Emperyalistler ve maşaları, Ortadoğu’dan elinizi çekin!

Emperyalistler ve maşaları, Ortadoğu’dan elinizi çekin!

 ABD’nin Irak ve Afganistan’ı işgalinden bu yana suların durulmadığı Ortadoğu’da son olarak, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adını taşıyan terör örgütü, Felluce’den başlattığı yayılmasını sürdürüyor. Musul’da yüz binlerce kişinin evini terk etmesine neden olan, yüzlerce kişiyi öldüren, onlarca işçiyi ve Türkiye konsolosluğunu basarak içindekileri rehin alan örgüt, Kerkük sınırlarına dayandı, Bağdat’ı tehdit eder hale geldi.

IŞİD, Suriye’de Esad rejiminin devrilmesini kolaylaştırması için ABD tarafından taşeron olarak kullanılan el Nusra, el kaide gibi cihat örgütlerinden biridir. Suudi Arabistan, Kuveyt ve Türkiye tarafından hem lojistik hem de silah yardımı yapılarak desteklenmiş; giderek palazlanan örgüt çok sayıda katliama imza atarak en son Kürt bölgesi Rojava’da terör estirmiştir.

Ortadoğu uzun süredir, emperyalist politikaların hayata geçirilmesi, petrol kaynaklarının kontrol altına alınması amacıyla emperyalistler tarafından yeniden düzenlenmeye çalışılıyor. Bu kapsamda, bölgede yaşayan farklı mezhep ve milliyetlerden halkların birbirine kırdırılması için her türlü yöntem denendi. Emperyalistlerin “Şii şer ekseni” olarak tanımladıkları Suriye, İran, ve Lübnan Hizbullahı’nın oluşturduğu hattın karşısında Suudi Arabistan’ı da kapsayan, Türkiye ve Körfez ülkelerinin yer aldığı bir Sünni Hilal’i inşa etme çabası, şiddetli mezhep çatışmalarına zemin hazırladı. ABD’nin Irak’tan çekilirken geride bıraktığı yıkıntıda ise Sünni kesim üzerinde dışlayıcı politikalar uygulayan Maliki Hükümetinin kimseye yaşam hakkı tanımayan mezhepçi politikaları yeşerdi.

Türkiye’nin de TIR’larla kucağına silah taşıdığı, Suriye’ye yol açsın diye arkasını sıvazlayarak müttefik tayin ettiği IŞİD, mezhep ayrılıklarını düşmanlaştırmaya doğru kaşımanın ürünüdür. Emperyalizmin ve Türkiye Hükümetinin gerici uygulamalarının açtığı alanda büyümüştür.

Irak, Sünni, Şii ve Kürt bölgesi olarak üçe bölünmeyle yüz yüzedir. Ancak sorun sadece Irak’ı ilgilendiren bir sorun olmaktan çıkmıştır ve hem bir Ortadoğu sorunu hem de bölgedeki egemenlik alanlarını paylaşmak isteyen süper güçleri karşı karşıya getirecek bir sürece doğru ilerlemesi bakımından bir dünya sorunu haline gelmiştir.

IŞİD’in Musul konsolosluğunu basıp içindekileri rehin aldığı saldırı sonrasında AKP Hükümetinin Dışişleri Bakan Yardımcısı, ‘onlar rehine değiller’ diyerek Hükümetin bilinçaltını ele vermiştir. Konsolosluğun basılacağına dair bilgilerin MİT’e ulaştığına dair söylenenler de hükümetin eli kanlı terör örgütüyle duygusal ve stratejik bir yakınlık içinde olduğunu göstermektedir.

Dolayısıyla, şimdilik Irak’ta büyüyen ama giderek ve ister istemez Türkiye de dahil bölge ülkelerini kapsamına alacak kaos ortamının yaratılmasında; Ortadoğu’nun bölgesel gücü olmak için şimdiye kadar bütün komşularının arkasından alavere çeviren, herkesle düşman olan, halkları birbirine kışkırtan, Türkiye içinde de Alevi yurttaşları tehdit altında tutan ve Suriye’deki yangını körükleyerek kışkırtan hükümetin de rolü vardır.

Emperyalist politikaların Irak’ta açığa çıkardığı sonuç yeni bir savaş ortamının yolunu döşüyor. Oysa bölge halklarının bugün en önemli talebi barış ve demokrasidir. Ve bunlar asla ABD’nin, Türkiye’nin ve diğer gerici müttefik devletlerin açgözlülüğünün eseri olmayacaktır.

Bugün bölgede gerçek barışın koşulu; ABD ve müttefikleriyle, halkların başlarına bela olan diktatörlerin defedilerek halkların kendi kendini yönettiği bir demokrasinin elbirliğiyle inşasıdır. Mezhepleri birbirine kırdıran politikaların tasfiye edildiği, yerine kardeşliğin güvencesi olabilecek gerçek bir laikliğin hayata geçirildiği yeni bir düzen, kaostan medet umarak kurulmak istenen ABD düzenine alternatif olabilir.

Kahrolsun emperyalizm

Yaşasın halkların kardeşliği

 

Uluslararası Marksist Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML)

TEILEN