İhmaller, afetlerin yıkım, zarar ve ölüme yol açma oranlarını artırıyor

Orman yangınları bitmeden sellerle yeni bir facia yaşadık. Karadeniz illeri başta olmak üzere çeşitli illerimizde yaşanan sel felaketleri bir faciaya dönüştü.

Giresun Dereli, Artvin ve Van’da yaşanan sellerden sonra Kastamonu Bozkurt, Sinop Ayancık ve Samsun başta olmak üzere diğer illerimizde yaşanan seller sadece mal kayıpları ile sınırlı kalmadı ve çokça da can kaybına sebep oldu. Emek Partisi olarak sellerden zarar gören işçi emekçi halkımıza geçmiş olsun derken yakınlarını kaybedenlere başsağlığı diliyoruz.

Biliyoruz ki, yağmurun yağışı doğal bir süreçtir fakat yağan yağmurun sele dönüşerek can ve mal kaybına sebep olması, doğal değil aksine bir eksikliğin ve ihmalin sonucudur. Şu birkaç ay içinde yaşadığımız sel felaketleri de gösterdi ki; sellerin bu kadar büyük yıkımlara, can ve mal kayıplarına sebep olması başta siyasi iktidarın ve yerel yönetimlerin akarsu ve derelere müdahalesinin sonuçlarını yaşıyoruz. Karadeniz bölgesine yağmur yeni yağmıyor geçmişte de yağışlar olur hatta hiç durmadan birkaç hafta devam eder fakat böylesi felaketler yaşanmazdı. Bugün ani ve hızlı yağışlar karşısında başta Karadeniz bölgesi olmak üzere ülkenin pek çok yerinde sele davetiye çıkaran uygulamalar yıkımın boyutunu da artıran sebeplerdir. 

Bunlardan; taş ocakları ve maden sahaları nedeniyle başta ormanlıklar olmak üzere bitki örtüsünün yok edilmesi sel sularının çoğalarak akışını hızlandıran birinci etkendir.

İkincisi; dere ve ırmaklara yapılan baraj tipi Hidroelektrik santrallerin (HES) aşırı doluluk nedeniyle baraj kapaklarının açılarak derelerden akan suların miktarının artarak sele dönüşmesine bir nevi katkı sunulmasıdır.

Üçüncüsü; dere ve akarsu yataklarının ıslah adı altında normal yapısının bozularak beton ya da düzgün dizilmiş taşlarla duvarlarla çevrilerek kanal oluşturulmasıdır. Bu durum hem sel sularının akışını hızlandırmakta hem de yıkım gücünü artırmaktadır.

Dördüncüsü ve en önemlisi; kanala çevrilerek küçültülen dere yataklarının siyasi iktidar ve yerel yönetimler eliyle imara açılmasıdır.

Bugün Kastamonu Bozkurt’ta yaşanan yıkımın en büyük sebebinin HES kapaklarının açılması ve Sinop Ayancıkta’da imara açılan dere yatağının üstüne orman ürünleri ve tomruk deposu kurulmasıdır. Sele kapılan tomruklar ilçe merkezinde yığıldıkları sokak ve caddelerde suyun birikmesine ve birinci katların bile sel sularıyla dolmasına sebep olmuştur. Ordu’da Fatsa-Kumru ilçeleri yolu sel nedeniyle kapandı çünkü, dere yatağı taş ocağı nedeniyle kapatılınca yatağında akamayan dere yola taşmakla kalmadı, taşı toprağı da taşıdı. “Dere yatağına geri döner” atasözünü unutan siyasi iktidarlar ve belediye yönetimlerinin ihmalleri nedeniyle yağışların fazlalaşması sonucu dereler eski alanlarını geri alırken can ve mal kayıplarına neden olmuştur. Ne yapalım doğal afet sözü iktidarın suçunu örtbas etme çabasıdır.  

Tarım, orman ve yaşam alanlarımızı rant aracı olarak gören siyasi iktidarlar ülkeyi yönettiği sürece ne bu yangınlar nede sellerin yol açtığı yıkımlar son bulmayacaktır. İşçi-emekçi halkımızı, gelecek kaygısı yaşayan gençleri, yıkımlardan en çok zararı gören kadınları insanca çalışma, insanca yaşam ve barınma koşulları için mücadeleye ve kendi geleceklerine sahip çıkmaya çağırıyoruz.  

Sedat Başkavak

Genel Başkan Yardımcısı

TEILEN