GYK’nin kararlarının yürütülmesinden sorumludur. İki GYK toplantısı arasında GYK yetkisini kullanır.

MYK, il örgütleri ve GYK’nin parti üyelerinden kurduğu komitelerle parti üyesi olma şartı aranmadan kurulan çalışma grupları, bürolar ve komisyonların çalışmalarının koordineli bir biçimde yürütülmesi ve denetiminden sorumludur.

40-         MYK en geç ayda bir toplanır.

MYK Sekretaryası

41-         MYK Sekretaryası, GYK tarafından belirlenen yeterli sayıda MYK üyesinden oluşur. MYK Sekretaryası, Parti Program ve Tüzüğü hükümleri ile genel kongre ve GYK kararlarının günlük olarak uygulanmasını takip ve koordine eder. MYK Sekretaryası, görevlerini yürütürken düzenli toplanır.

Merkez Disiplin Kurulu

42-         Merkez Disiplin Kurulu, genel kongre tarafından gizli oyla seçilen en az 7 üyeden oluşur.

Kurul, seçiminden sonraki 15 gün içinde yapacağı ilk toplantısında başkanını seçer.

Çalışma yöntemleri GYK tarafından hazırlanacak Disiplin Yönetmenliği ile belirlenir.

İL ÖRGÜTÜ

43-         İl örgütü, il yönetim kurulu, ilçe örgütleri, ilçe temsilcileri ve il disiplin kurulundan oluşur.

İl Parti örgütünün üst organı il kongresi, iki kongre arasında ise parti il yönetim kuruludur. Bu organlar faaliyetlerini genel kongre ve GYK kararlarına göre yürütür.

İl Kongresi

44-         Olağan il kongreleri genel kongrenin yapılmasına engel olmayacak süreler içerisinde toplanır. Bu süre 2 yıldan az, 3 yıldan fazla olamaz. İlçe kongrelerinde seçilen delegelerle toplanır. İlçe örgütlerinin kurulmadığı ya da ilçe kongrelerinin yapılmadığı illerde, il kongresi doğrudan il üyelerinin katılımı ile yapılır. İlin partili milletvekilleri, ilin partili il büyükşehir belediye başkanı, il belediye başkanı, il yönetim kurulu ve il disiplin kurulu üyeleri il kongresinin doğal delegeleridir.

45 İl Kongresi;

Genel kongre delegelerini, il başkanını, il yönetim kurulunu ve il disiplin kurulunu seçer.

Dünya ve ülke sorunlarıyla Parti politika ve kararları ile uygulanışını ve ildeki parti çalışmasının sorunlarını tartışır ve kararlar alır.

İYK’nin çalışma raporuyla mali raporunu tartışıp kesin hesapla birlikte kararlaştırır ve tahmini il bütçesini onaylar.

İl kongresi, İYK’nin belirlediği yer, gün ve gündemle toplanır. Çağrılan gün, yer ve saatte çoğunluk sağlanamazsa, ertesi gün aynı saatte ve aynı gündemle çoğunluk aranmaksızın önceden belirlenmiş yerde toplanır. İl kongresinde delegelerin onda birinin önerisiyle gündeme madde eklenebilir.

Olağanüstü il kongreleri GYK veya İYK kararıyla ya da bir önceki olağan kongre delegelerinin üçte birinin talebiyle toplanır.

46-         İl Yönetim Kurulu

İYK, il başkanı ve 7 asil, 3 yedek üyeden oluşur; gerektiğinde üye sayısı tüzükte yeniden belirlenir. İYK üyelerinin herhangi bir nedenle eksilmesi durumunda, yerleri yedek üyelerce sıralamaya uygun olarak doldurulur.

İYK, günlük çalışmayı yürütmek, parti kararlarını uygulamak ve örgütlemekle yükümlü İYK Sekretaryası ve/veya sekreterini ve il saymanını seçer.

İYK öncelikle, işçi ve emekçi hareketini izlemek, çalışmayı bu hareketin ihtiyaçlarına uygun olarak planlamak, kadro ve örgütlerin parti çizgisi ve ihtiyaçlar temelindeki eğitimini yürütmekle sorumludur. Parti örgütlerinin, işçi sınıfı ve emek hareketine bağlanması, parti ideoloji ve çizgisine uygun bir çalışma içinde bulunmasının sorumluluğu İYK’ye aittir.

İYK, yedek üyelerinin oy hakkı olmaksızın katılımı ile en geç ayda bir toplanır; faaliyetleri hakkında GYK’ye ve il örgütüne düzenli olarak rapor verir, il kasasını yönetir.

