Göç politikamız ne olmalı, nasıl uygulayacağız?

Tıpkı memleketin iki kutuplu burjuva siyasete hapsolması gibi, göç politikaları tartışılırken de bu yapay ayrım gelip emekçileri fasit bir çembere sıkıştırıyor. Sanki başka seçenek yokmuş gibi!

İyi Partinin giderek daha fazla yön verdiği Millet İttifakı, anket sonuçlarına bakıp mülteci karşıtlığında gaza basıyor. Sağlaması CHP sözcülerinin açıklamalarında bulunabilir. Buna karşılık Cumhur İttifakı Lideri Erdoğan, “Mülteciler bize sığınmış, el aman diliyorlar. Biz el aman dileyenlere ‘Haydi geldiğiniz yere dönün’ diyemeyiz” diyor. Peki, sözünü ettiği mültecilerin mülteci statüsü var mı? Yok! Aslında her iki siyaset kutbunun gelip birleştiği yer; mültecilerin hakları olmayan “misafirler” olarak görülmesi.

Son Afganistan göçü üzerinden tartışma yeniden alevlendi. Lafı dolandırmadan söyleyelim: Burjuva kamplaşma dışında toplumun bir başka göç politikasına ihtiyaç var. Biz sosyalistler memlekete üçüncü bir siyasi seçenek önerirken; bunu göç, mülteciler ve çözüm yolları konusunda da söylüyoruz. Peki, bizim farkımız nedir ve biz sosyalistler nasıl bir çözüm öneriyoruz? Toplamını bir makalede sıralamak zor. Bu yüzden konunun güncel yanlarını öne alarak, çözüm alternatifimizi 5 maddede özetlemeye çalıştım:

1- Suriye göçünden sonra büyük Afganistan göçü kapıda. Pakistan, İran ve Afrika ülkelerinden göç kolları Türkiye’ye akmaya devam ediyor. Kuzeyden Türkiye’ye göçmen işçi akışı sürüyor. Büyük meselemiz şu: Eskiden Türkiye transit bir ülkeydi. Yani mültecilerin Avrupa’ya ya da batı ülkelerine uzandığı bir köprü ülkeydik. AKP hükümetinin imzaladığı “Geri Kabul Anlaşması”ndan sonra AB’nin göçmen deposu olduk! Bu durum emperyalist bir göç stratejisidir. AKP de bu stratejinin iş birlikçisidir, ortağıdır. Biz “Geri Kabul Anlaşması”nı iptal edeceğiz. Mültecilerin Türkiye dışında üçüncü bir ülkeye iltica başvurusunun önünü açacağız. Bu çözüm hem mültecileri hem de onlarla birlikte yaşayan yerli halkı rahatlatacak.

2- Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, neredeyse tüm yetkileri İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne bıraktı ve sahadan kaçtı. AKP de bunu onayladı. Oysa bu olacak iş değildir. Zira sığınma başvurusu ve mültecilik süreci BM gözetiminde ve uluslararası koruma altında yapılmalıdır. Biz BM’ye yeniden sorumluluk almak konusunda baskı yapacağız. Yetmez! Türkiye’de yaşayan 5 milyon mülteci BM gözetiminde uluslararası devletler tarafından paylaşılacak. Savaş, açlık ve yoksulluğun sorumlusu devletler mülteci alımından kaçamazlar! Aksi halde bizim tutumumuz emperyalist devletlerle mülteci geçişlerine karşı anlaşmalar imzalamak olmayacak. Tam tersine, bizim tutumumuz mülteci geçişlerini kolaylaştırmak, iltica hakkının ve mültecilerin yanında durmak olacak. Halkımızla ve mültecilerle birlikte emperyalist ülkelere karşı bunun mücadelesini vereceğiz. Doğudan gelenleri mülteci statüsünden mahrum eden “coğrafi çekince”yi de kaldıracağız. Bunu uluslararası ilticaya erişim yolunu açarak tamamlayacağız.

