Halk meclisleriyle yönetelim

Partimiz Tekirdağ, Kocaeli ve Denizli’den gösterdiği bağımsız belediye başkan adayları seçim çalışmalarına hız verdi. Belediyenin denetlendiği, seçilenlerin görevden alınabildiği bir mekanizmaya ihtiyaç olduğunu belirten adaylar, sokaklardan fabrikalara kadar emekçilerin yer aldığı halk meclislerini işaret ediyor: “Şehrimizi birlikte yönetelim.”

Kayseri’de sendikalardan derneklere kadar çeşitli kurumların destek verdiği Büyükşehir Belediyesi Bağımsız Başkan Adayı Eylem Sarıoğlu, “Şimdiye kadar bütün sermaye partileri oy isteyip, proje anlattılar. Bizler ise hem oy istiyoruz, hem de birlikte mücadele etmek” dedi. Sarıoğlu, “oy deposu” olarak görülen kadınları da talepleri etrafında birlik olmaya çağırdı.

ADAYI İŞÇİLER BELİRLEDİ

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Bağımsız Başkan Adayı Tuncay Sağıroğlu’yu, işçiler yaptıkları toplantılarda belirledi. Kocaeli’de Bağımsız Aday Reyhan Başaran kadın-erkek, genç-yaşlı emekçilerin söz sahibi olacağı bir anlayışla adaylığını açıklamıştı. Denizli Büyükşehir Belediyesine ise Mehmet Kırgız adaylığını açıklamıştı.

Kayseri’de Büyükşehir Belediyesi’ne bağımsız kadın aday

Mücadeleci kimliğiyle tanınan Av. Eylem Sarıoğlu, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına bağımsız aday oldu.

Kayseri'de Büyükşehir Belediyesi'ne bağımsız kadın aday

Kayseri Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı’na bağımsız kadın aday Av. Eylem Sarıoğlu Aslandoğan başvurusunu yaptı. Kayseri Kadın Dayanışma Derneği’nin kurucu başkanlığında bulunan, emek ve demokrasi güçlerinin hak savunucusu, kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüzleri karşısında mücadele eden kimliğiyle tanınan bağımsız kadın aday Av. Eylem Sarıoğlu, “işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin adayıyım, birlikte yöneteceğiz” diye konuştu.

Başvurusunu yaptıktan sonra konuşan Eylem Sarıoğlu, “Kayseri’ye halkçı bir belediyecilik için adayım. İşçilerin ve emekçilerin yaşadığı sorunlara seçim dönemleri kulak açan, seçim sonrası yüzüne bakmayanlar, kulak tıkayanlar gibi rantçı ve patronların temsilcisi bir aday değilim. Özellikle gençlerin ve kadınların yaşadığı sorunları dillendirecek, halkın gerçek taleplerinin çözümünü ancak ve ancak el ele verirsek hayata geçirilebileceğini düşünen birisiyim. Sermayenin temsilcisi değil, işçilerin, emekçilerin, kadınların ve gençlerin adayıyım” diye konuştu.

EMEP ilk bağımsız adayını açıkladı: Kocaeli adayı Reyhan Başaran

Emek Partisinin desteklediği Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bağımsız başkan adayı Reyhan Başaran, adaylığını eylem alanında açıkladı.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararıyla seçimlere girmesi engellenen Emek Partisinin (EMEP), bağımsız adaylarından ilki Kocaeli’de açıklandı. Reyhan Başaran, adaylığını EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan’ın da katıldığı yürüyüşle İzmit’in eylem alanlarından Yürüyüş Yolu’nda açıkladı. Açıklama öncesi sloganlarla Belediye İş Hanı önüne yüründü ve vatandaşlara el ilanları dağıtıldı. Açıklamada konuşan Gürkan, “Bir tarafta rantçı belediye anlayışı, bir tarafta emekçinin belediye anlayışı. Reyhan Başaran sadece kadınların adayı değil, emekçilerin adayıdır. Hep birlikte başaracağımıza inanıyorum” diye konuştu.