Bölge Komitesi

47-         Bölgesel özellikler göz önüne alınarak birden çok il örgütünün faaliyetlerinin merkezileştirilmesi ve koordinasyonu için GYK kararıyla bölge komiteleri kurulabilir.

İl Disiplin Kurulu

48-         İl disiplin kurulu, il kongresi tarafından gizli oyla seçilen 3 üyeden oluşur. Çalışma yöntemleri GYK tarafından hazırlanan disiplin yönetmenliğinde belirtilir.

İLÇE ÖRGÜTÜ

49-         İlçe örgütü ilçe yönetim kurulu tarafından yönetilir. İlçe örgütü, ilçe sınırları içindeki bütün parti örgütleri toplamından oluşur.

İlçe Kongresi

50-         İlçe kongresi, il kongrelerini engellemeyecek süreler içinde, birimlerde seçilen delegelerle toplanır. Delegeler seçim yönetmeliğine göre seçilir. İlçe yönetim kurulu üyeleri ile ilçe belediye başkanı ve ilçeye bağlı diğer belediyelerin başkanları, il belediye başkanları ile merkez ilçe çevresindeki diğer belediye başkanları ilçe kongresinin doğal delegesidir. Toplantı yeter sayısı dahil, ilçe kongresinin toplanması ile ilgili kurallar, tüzükte il kongresi için belirtilen kuralların aynısıdır.

51-         İlçe Kongresi;

İl kongresi delegelerini ve ilçe başkanı ile ilçe yönetim kurulunu seçer.

Parti ilke, politika ve kararlarıyla üst organın tali-matları ışığında ilçenin politik durumu ve işçi emekçi hareketinin sorunlarını tartışır, özel politikalar saptar.

İlçe yönetim kurulunun çalışma raporunu tartışıp kararlar alır, ilçe örgütünün gelir-gider hesaplarını ve tahmini bütçeyi onaylar.

Olağanüstü ilçe kongresi, ilçe yönetim kurulu kararı ya da bir önceki ilçe kongresi delegelerinin beşte birinin yazılı istemiyle toplanır. Delegelerin istemiyle toplandığında, gündem, istekte belirtildiği gibidir.

İlçe Yönetim Kurulu

52-         İlçe yönetim kurulu, ilçe başkanı ve 5 asil 2 yedek üyeden oluşur. Kendi içinden ilçe sekreteri ve ilçe saymanını seçer. İlçe yönetim kurulu, ilçedeki parti faaliyetini düzenler ve yürütür. İlçe yönetim kurulu 15 günde bir toplanır.

BÜRO, KOMİSYON VE ÇALIŞMA GRUPLARI

53-         Partinin bütün yönetici organları kendilerine bağlı büro, komisyon ve çalışma grupları kurma yetkisine sahiptir. İşlevleri belirlenmiş bu büro, komisyon ve çalışma gruplarında partili-partisiz ayrımı yapılmadan yararlı olabilecek herkes, yönetici organların kararı ile çalışabilir. Büro, komisyon ve çalışma gruplarının üyeleri, danışma ve bilgilerinden yararlanma amacı ile GYK dahil, bütün yönetici organların toplantılarına ihtiyaç duyulduğunda çağırılıp bilgilerinden yararlanılabilir.

PARTİ TEMSİLCİLİĞİ

54-         Parti Genel Yönetim Kurulu ya da ilgili yönetim kurulu; henüz il, ilçe örgütü kurulmamış il ve ilçelere başvuran yurttaşlara ilk elden parti hakkında bilgi vermek; program, tüzük ve parti yayınları ile rozet, flama vb. parti sembollerini satmak, dağıtmak; üyelik için başvuran yurttaşların giriş belgelerini ilçe örgütüne vermek üzere kabul etmek ve böylece o yerde parti örgütünün kurulmasına olanak sağlamak amacı ile bütünüyle ilgili yönetim kurulunun sorumluluğunda olmak üzere bir parti üyesi görevlendirerek “parti temsilciliği” açabilir.

İl Temsilcisi GYK’ye, ilçe temsilcisi İYK’ye bağlıdır.

Temsilcinin görevi, buralarda parti örgütünün oluşturulması ya da bağlı olduğu parti organı tarafından görevine son verilmesi ile biter.