3- On yılda birikmiş sorunlar bir günde çözülmez, çözülemez! Aksini iddia edenler ya da iktidara geldiklerinde Suriyelileri bir günde göndereceğini söyleyenler, popülist politikalarıyla sosyal fay hatlarının gerilmesine neden olmaktalar. Bu siyaset anlayışı yerli halkı mültecilere karşı kışkırtmakta, şoven saldırılara davetiye çıkarmaktadır. Peki, biz sosyalistler ne diyoruz ne yapacağız? Geçiciliği kalıcı hale getiren “Geçici koruma” uygulamasına son vereceğiz. Çünkü Suriye göçünde olduğu gibi 10 yıllık “misafirlik” ya da geçicilik olmaz! On yıl Suriyeliler için mülteciliğe ve kademeli olarak vatandaşlığa geçiş için fazlasıyla yeter süredir. Elbette burada uluslararası hukukta bağıtlanan kriterler referans olacak. Altyapı sağlanmadan, daha önce AKP’nin yaptığı gibi “bir gecede herkesi vatandaşlığa geçirme” vaatleri gerçekçi değildir, kriz tellallığıdır. Örneğin savaş suçlarına bulaşmış kişiler bu kapsamın dışında tutulacak. Suriye, Afganistan yahut geldiği ülkeye dönmek isteyen mülteciler için “güvenli geçiş yolları” açılacak. Antiemperyalizm ve barış temelinde bunun siyasi ayağını öreceğiz. Geri dönüşte mülteciler için teminat ve uluslarası koruma şartı arayacağız. Kimse bu koşullar sağlanmadan ve mülteciler rıza göstermeden deport edilemeyecek. Kalanlar ve Türkiye’de doğanlar için birarada yaşamın sosyal, kültürel alt yapısını oluşturacağız.

4- Bütün mültecilere oturum izni vereceğiz ve mülteci işçiler çalışma iznine sahip olacak. Böylece patronların mültecileri kayıt dışı ve ucuza çalıştırmasının önüne geçeceğiz. Yerli-göçmen işçi rekabetine son vereceğiz. Çalışma izni bugünkü gibi patronların onayına tabi olmayacak, kölelik zincirini kıracağız. Fabrikalarda, atölyelerde gece dahil kaçak göçmen işçi çalıştırılmayacak. Patronlara bu konuda ağır yaptırımlar ve denetim gelecek. Mülteci ve göçmen işçilerin sendikalaşma ve örgütlenme hakkını tanıyacağız. Yerli ve mülteci işçiler düşük ücretle yarışmayacak, sosyal haklarda eşit biçimde ve insanca ücret alarak kardeşçe çalışacak. Ortak hak mücadelesi sınıf kardeşliğinin harcı olacak. Tarım iş kolunda mültecileri köle haline getiren “sigortadan muafiyet” uygulamasına son vereceğiz. Çocuk işçileri eğitime kazanacağız. İlk işimiz kayıp mülteci çocukları tespit etmek ve her türlü istismardan korumak olacak. Kız çocuklarının ve mülteci kadınların eş olarak alınıp satılmasının önüne geçeceğiz.

5- Göçler ve mülteciler hiçbir koşulda demografik siyaset konusu yapılamaz, yayılmacı politikalar için kullanılamaz. Mülteciler misafir ya da Neoosmanlıcı “ümmet siyaseti” içinde bir tebaa toplumu değildir. Mülteciler haklarıyla birlikte insandır. Göçün nedeni göçmenler, mülteciler değil emperyalist sistemdir. Emperyalizm sürekli olarak göç üretir. Dış politikada emperyalizmle iş tutma dönemine son vereceğiz. Emperyalistlerin suç ortağı olmayacağız. Bizim iktidarımızda eller savaş tezkereleri için değil barış kararları için kalkacak. NATO’dan çıkacağız. Göç ve mülteciler konusu siyasetler üstü bir konu değildir. Emperyalist kapitalist göç politikalarına karşı emekçilerin birliğini esas alan sosyalist bir göç politikasını savunacağız.

İşçi sınıfı ve halkımızın kurtuluşu ile mültecilerin kurtuluşu ortak bir davadır. Emek, demokrasi, bağımsızlık, özgürlük ve sosyalizm mücadelesinde buluşmamız gereken üçüncü seçenek burasıdır.

Ercüment AKDENİZ / Evrensel Gazetesi

TEILEN