“BU KENT BİZİM, BİZ YÖNETECEĞİZ”

“Emekçinin adayı Reyhan Başaran”, “Demokratik halkçı yerel yönetim” ve “Sermaye mezara emek iktidara” sloganlarının atıldığı açıklamada ilk olarak EMEP Kocaeli İl Başkanı Arzu Erkan konuştu. 19 Aralık’ta yaptıkları açıklamayla kentin emekçilerini seçeneksiz bırakmayacaklarını söylediklerini hatırlatan Erkan, “2 Ocak tarihinde YSK, 41 ilde örgütlü olan bir parti olarak seçime giremediğimizi açıkladı. Emekçilerin seçime girmesine engel olmak istediler. Bu kent bizim. Bu kenti biz yöneteceğiz” dedi.

“KENTLERDE NASIL YIKIMLARIN YAŞANDIĞINI GÖRDÜK”

Soldan sağa: Arzu Erkan, Selma Gürkan, Reyhan Başaran | Fotoğraf: Evrensel

EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan da son günlerde belediye başkan adaylarının peş peş açıklandığını hatırlatarak, “Seçime bir tarafta burjuva rant düzeni programları, bir tarafta da emekçilerin programı girecek. Biz de burada adayımızı açıklayacağız” dedi.

Kentlerde nasıl yıkımların yaşandığını halkın gördüğünü aktaran Gürkan, “Tekelci burjuvazinin kentlerde nasıl yıkım meydana getirdiğini gördük. Cumhurbaşkanının dediği gibi bizce de kentlere ihanet edildi. Gördük, her bir Sayıştay raporu kentlerdeki usulsüzlüğü ortaya çıkarmaktadır. 25 yıldır bu kentleri bir anlayış yönetiyor. Bu anlayışın sonunda kentlerde temiz hava kalmamıştır. Bu kentlerde halk söz sahibi olamamıştır. Bir tarafta reklamlara konu edilecek açıklamalarda rantçı belediye anlayışı, bir tarafta emekçinin belediye anlayışı. Reyhan Başaran sadece kadınların adayı değil, emekçilerin adayıdır. Hep birlikte başaracağımıza inanıyorum” diye konuştu.

Gürkan’ın açıklamasının ardından konuşan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bağımsız başkan adayı Reyhan Başaran şunları söyledi:

“EMEKÇİLERİN SEÇENEĞİNİ VAR EDECEĞİZ”

Reyhan Başaran | Fotoğraf: Evrensel

“Bugün birlikte bir yola çıkıyoruz. Biz işçiler, emekçiler, bu kentin, bu ülkenin bütün değerlerini yaratanlar olarak ‘Bu kent bizim ve biz yöneteceğiz’ diyoruz. Yola çıkış nedenimiz tam da bu. Sermayenin her renkten partileri karşısında emekçilerin de bir seçeneği var demek için buradayız. Bu yolda bana omuz verdiğiniz, yanımda olduğunuz için hepinize sonsuz teşekkürler. Biliyorum ki hep birlikte bu kentte emekçilerin seçeneğini var edeceğiz.”

“EMEKÇİLERİN KARAR VERDİĞİ, DENETLEDİĞİ BİR YEREL YÖNETİM”

“Adaylık açıklamama kendimi tanıtarak başlamak istiyorum.1978 Karabük doğumlu, aslen Trabzonluyum. Anadolu Üniversitesi’nde Yerel Yönetimler okudum, 2 çocuk annesi emekçi bir kardeşinizim. 30 yıldır Kocaeli’de yaşayan biri olarak kadın-erkek, genç-yaşlı emekçi kardeşlerimin söz sahibi olduğu, karar verdiği, denetlediği bir yerel yönetim anlayışını hep birlikte hayata geçirmek üzere Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına Bağımsız olarak aday olduğumu ilan ediyorum.”

