Gezi bir halk hareketidir, Halkın protestosundan suç örgütü çıkarılamaz

Siyasi iktidarın toplumsal kutuplaşma yaratarak, buradan siyasi destek devşirme hedefi için Gezi direnişi üzerinden kara propaganda ve manüplasyona dönük söylemlere fazlasıyla başvurdu ve aradan 6 yıl geçtikten sonra yargı süreci tekrar başlatıldı.  İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı,  29.05.2013 tarihinde Taksim Gezi Parkında başlayıp 80 kente yayılan; doğanın, kentin yağmalanmasına ve yaşam biçimine yönelik müdahalelere karşı sokağa çıkan ve  4.5 milyon yurttaşın protesto eylemlerinden “tehlikeli bir suç örgütü” yarattı. Aralarında Osman Kavala, Mehmet Ali Alabora ve Mücella Yapıcı gibi gazeteci, yazar, sanatçı, mimar, mühendislerden oluşan 16 kişi hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

Çok açıktır ki, AKP-Erdoğan iktidarını sarsan böylesine kitlesel ve yaygın gerçekleşen, halkın protesto ve talepte bulunma hakkı cezalandırılmak isteniyor. Halkın, siyasi iktidarın kente ve toplumsal yaşama dair, ekonomik, kültürel, sosyal, siyasi karar ve düzenlemelerine itiraz hakkı vardır ve Gezi eylemlerinde de halk kendiliğinden gelişen bir hareket içinde bu hakkını kullanmıştır. Dolayısıyla halkın protesto ve itiraz etme hakkı cezalandırılamaz. Halk hareketlerinden de suç örgütü çıkarılamaz.

 Böylesine kurmaca, hukuki dayanaktan ve toplumsal tarih okumasından yoksun iddialarla, ülkenin tümünde milyonlarca kişinin katıldığı, hiçbir siyasi parti ya da örgütün, kesimin doğrudan çağrıcısı, örgütleyicisi olmadığı, yurttaşların kendiliğinden hareketini “beş on kişinin” örgütlediğini iddia etmek ancak hukuksuzluktan başka bir şey değildir.

 Bu tür kurmaca iddianamelere Adalet Saraylarında çokça rastlandı ve rastlanıyor. Bu kadar hukuk dışı, mesnetsiz iddialarla iddianamenin hazırlanması ve böyle bir iddianamenin mahkemece kabul edilmesi tek adam rejiminin yargı üzerindeki belirleyici etkisini de ortaya koymaktadır. Aksi takdirde mevcut yasa, anayasa hükümlerinin dikkate alındığı bir hukuk sisteminde, milyonlarca yurttaşın günlerce süren barışcıl itirazından bir suç örgütü çıkarmak mümkün değildir. Yargı bir toplumsal baskı ve tehdit aracı olarak işletilirken, özel hayatın gizliliği ihlal edilerek, kişi mahremiyeti hiçe sayılarak, iktidarın planları kapsamında havuz medyası kara propagandanın çarklarını çevirmeye başladı.

 Bu dava ve iddianame “tek adam tek parti” rejimi inşasını güçlendirmek üzere  devreye sokulmuştur. Böylesi hukuksuz, anti demokratik baskıcı politikalar, ezilen ve sömürülen milyonlarca işçi ve emekçinin biriken öfkesini yok edemeyecektir. Gezi direnişi demokrasi talepli halk hareketidir, yargılanamaz. Dava sürecine sahip çıkmak aynı zamanda demokrasiye sahip çıkmak demektir ve bütün demokrasi güçleriyle birlikte Gezi’yi sahiplenmeye devam edeceğiz.

EMEK PARTİSİ

Genel Merkezi

TEILEN