YURTDIŞI ÖRGÜTÜ

55-         Yurtdışı temsilcilikleri: Partimizin yurtdışı temsilciliği Almanya’nın Köln, Berlin, Avusturya’nın Viyana, Hollanda’nın Amsterdam, İngiltere’nin Londra, Fransa’nın Paris şehirlerindedir.

Yurtdışı Temsilcisi GYK tarafından atanır ve gerekli görüldüğünde görevden alınır. Yurtdışı temsilcisi yönetici organ değildir. Karar alamaz. Parti başkanı ve GYK’nın verdiği görevleri yerine getirir.

KONFERANSLAR

56-         GYK kararıyla, parti iradesinin şekillenmesini ve örgütlerin ilerlemesini kolaylaştırmak amacıyla parti görevlileri toplantıları ve pek çok biçim altında, merkezi düzeyde ve illerde katılımcıları önceden belirlenmiş konferanslar düzenlenebilir.

GENÇLİK ÖRGÜT

57-         Emek Partisi, gençlik sorunları konusunda çalışma yapmak ve gençlerin sorunlarına çözüm bulmak amacıyla gençlik örgütü kurabilir. Emek Partisi Gençlik Örgütünün kısa adı Emek Gençliği’dir. Gençlik Örgütü kurulmasına GYK karar verir. Çalışma yöntemleri GYK tarafından hazırlanacak yönetmelikle belirlenir.

KADIN ÖRGÜTÜ

58-         Emek Partisi, üyesi olan kadınların kadınlara özgü sorunlar ve çözümleri ile ilgili çalışma yürütmek üzere Kadın örgütü kurabilir. Kadın örgütü kurulmasına GYK karar verir. Çalışma yöntemleri GYK tarafından hazırlanacak yönetmelikle belirlenir.

PARTİ GRUPLARI

TBMM PARTİ GRUBU

TBMM Parti Grubu Genel Kurulu

59-         Partinin, yasada belirtilen yeter sayıda milletvekili varsa, TBMM Parti Grubu kurulur ve kuruluşu Genel Başkan tarafından TBMM Başkanlığı’na bildirilir.

Parti Grubu, program ile genel kongre ve GYK kararlarıyla belirlenen parti politikalarını TBMM çalışmaları yoluyla uygulamaya geçirmek üzere, grup iç yönetmenliği çerçevesinde çalışır.

Grup Başkanı

60-         Partinin Genel Başkanı, TBMM üyesi ise; Parti Grubu’nun ve Grup Yönetim Kurulunun Başkanı’dır. Genel Başkan TBMM üyesi değil ise, grup üyeleri arasından iç yönetmenlikte gösterilen yöntemle Grup Başkanı seçilir.

Genel Başkan, parti çalışmalarıyla ilgili olarak grup üyelerine görev verebilir.

TBMM Parti Grubu Yönetim Kurulu

61-         TBMM Parti Grubu, iki yılda bir yasama yılının başında, Grup Başkanı ve iki Grup Başkan Vekili ile 5 kişilik Yönetim Kurulu’nu seçer.

Grup başkan vekilleri, grup çalışmalarının yürütülmesinde Genel Başkan’ın yardımcısı ve görevlendireceği hususlarda vekildir.

Grubun doğal sözcüsü Genel Başkan’dır. Genel Başkan’ın bulunmadığı ya da uygun gördüğü sürelerde bu sözcülüğü Grup başkan vekilleri yaparlar.

GRUP KURULAMAYAN DURUMLAR

62-         Parti milletvekillerinin sayısı grup kurmaya yetmiyorsa; bu milletvekilleri partinin genel tutumunu ilgilendiren ya da Genel Başkanca gerekli görülen konularda toplanır ve ortak tutum belirlenir. Aralarındaki işbirliğinin ve görev bölümünün kurallarını Genel Başkan’a danışarak saptarlar.

TBMM PARTİ GRUBU DİSİPLİN KURULU

63-         TBMM Grup Disiplin Kurulu, Grup Genel Kurulu tarafından gizli oyla seçilen 3 üyeden oluşur. Seçimden sonraki 15 gün içinde yapılacak ilk toplantıda Grup Disiplin Kurulu, Başkan ve Sekreter üyeyi seçer.

Grup Disiplin Kurulu’nun çalışma koşulları ve yöntemleri GYK tarafından hazırlanacak disiplin yönetmeliği tarafından belirlenir.

İL GENEL MECLİSİ VE BELEDİYE MECLİSLERİ PARTİ GRUPLARI

64-         İl genel meclisi ve belediye meclislerindeki parti üyeleri kendi aralarında bir grup oluştururlar. Partili belediye başkanları, belediye meclisi parti gruplarının doğal başkanıdır.