“ONLARIN BELEDİYECİLİK ANLAYIŞINDA İŞÇİ YOK, KADIN YOK…”

“Bütün seçim dönemlerinde olduğu gibi, sermaye partilerinin sadece oy alabilmek için, hayatımızı kolaylaştırmak adına hiçbir içeriği olmayan çeşitli projelerden söz ettiklerine tanıklık ediyoruz. Ne fikir, ne de karar aşamasında söz sahibi olmadığımız projeler bunlar. Alın teriyle geçinen bu kentin değerlerini üreten emekçi kardeşlerimin sadece projelerin yarıştığı, adına şeffaflık denilen ama belediyenin hiçbir harcaması ve de kararı hakkında bilgi sahibi olamadığı bir yerel yönetim anlayışından bıktığını biliyorum. Bu sermaye partilerinin adayları da en çok şeffaflık, katılımcılık, halkçılık gibi kavramları kullanıyor. Ama biliyoruz ki bu kavramların hayata geçirilmesi için bu partilerin programlarının sermaye karşıtı emek yanlısı olması gerekiyor. Öyleler mi, hayır. Yani düpedüz bizleri kandırıyorlar. Onların belediyecilik anlayışı biliyoruz ki rantçı. İş başına geçtikleri anda bu rantın paylaşımının derdine düşüyorlar. Bu anlayışta işçi yok, emekçi yok, kadın yok, genç yok, engelli yok. Kısacası bizler yokuz.”

“KENTİN EMEKÇİLERİ SEÇENEKSİZ DEĞİL”

“Bu kentin emekçileri seçeneksiz değildir. Sermaye partilerinin karşısında emek cephesinde bir yerel yönetim hepimizin hakkıdır. Bu, halk meclislerine dayalı ve bu meclislerin en üst organı olduğu demokratik ve halkçı yerel yönetim modelidir. Kitle örgütü, dernek ve oda temsilcilerinden, çevre, spor, kültür sanat örgütlerinden, inanç kurumlarından, gençlik, çocuk ve engellilerin temsilcilerinden oluşacak ve kadınların eşit temsiline dayanacaktır. Belediye başkanı ve meclis üyeleri halk meclisinin birer parçası olacaktır. Görevini yapmayan Belediye Başkanı halk meclisi tarafından geri çağırılabilecektir.

Sevgili Kocaelili emekçiler, kentimizin toprağı, havası, suyu bizden başka kimseye ait değildir. Ve oturduğumuz kentte insanca yaşamak bir mucize değildir. Tüm emekçilerin hayatını kolaylaştıran, tüm değerlerinden hep birlikte faydalanılan, halkın tüm öğelerinin halk meclisleri, mahalle ve iş yerlerinden seçilecek temsilcilerden, muhtar ve azalarda söz sahibi olduğu bir belediyecilik için, asla seçeneksiz değiliz.

Gelin hep birlikte ‘Bu kent bizim ve biz yöneteceğiz’ diyelim. Kentimizi sermaye partilerinin rant ve talan alanı olmaktan çıkaralım.” 

EMEP’in Tekirdağ bağımsız adayı işçilerin belirlediği Tuncay Sağıroğlu

EMEP’in Tekirdağ bağımsız adayı fabrika ve mahalle toplantılarıyla belirlenen Tuncay Sağıroğlu oldu: İşçi ve emekçiler seçeneksiz değil!

EMEP'in Tekirdağ bağımsız adayı işçilerin belirlediği Tuncay Sağıroğlu

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararıyla seçimlere girmesi engellenen Emek Partisinin (EMEP) bağımsız aday çıkardığı yerlerden biri de Tekirdağ oldu. Uzun süredir fabrikalarda ve mahallelerde yapılan toplantılar ile aday olarak belirlenen Tuncay Sağıroğlu, EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan’ın da katılımıyla Çorlu Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen açıklamada işçi ve emekçilere seslendi. Sağıroğlu, “Halka sermaye partilerinden birini seçin diyorlar. İşçi ve emekçileri seçeneksiz bırakmamak için adayım” dedi.

