‘Hayır’ şimdiden kazandırıyor!

Bütün gayretini sermayeye hizmet için harcayan sermaye hükümetleri, ancak vatandaşı yedekleme ihtiyacı duyduklarında halka da bir şeyler vermek, en azından veriyor görünmek ihtiyacı duyarlar. Bu politika, genellikle “seçim ekonomisi”, “popülist politikalar” diye aşağılansa da elinde devletin imkanlarını bulunduran her sermaye partisi ve hükümeti bunu yapar. Ama AKP Hükümetleri böyle vatandaşa seçim rüşveti vermede gelmiş geçmiş bütün hükümetleri yaya bırakacak bir uzmanlığa sahiptir.

Bir seçim kampanyasına dönüşen referandumu da AKP Hükümetinin, rüşvet dağıtımıyla sürdüreceği de ortaya çıkmıştır. Özellikle de “hayır”ın gücünün büyüklüğünü gördüklerinden rüşvet dağıtımının da mümkün olduğu kadar geniş kesimleri kapsamasına özen göstermektedir.

Başka bir söyleyişle “hayır”ın gücünün büyüklüğü karşısında Hükümet, rüşvetin bu ölçüde yaygın olmasına başvurmak zorunda kalmıştır.

RÜŞVETE DÖNÜŞTÜRÜLEN BAZI KALEMLER

Referandum ve “hayır” tehdidi olmasaydı, Hükümet neler yapacaktı?

– Kıdem tazminatı: Hükümet, işçilerin kıdem tazminatını kaldıracaktı ama bu uygulamaya referandumda milyonlarca (12 milyon dolayında işçi) işçinin “hayır”la yanıt vereceğinden çekinerek, kıdem tazminatını fona bağlayacak düzenlemeyi referandum sonrasına erteledi.

– İş güvencesi: Kamu emekçilerinin iş güvencesi kaldırılacaktı, bunu bizzat Cumhurbaşkanı ilan etmişti. Ama kamu emekçilerinin (3 milyon kamu emekçisi) ve emek cephesinin tepkisinin “hayır”a dönüşmesini önlemek için iş güvencesini kaldırma girişimi referandum sonrasına ertelendi.

– ÖTV, KDV indirimi: Beyaz eşyada ÖTV, mobilyada KDV nisan sonuna kadar kaldırıldı. Ev alacaklar için KDV yüzde 18’den yüzde 8‘e düşürüldü.

– Çocuk bakacak büyükannelere maaş: Bu paralar AB projesinden yapılan bir maaş bağlama; üç yıldır bekliyordu ve Hükümet bunu şimdi referandum öncesinde “pilot uygulama” olarak olsa da devreye sokarak, “evet” için rüşvete dönüştürdü.

– Emekliye promosyon: 2011’den beri tartışılan ama bir türlü sonuçlandırılmayan Hükümetle bankalar arasındaki anlaşma, referandum kampanyası başlarken, sonuçlandırıldı. Böylece emeklinin yıllardır ve çok fazlasını hak ettiği ve emekliye bankalar üstünden verilen “üç kuruş” bile referandum rüşvetine dönüştürüldü.

– Esnafa faizsiz kredi: Ekonomik gerekçelerle faizsiz kredi kapsamında 15 bin KOBİ’ye kredi verileceği ilan edilmişti. Ancak referandum söz konusu olunca, krediden yararlanacak sayı 445 bine kadar çıkarıldı.

– 2B’cilere yeni süre: 2B arazisi almak isteyenlere ya da taksitlerini ödeyemeyenlere altı aylık süre daha tanındı.

ESAS KAZANAN RÜŞVETİ DAĞITANDIR!

Evet, sermaye partilerinin rüşvet dağıtımı biçimindeki uygulamalarda amacı, geniş halk yığınlarını aldatma, dolayısıyla kendinin politikasına yedeklemedir.

Yukarıdaki “rüşvet” amaçlı uygulamalardan ilk ikisi, kıdem tazminatı ve iş güvencesi, referandum sonrasına ertelenmiştir ve eğer referandumda “evet” çıkarsa ilk fırsatta bu düzenlemeleri yapacaklardır. “Hayır” çıkarsa da muhtemelen bu amaçlarını daha sonraki yıllara ertelemek zorunda kalacaklardır.

Rüşvetin küçük paralar olarak emekçilere yansıyan kalemlerini ise, elinde devlet gücünü bulundurduğu için bunları bir süre sonra, enflasyon, yeni vergiler ya da başka türden uygulamalarla geri alabilecektir. Bu yüzden de eğer emekçiler, Hükümetlerin istediği doğrultuda oy kullanırlarsa, rüşveti bile fazlasıyla geri alacak uygulamalara da oy vermiş olurlar. Tarihteki seçimlerle bunun sayısız örnekleri vardır.

EVET ‘ÇANTADA KEKLİK’ OLSAYDI!

Referandumun özgünlüğü ise herhangi bir seçimden daha farklı.

Önce belirtelim ki, yukarıdaki uygulamaların bir çoğu ya hiç gündeme getirilmez ya da çok azı dağıtılırdı. Yani “evet”, “çantada keklik” olsaydı, AKP Hükümeti Meclisi referandum tatiline sokmadan ya da bir KHK ile kıdem tazminatını fona bağlamış, kamu emekçilerinin güvencesini de kaldırmış olarak referanduma gitmekte bir sakınca görmezdi. Dahası Hükümet, esnafa faizsiz krediden, emekliye promosyon ve KDV indirimine kadar uygulamaları ise ‘Evet çıksın da sonra bunlara bakarız’ diyerek; rüşveti peşin vermek yerine “vaade” çevirirdi!

Kısacası rüşvetin böyle peşin ödenmesi ve vatandaşın geçici ve küçük de olsa bir kazanım sağlaması, kamu emekçilerinin iş güvencesi, işçilerin kıdem tazminatı için referandum sonrasına kadar zaman kazanmışsa, bu “hayır”ın AKP-MHP koalisyonunun gözünü korkutacak kadar güçlü olmasıyla ilgilidir.

Yani “hayır” şimdiden kazandırmaya başlamıştır ve eğer referandumda “hayır” çıkarsa, Hükümet kıdem tazminatı ve iş güvencesi konusunda yeni girişimler yapmaya cesaret edemeyeceği gibi, vatandaşı kazanmak için ekonomi politikalarını da yeniden gözden geçirmek zorunda kalacaktır.

Bu yüzden “hayır” sadece “tek adam yönetimi”nin önünü kesmeyecek, işçi sınıfının ve emekçilerin kazanılmış haklarının ortadan kaldırılmasına yönelik planlarını bozacak bir mücadelenin gelişmesinin zeminini de genişletecektir.

“Hayır”ın güçlü olduğunun ortaya çıkması, bugünden küçük de olsa kazanımlar sağlaması referandumda “hayır” çıkmasının yol açacağı yeni ve önemli kazanımların işaretidir.

İhsan Çaralan

TEILEN