Belediye meclisi parti grubu, kendi içinden grup baş-kanı, grup başkan vekilleri ve sözcülerini seçerler. İl genel meclisi parti grubunun başkanı ise, meclis üyesi olduğu takdirde parti il başkanıdır. Bu grup, kendi içinden başkan, başkan vekili ve sözcüsünü seçer.

İl ve ilçe başkanları, parti gruplarını, bütçe, yıllık program ve faaliyet raporu görüşmeleri öncesi olmak üzere 1 yıl içinde en az 3 kez toplantıya çağırır. Parti grupları, il ve ilçe başkan ve yönetim kurullarının görüş ve önerilerini dikkate alır.

Grup üyeleri; parti program ve ilkelerine, genel kongre ile kendi kongreleri ve gruplarının kararlarına uymak zorundadır.

Belediye başkanlarının yürütme ile ilgili yasal görevleri konusunda bağlayıcı grup kararı alınamaz. İl meclisi ve belediye meclisleri Parti gruplarının oluşturulması, çalışma yöntemleri ve bu grupların parti örgütü ile ilişkileri GYK tarafından hazırlanacak Yerel Yönetimlere İlişkin Yönetmelik’te düzenlenir.

GENEL HÜKÜMLER

65 -İl ve İlçe örgütlerinin yeni kurulduğu yerlerde kurucu il başkanı ve yönetimini GYK, kurucu ilçe başkanı ve yönetimini GYK veya il yönetim kurulu atama yoluyla görevlendirir. Atanan yönetim kendi üyeleri arasından saymanını seçer.

İl ve ilçe yönetim kurullarının çekilmesi durumunda da bu madde uygulanır.

İstifa, görevden alma ya da başka nedenle il ve ilçe başkanlıkları boşaldığında, il ve ilçe yönetim kurulları, kendi üyeleri arasından, gizli oy ve salt çoğunlukla yeni başkanını seçer. Boşalan sekreterlik ve saymanlık için de aynı yöntem geçerlidir.

Merkez organlardan herhangi nedenle üye eksilmesi durumunda, yeterli sayı bulunduğu koşullarda, organ, çalışmasına devam eder. İl ve ilçe organlarında eksilme olduğunda yeri yedek üye ile doldurulur. Organların yeterli sayının altına düştüğü durumlarda, ilgili üst organ tarafından geçici yönetim kurulu atanır ve il örgütlerinde 45, ilçe örgütlerinde 30 gün içinde yönetim kurulu seçimi için olağanüstü kongre yapılır.

Genel ve yerel seçimlerde aday olacak parti üyeleri, üye ya da delegelerin oy kullanacağı ön seçimle veya merkez yoklaması ile belirlenir. Olanaklı olduğu her durumda ön seçim yöntemi kullanılır. Ön seçim usulleri seçim yönetmeliğinde belirlenir.

Parti kongreleri gazetelerde ilan edilmeyebilir.

Partinin gelir-giderleri, bütçe, bilanço, gelir-gider hesabı ve kesin hesaplarının tutulması GYK tarafından hazırlanacak yönetmenlikle düzenlenir.

Parti Genel Yönetim Kurulu, il ve ilçe örgütleri ihtiyaç duymaları halinde, bulundukları bölgelerde Dernekler Yasası’nın 90. maddesi çerçevesinde lokal açabilir.

Parti Genel Yönetim Kurulu, Genel Başkan’ın İstanbul’daki parti çalışmalarını rahatlıkla sürdürebilmesi için, İstanbul’da “Genel Başkanlık İrtibat Bürosu” açabilir.

Parti, politikalarının yaygınlaştırılması, üyeler ile tüm halka aktarılması için merkezi ya da yerel aylık, haftalık, günlük vb. düzenli gazete, dergi, bülten, broşür, katalog türü yayınları çıkarır, film ya da müzik kaseti hazırlatıp çoğaltabilir. Yayının kimler tarafından ya da nasıl çıkarılacağına merkezi düzeyde GYK ve yerel düzeyde İYK karar vermeye yetkilidir.

GYK, il örgütleri, ilçe örgütleri parti çalışmalarını ve politikalarını halka tanıtmak amacıyla yemekli toplantılar, şenlik ya da şölenler, şiir dinletileri, film, dia gösterimleri vb. kültürel, sportif, aktüel, ekonomik toplantılar düzenleyebilir.

Kuruluş 25 Kasım 1996

TEILEN