“İŞÇİLER KENDİ ADAYLARINI BELİRLEDİ”

Halkın ilgi gösterdiği açıklamada ilk sözü alan EMEP Tekirdağ İl Başkanı Mukaddes Akdeniz, “İşçiler ile yapılan toplantılarda adaylığı belirlenen Tuncay Sağıroğlu uzun süredir Çorlu, Ergene, Çerkezköy, Kapaklı’da işçilerin örgütlenmesinde ve mücadelesinin içinde. İşçilerin, kadınların mücadelesinin dayanağı olacak. Demokratik bir yerel yönetimin savunucusu olacak. İşçiler Tuncay Sağıroğlu’yu kendi adayları olarak belirledi” dedi.

“BELEDİYELERDE DE TEK ADAMLIK VAR”

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Tuncay Sağıroğlu, “Bağımsız aday olarak karşınıza çıkmamın tek bir sebebi var. İşçilere, emekçilere, halka siyaset yapma yasağı, partilerinin seçimlere sokulmamasından kaynaklanmaktadır. Halka seçimlerde oy kullanın gerisine karışmayın diyorlar. Siyaset yapmayın, seçtiklerinizin nasıl yönettiğini sorgulamayın, denetlemeyin diyorlar. Sermaye partilerinden birini seçin diyorlar. Biz buna karşıyız. İşçi ve emekçileri seçeneksiz bırakmamak için adayım” dedi.

Cumhur İttifakının ve Cumhurbaşkanının bu seçimlerle tek adam rejimini sağlamlaştırmak istediğini dile getiren Sağıroğlu, “Halk üzerindeki baskıları meşrulaştırmak için işçi ve emekçilerden yeniden destek istiyor. Cumhur İttifakını geriletmeliyiz. Ülke tek adamla yönetiliyor da belediyelerimiz çok mu demokratik yönetiliyor. Hangi partiden olursa olsun belediye başkanları tek adam gibi yönetmiyor mu?” diye sordu.

Sokak ve fabrikalardan seçilen temsilcilerin oluşturulacağı halk meclislerini adres gösteren Sağıroğlu, “Belediyenin denetlendiği, seçilenlerin görevden alınabildiği, başkanda toplanan bazı yetkilerin halka devredildiği bir mekanizmaya ihtiyacımız var” dedi.

“TEKİRDAĞ’IN KAYNAKLARI HALK İÇİN KULLANILMALI”

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Bağımsız Başkan Adayı Tuncay Sağıroğlu

Seçimlerin kenti yağmalayan sermaye çevreleri ve müteahhitlerin yarışına dönüştüğünü belirten Sağıroğlu, Tekirdağ’ın kaynaklarının sermaye için değil halk için kullanılacağını, belediyeyi kâr zarar hesabı yapan bir şirket gibi değil halka hizmet eden bir kurumuna dönüştüreceklerini ve ulaşım ve su gibi yaşamsal ihtiyaçların çok cüzi bir miktara halka ulaştıracaklarını dile getirdi.

“FABRİKA FABRİKA MÜCADELEYİ BÜYÜTECEĞİZ”

Kriz ortamında seçimlere gittiklerini ifade eden Sağıroğlu “Krizle birlikte binlerce işçi, işten atıldı, baskılar artı, ücretler eridi temel tüketim mallarına her gün zam geldiğinden dolayı yoksulluk arttı. Krizin faturası emekçi halka kesilirken emekçilerin mücadelesi de arttı. Biz bu mücadeleyi büyütmek için adayız. Fabrika fabrika, mahalle mahalle birleşeceğiz ve krizin faturasını ödememek için mücadeleyi büyüteceğiz. Şimdi oylarımızı da birleştirerek sermaye partilerine, rantçılara fırsat vermeyeceğiz” dedi.

