Irkçılık sorunu derinleştirir, çözmez! Irkçılığa karşı birlikte mücadele edelim!

Belli dönemlerde kimi haber siteleri ve belli sosyal medya hesapları üzerinden, mülteci düşmanlığını körükleyen, ırkçılığı büyütecek paylaşımları kaygıyla takip ediyoruz. Bu durum, burjuva siyasi parti ve faşist akımların ırkçı şoven propaganda ile düşmanlığı kışkırtmasının öngörülen sonucudur. Bunun somut örneğini Ankara Altındağ’da gördük. Emekçiler bu ırkçı şoven kışkırtmalara prim vermemelidir.

AKP’nin çözüm odaklı bir mülteci politikası olmaması, Türkiye’nin ABD’nin jandarmalığı ve AB’nin göçmen deposu olma görevini üstlenmesi temel sorunların başında geliyor. Askeri önlemlerin, sınırlara utanç duvarları örmenin göçü engelleyememeğini, insan tacirlerinin sömürüsünü artıracağı uyarısını daha önce de ifade etmiştik. Bugün tarihin bizi haklı çıkardığını görerek uyarımızı tekrarlıyoruz; ırkçılık sorunu çözmez, derinleştirir! Sorunun derinleşmesini sağlayan bir diğer yan ise, mültecilerin kayıtsız, güvencesiz bir şekilde Türkiye’de yaşamasına neden olmaktır. Milyonlarca insanın ülkesini terk etmesine sebep olan devletler sorumluluk almamakta, göç yalnızca savaş bölgelerine yakın olan coğrafyalarda kalmaktadır.

Geri Kabul Anlaşmasının iptali gerçekleşmeden, Türkiye göçmen deposu olmaya devam edecektir. Milyonlarca insanın göç etmesine sebep olan devletler göçmenlere kapılarını açmak zorundadır!

Geri Kabul Anlaşmasının iptali ve savaş suçlularının kabul edilmemesi talebimizi defalarca dile getirdik. Öte yandan kimi medya organları ve belli başlı sosyal medya çevrelerinin Türkiye’nin hemen her yerinde maalesef sıradanlaşan binlerce adi suç arasında bir mülteci fail bulunca bunu düşmanlığı körüklemek üzere kullanıyor. Ankara Altındağ örneğinde olduğu üzere bu bir linç kampanyasına dönüşebiliyor. Kimi gruplar bu durumları mülteci avına dönüştürecek provokasyon için tetikte bekliyor. Halkımız bu oyuna gelmemelidir. Karşılıklı entegrasyon politikaları yürütülmeden ırkçılık tırmandırılarak gerçek bir çözüm üretilemez. Kriz derinleştikçe, ırkçılık yaygınlaştıkça kriz yine halkları, emekçileri, kadın ve çocukları vuracak. Sömürü katmerlenerek artacak.

Emek Partisi olarak bir kez daha yineliyoruz, bizleri birbirimize kırdırarak servetlerine servet katanların ırkçılık tuzağına düşmeyelim. Sorumluluk Taliban’dan kaçanlarda değil, AKP’nin göç politikasındadır. Savaş suçluları ile sivil halk arasında ayrım yapılabilmeli, savaş suçlusu şüpheliler uluslararası mahkemelerde yargılanmalıdır. Savaş mağdurlarına, yoksullara değil emperyalistlere karşı öfkemizi büyütelim. Mültecilere denizde yüzmeyi değil botlarda can vermeyi reva gören insanlık dışı anlayışı eleştirelim. Marx 21. Yüzyılda da yolumuza ışık tutmaya devam ediyor. Gelin bu yolu birlikte yürüyelim; ‘İnsan kalmanın tek yolu, insanlık dışı bu sisteme karşı savaşmaktır!’

EMEK PARTİSİ

Genel Merkezi

TEILEN