Halklar Savaş, Yıkım ve Düşmanlık Değil, Barış, Demokrasi ve Kardeşlik İstiyor!

1 Eylül Dünya Barış Günü’nü selamlarken emperyalist dünyanın güçleri halklara savaş ve zorbalığı dayatmayı sürdürüyor.

Halkların baş belası tekeller ve sermaye iktidarları pazar alanı daralıp, karları düştükçe aralarındaki rekabet ve çelişki yeni işgal ve savaş senaryoları olarak karşımıza çıkıyor. Bu çatışma alanlarının enerji kaynakları ve bu kaynakların dağıtım hattı bölgelerinde olması şaşırtıcı değil. Silahlanma yarışı içindeki emperyalistlerin ve bölgedeki işbirlikçi yönetimlerin bu pazar kavgasından pay kapma macerasına Türkiye halkları olarak bir süredir tanığız ve canlı yaşıyoruz.

Sekiz yılı geride bırakan Suriye savaşında rejim değiştirmek isteyenler, sözde, halka insanlık ve demokrasi getirecekti. Tıpkı daha önce Afganistan, Irak ve birçok askeri işgal altındaki ülkelerde olduğu gibi. Ancak her savaşta olduğu gibi yıkım, ölüm, yoksulluk, göç ve acıdan başka getirisi olmadı bu “haydut devlet” uygulamalarının.

AKP ve Erdoğan’ın tekçi yönetimi de bu maceracı, tehlikeli politikayı düstur edindi. Önce Suriye yönetimi sonra Kürtler bahane edilerek sınır ötesinde karargahlar kuruldu, harekatlar uygulandı ve devam etmekte.

Malazgirt otağından fetih ve şehadet söylemleriyle düşmanlar ilan edilmekte, halkın açlığı ve yoksulluğu bir kenara bırakılarak silahlanma, füze-uçak alımları için ABD ve Rusların kapısı aşındırılmakta. “Bırakın patlıcanı, biberi siz merminin fiyatını biliyor musunuz?” diyerek halkımıza sopa gösterip tehdit etmekten de geri durulmamakta.

Milliyetçilik, şovenizm “Türkün türkten başka dostu yoktur”, söylemleri ile halkımızı yalnızlaştırılan, halklara yabancılaştırılan bir siyasetin başarı şansı yoktur.

Bütün bu gürültülü söylem ve gösteri siyasetinin ülkemizin emekçilerinin gerçek sorunlarının üstünü örtmek; otoriter ve baskı uygulamalarıyla bir süre daha iktidarda tutunabilmek için yapıldığı bugün çok daha iyi görülmektedir.

O nedenle savaş ve inkar siyasetinin hak ve irade tanımazlığın bir uzantısı kayyım atamaları gerekçeleri kimseye inandırıcı gelmemekte, kabul edilmemektedir. Demokrasi, hak eşitliği, barış ve emek taleplerimiz savaş, silahlanma ve kışkırtıcı siyasetle bastırılması sonucu halkımızın yoksulluğu büyümüş, ekmeği küçülmüş, birlikte yaşamı tehlikeye sokulmuştur.

1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Türkiye emekçileri olarak kör, yeni maceralara sürüklenmek istendiğimizi her yerde haykırıyoruz. AKP-Erdoğan yönetimi ülke içinde ve sınırlar ötesinde harekatlara son vermelidir. Suriye’de ve bölgemizde tüm emperyalist güçler ve yabancılar askeri varlıklarına son vermeli, geri çekilmelidir.

Savaş ve yeni insanlık suçları istemiyoruz.

Halkımızın kahramanlık hamesetlerine değil, iş, özgürlük ve barışa ihtiyacı var.

Barış mücadelemizde sınıf kardeşliğimizi ve dayanışmamızı büyütelim.

SELMA GÜRKAN

Genel Başkan

TEILEN