GÜRKAN: HALKIN SÖZ SAHİBİ OLDUĞU YEREL YÖNETİM İÇİN

Aday tanıtım etkinliğinde söz alan EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan “Yeni açıklanan Sayıştay raporlarında bugün tekellerin siyasetini yapan siyasi iktidarın, yerellerdeki iktidarını temsil eden belediyeciliğin ne halde olduğunu gördük. İhale düzeninin nasıl bir soygun düzenine dönüştüğünü bu raporlarda gördük. Yerel yönetimlerde demokrasi, kaynakların halk için kullanılması, işçinin emekçinin sesi sözü yoktur” dedi.

Halkın taleplerinin yerine geldiği, demokratik ve halkçı bir yerel yönetim istediklerini vurgulayan Gürkan, “Oy verin yönetelim demiyoruz. Bütün kararlarda halkın söz sahibi olacağı bir yerel yönetim istiyoruz. Halk meclislerinin birer karar alma konseyi gibi çalıştığı bir yerel yönetim istiyoruz” diye konuştu.

Gürkan, “Kriz bütün işçi ve emekçilerin yakasına yoksulluk, işsizlik ve hak kayıpları olarak yapışmış durumda. Dolayısıyla gidilen bu seçimde biz diyoruz ki halk için ekonomi. Ekonominin yanında siyasal olarak da zorlu bir süreçten geçiyoruz. Diyorlar ki beka meselesi var. Biz de diyoruz ki bu ülkenin bir tek beka meselesi varsa siyasi iktidarın politikalarıdır. Ekonomi politikaları bu ülkede işsizliğin, yoksulluğun artmasına sebep olmuştur. Dış politikada eğer ülkemizde bir savaş tehdidi varsa bunlar siyasi iktidarın yanlış politikaları sonucudur” ifadelerini kullandı.

Denizli Bağımsız Belediye Başkan Adayı: Bu kent bizim, biz yöneteceğiz

Emek Partisi’nin Denizli Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mehmet Kırgız yaptığı basın açıklamasıyla vatandaşlara seslendi.

Denizli Bağımsız Belediye Başkan Adayı: Bu kent bizim, biz yöneteceğiz

Denizli Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mehmet Kırgız’ın basın açıklaması

Emek Partisi’nin (EMEP) Denizli’de gösterdiği Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mehmet Kırgız, Çınar’da basın açıklaması yaparak hem Denizlililere seslendi hem de seçim çalışmalarına başladı. Kırgız, “Bizi seçin en iyisini yaparız, denilmesinden bıktık, usandık. Bu kent bizim ve biz yöneteceğiz” dedi.

Açıklamada söz alan EMEP Merkezefendi İlçe Başkanı Hilmi Mıynat, emekçileri seçeneksiz bırakmayacaklarını belirterek, Denizli’de de bağımsız adayla mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi. Halkın kendi yolunu çizmek için alternatifler üretmek zorunda olduğunu ifade eden Mıynat, “Son derece antidemokratik koşullar altında yürütülen bu seçimin sonucunda oy çokluğu kimde olursa olsun doğrudan demokrasiyi tesis etme mücadelemizde ısrarcı olacağımızın sözünü bir kez daha tekrarlıyoruz. Üreten işçilerse yöneten de onlar olmalıdır. Kenti var eden emekçilerse yöneten de onlar olmalıdır. Bu düşüncemizden hareketle ‘Bu kent bizim, gelin birlikte yönetelim’ diyoruz” dedi.

‘RANTÇI DEĞİL, HALKÇI BELEDİYECİLİK’

Denizli Büyükşehir Belediyesi Bağımsız Başkan Adayı Mehmet Kırgız, “Bizler yok sayılmaktan, ‘Bizi seçin en iyisini yaparız’ denilmesinden bıktık, usandık. Demokratik halkçı yerel yönetim modelinin en temel ilkesi, halk meclislerine dayanmasıdır. Halk meclisleri yerel yönetimin en üst organıdır. Bu kent bizim ve biz yöneteceğiz” dedi.

Halk meclislerinin; mahalle ve işyerlerinden seçilecek temsilcilerden, muhtar ve azalardan, sendika, kitle örgütü, dernek ve oda temsilcilerinden, çevre, spor, kültür-sanat örgütlerinden, inanç kurumlarından, gençlik, çocuk ve engellilerin temsilcilerinden oluşacağını ve kadınların eşit temsiline dayanacağını belirterek seçilmiş başkan ve meclis üyelerinin halk meclisinin bir parçası olacağını ve dahası halk meclisinin hizmetinde olacağını dile getiren Kırgız, Denizli halkının görevini yapmayan yerel yöneticileri geri çağırabileceğinin sözünü vererek halk meclisinin kararlarının, belediye meclisinin öncelikli gündemi olacağını belirtti.

HALK ODAKLI ÇALIŞMA PLANI

Mehmet Kırgız seçildiği takdirde Denizli’de hayata geçirilecek ilk üç çalışmayı şu şekilde sıraladı:

  • Tüm hizmetler belediye kurumları ve personeli tarafından en ucuz maliyetle halka ulaştırılacak, özelleştirme ve taşeron uygulamasına son verilecek.
  • Hizmetlerin öncelikle yoksul ve emekçi kesimlere ulaştırılması gözetilecek.
  • Kentsel dönüşüm adı altında yürütülen yağma ve rant uygulamalarına son verilecek.

İzmir İl Başkanımız Uyar: Halk kent yönetimine müdahil olabilmeli

EMEP İzmir İl Başkanı Uyar: Halk kent yönetimine müdahil olabilmeli

Yerel seçimlerle ilgili konuştuğumuz EMEP İzmir İl Başkanı Emine Uyar, CHP’nin Adayı Tunç Soyer’in emek ve meslek örgütlerinin temsilcileri bir araya gelmesini önemsediklerini belirterek “Tek adam rejiminin hüküm sürdüğü bu süreçte, belediyelerin bütçesi sürekli kesintiye uğrarken, kayyım kılıcı tepede sallanırken, halkın ihtiyaçları için değil, yandaş firmalara para aktarmak için hazırlanan projeler sırada beklerken adayın ne kadar olumlu özellikleri olursa olsun tek başına hiçbir şey ifade etmeyeceği ortadadır” dedi.

31 Mart 2019’da yapılacak yerel yönetim seçimlerine kısa bir süre kalmış olmasına rağmen İzmir henüz seçim atmosferine girebilmiş değil. AKP’li adaylar bir süredir sahada olmasına rağmen yakın zamanda adaylarını netleştiren CHP ise sokak çalışmaları yeni başlayabildi. Partilerin seçim ittifakı ve siyasal gündem çerçevesinde ilerleyen seçim gündeminde ise kentin sorunları yer almıyor.

Emek Partisi İl Başkanı Emine Uyar ile parti olarak İzmir’deki seçim tutumları, büyükşehir belediyesinin izlediği yerel yönetim anlayışı, CHP’nin büyükşehir adayı Tunç Soyer üzerine konuştuk.

“GEÇİM DERDİ KENT SORUNLARININ ÖNÜNE GEÇTİ”

Ülkede gittikçe derinleşen bir ekonomik kriz eşliğinde yerel seçimlere gidiliyor, siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu süreci?
Sanayi üretimindeki yüzde 10 gerileme, yüzde 14’e dayanan tarım dışı işsizlik, açıklanan rakamların aksine halkın cebine nerede ise yüzde 50 oranında yansıyan enflasyon oranı ile ekonomik krizin hızla derinleştiği koşullarda yerel seçimlere gidiyoruz. Tarımın çökertildiği ülkemizde seçimler için bir göz boyamadan ibaret olan tanzim satış kuyruklarında, halkın biraz daha ucuza sebze alabilmek için yağmurda, soğukta saatlerce beklemek zorunda kalmasına tanıklık ediyoruz. En temel tüketim maddelerinin fiyatı, doğal gaz, elektrik faturaları ikiye, üçe katlandı.  En başından beri gözünü, işçi ve emekçilerin kazanılmış haklarına dikmiş olan iktidar, krizin bedelini halkın sırtına yüklerken sermayeyi kurtarmak için kamu kaynaklarını seferber ediyor.

İşte bu şartlarda ve tek adam rejiminin ağır baskı koşulları altında, 1.5 aydan az bir süre sonra yerel seçimler gerçekleştirilecek. Halkın geçim derdi, sorunlarının nasıl çözüleceği, taleplerinin nasıl karşılanacağı gibi, kentin sorunlarına dair ne düşündüğü ve nasıl bir yerel yönetim istediği de gündem olamıyor. Betona boğulan yaşam alanları, mega projeler vasıtası ile sermayeye aktarılan kamu kaynakları, katledilen doğa, yandaşlara verilen ihaleler, belediyelerde yaşanan yolsuzluklar da tartışılmıyor.

Parti olarak seçimlere giremiyorsunuz. İzmir’deki tutumunuz ne olacak? 
Bu yerel seçimlerde AKP-MHP blokunun her yerde geriletilmesi büyük önem taşıyor.  Tek adam rejiminin yerel yönetim programına karşı emeğin, halkın, doğanın çıkarlarını savunmayı sürdüreceğiz.

Partimizin seçim platformu, yerelin özgünlüklerini dikkate alan bir anlayış üzerinde yükseliyor. İzmir’de çeşitli emek ve meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri ve siyasi partilerin bir araya gelerek oluşturduğu İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri (İEDG) uzunca bir süredir hem ülke gündemi hem de kentin gündemine dair meselelerde ortak bir duruş sergiliyor, birlikte işler yapıyor. Yerel seçimlerde de bu güçler bir anlayış etrafında ortaklaşabilmeli ve kentin yönetimine müdahil olabilmelidir. Tartışmalar, kimin belediye başkan adayı olacağından çok, kentin nasıl yönetileceğine ilişkin yapılmalı dedik.

Nitekim, Emek Demokrasi Güçleri bu süreçte eksiklikleriyle birlikte yerel seçime ilişkin bir panel örgütledi, burada yer alan kurumlar tek tek ya da bir araya gelerek nasıl bir belediyecilik istediklerini ifade ettiler. Önümüzdeki süreçte başka çalışmalar da planlanıyor. Yine bölgede seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınıp yerlerine kayyım atanmasına karşı da tutum alındığını da hatırlatmak gerekir. Biz hem büyükşehirde hem de böyle platformların var olduğu ilçelerde birlikte hareket etmek gerektiğini, hatta belediye başkan adayı ve meclis üyelerinin de buralarda birlikte belirlenmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Ortaklaşamadığımız yerlerde ise bağımsız adaylarımızla çalışmamızı sürdüreceğiz.

Yakın zamanda İzmir Büyükşehir Belediyesi çeşitli kararları okları kendi üzerine çekti. Kısaca değerlendirmek gerekirse Kocaoğlu nasıl bir yerel yönetim politikası izledi?
Bugün CHP’nin seçim bildirgesine baktığımızda rantı olağan karşılayan bir anlayışın olduğunu görüyoruz ve esasen AKP’nin seçim bildirgesinden çok da farklı değil.       

İzmir Emek Demokrasi Güçleri içinde yer alan CHP, yerel seçim sürecinde ise toplantılara katılmadı, uzak durmayı tercih etti. Bu tutumu da eleştiriyoruz. 

İzmir Büyükşehir Belediyesi uzun süredir CHP’li başkanlar tarafından yönetiliyor ve uygulamalara baktığımızda bu yönetimlerin halkçı ve demokratik olmaktan oldukça uzak olduğunu görüyoruz.   

Son dönemde örneğin başta İZBAN’da uygulanan artı para sistemi ile, hükümetin Körfez Geçiş Projesi’ndeki tutumu, Basmane Meydanı’ndaki çukur olmak üzere kent merkezine gökdelenler dikilmesinin önünü açan imar planları, Kültürpark’a dikmek istediği kongre merkezi ve Kültürpark içindeki bir binanın özel bir üniversiteye tahsis edilmesi ve patronlarla olan yakınlığı kent kamuoyunda tepki çekti. Bu uygulamalara karşı “Kültürpark Platformu”, “İzmir’e Sahip Çık” gibi mücadele platformları kuruldu. Yine aynı şekilde işçinin örgütlenme, TİS ve grev hakkına saygı göstermeyen anlayışlar sergilendi ve bunlar eleştirildi. Şunu da hatırlatmak gerekir ki, bunları eleştiren Emek ve Demokrasi Güçleri, daha önce haksız bir şekilde iktidarın baskısı ile 732 yıl hapis istemi ile yargılanan Aziz Kocaoğlu’nun yanında durmuştu. 

SEÇİLDİKTEN SONRA NASIL BİR YÖNETİM ANLAYIŞI İLE HAREKET EDİLECEĞİ ÖNEMLİ

Uzun tartışmalardan sonra CHP’nin Büyükşehir Adayı Tunç Soyer oldu. Soyer’in adaylığı İzmir demokrat kamuoyu tarafından olumlu karşılandı diyebiliriz. Hatta İEDG’nin bazı bileşenleri destek açıklamasında bulundu. Sizin değerlendirmeleriniz neler?
CHP’nin Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tunç Soyer, Seferihisar’da iki dönem yaptığı belediye başkanlığı sürecindeki icraatları sebebiyle sempati toplayan bir isim. Birçok belediyeye kayyımlar atanırken, bu antidemokratik uygulamayı protesto ettiğimiz eylemde yer alan tek CHP’li Belediye Başkanı idi.

Bazı söylem ve icraatları ile CHP’den daha ileride olduğu söylenebilir. Birkaç gün önce emek ve meslek örgütü temsilcileri ile bir araya gelmesini ve orada konuşulanları da önemsiyoruz ama daha ileriden adımlar atılmalı bu süreçte. Seçildikten sonra nasıl bir yönetim anlayışı ile hareket edileceği önemli olacak. İcraatlarının takipçisi olmak ve yanlışlarının karşısında durmak üzere Soyer’e bu koşullar altında bir kredi verilebilir.

Tek adam rejiminin hüküm sürdüğü bu süreçte, belediyelerin bütçesi sürekli kesintiye uğrarken, kayyım kılıcı tepede sallanırken, halkın ihtiyaçları için değil, yandaş firmalara para aktarmak için hazırlanan projeler sırada beklerken adayın ne kadar olumlu özellikleri olursa olsun tek başına hiçbir şey ifade etmeyeceği ortadadır.

SEÇİMLER BİZİM İÇİN BİR MÜCADELE ARACI”

Yerel seçimlerde AKP-MHP gerici ittifakının güç kaybetmesi önemlidir ancak yerel seçim çalışması sınıf mücadelesi ve demokrasi mücadelesine bağlanmalıdır. AKP’nin ve arkasındaki kapitalist güçlerin geriletilmesi, başta işçi sınıfının mücadelesi ve talepleri olmak üzere demokratik hak ve özgürlükler için verilecek ortak mücadeleyle mümkündür. 

Kriz etkisini asıl olarak seçimlerin ardından ve daha derinden hissettirecek. Yoksulluk, işsizlikle birlikte kazanılmış haklara saldırı gündeme gelecek. Buna karşı birlikteliğin nasıl sağlanacağı ve mücadelenin nasıl örüleceği önemli.

Haber: Evrensel Gazetesi

TEILEN