İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma gününde bir adım ileri!

Dünya işçi sınıfı bu yıl uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs’ı olağanüstü koşullarda karşılıyor.

Yakın geçmişte birçok ülke kapitalist krizin girdabına sürüklenmiş, çalışma ve yaşam koşulları tahammül edilmez hal alan emekçi halklar işsizlik, yoksulluk ve sefaletin artışına karşı ayağa kalkmaya yönelmişti. Son bir yıldır ise kapitalist dünya ekonomisi durgunluk içine girmişti. İşten çıkarılma yanında kısa çalışma, ücretlerin ancak bir kısmının ödendiği ya da hiç ödenmediği ücretsiz izin ve esnek çalışma yöntemlerinin yaygınlaştırılması ve yoksullaşma çoktan dünya işçilerinin hemen tamamının sorunu haline gelmişti. Üstelik başta ABD ile Çin arasında olmak üzere büyük emperyalist ülkeler ve genel olarak dünya burjuvazisi arasında çelişki şiddetlenip çekişmeler artmaktaydı.

Genelleşme eğilimiyle yaklaşan krizin zorlaştırdığı çalışma ve yaşam koşulları, bugün Corona Virus salgınıyla tahammül sınırlarını zorlamaktadır. Salgınsa pazarları daraltıp üretimin sınırlanmasına yol açarak, kriz etkenlerini geliştiriyor.

Burjuva propagandası Korona salgınını, ya laboratuvarda üretilmiş virüse bağlıyor ya da daha çok insanlığın kapitalizmle ilişkisi olmayan “görünmez düşmanı” sayıyor. Oysa çok sayıda bilim insanı 8-10 yıl öncesinden doğanın tahribi ve iklim değişikliği dolayısıyla salgınların baş göstereceği konusunda uyarıyorlardı. Ancak başta tüm anlaşmalardan çekilen ABD burjuvazisi olmak üzere kâr hırsıyla yanıp tutuşan, insan ve yaşamının korunmasını dert edinmeyen uluslararası burjuvazi doğanın tahribini ilerletmekten geri durmadı. Kapitalizm ve emperyalizm, insanlığı, işsizlik, sefalet ve açlığın yanı sıra salgınlar ve savaşlarla felakete sürüklüyor.

Burjuvazi salgının birinci dereceden sorumlusu olmakla kalmadı. Aşırı kâr hırsıyla kamusal sağlık sistemlerini etkisizleştirmekteydi. Salgın sonrasında da, önce, ölümleriyle “gereksiz masrafları” kısacağı işsizler, yaşlı ve hastalardan kurtulmak işine geldi; özellikle ABD, Britanya, Brezilya gibi ülkelerde burjuvazi salgına karşı kılını kıpırdatmadı. Salgın beklemedikleri boyutlara ulaşıp üretim ve sermaye birikimi süreçlerini tahrip edip krize sürükledikçe, insanları değil ama kapitalizmi kurtarmak üzere müdahaleye yöneldiler. Hazırlıksızdılar. Sağlıkçılara test yapıp maske bile dağıtamıyorlar, salgınla mücadelede yetersiz kaldıklarını hepimiz görüyoruz.

İşçi sınıfı, fabrikalarla hastaneler, posta, ulaştırma, yerel hizmetler, ticari alanlar ve sokaklarda işçiden işçiye kolaylıkla bulaşan koronavirus salgınıyla yüzleşiyor. On yıllardır yaptığı kesintilerle sağlık kurum ve olanaklarını yıkıma uğratan uluslararası burjuvazi, salgın karşısında hemen bütün ülkelerde “evde kalın” çağrısından ötesini yapmıyor. Ancak, öncelikle sağlık emekçileriyle gıda, enerji, ulaştırma, temizlik başta olmak üzere zorunlu sayılan sektörlerin işçileri, birçok ülkede ise hemen her sektörde işçiler ölüm riskiyle çalıştırılıyor ve olağanüstü koşullarda yaşamı üretmeye devam ediyorlar.

Üretimin sürdürülmesi, işçilerin ürettiği artı-değere el koyulması ve kapitalizmin bekası burjuvazinin temel önceliği. Çin, salgının merkezi haline gelen ABD, Almanya, hatta Fransa ve İspanya gibi ülkeler salgın önlemlerini gevşetmeye ve işçileri yaygın ölçekte çalıştırmaya başlıyor. Bu, işçi ölümlerinin ciddi ölçüde artacağı anlamına geliyor.

Tümünün nedeni açık: Yüksek kâr ve sermaye birikiminin başlıca koşulu, işçi sınıfının olabildiğince ağır çalışma ve yaşam koşullarında olabildiğince yüksek artı-değer üretmeye mahkûm edilmesi!

İnsanlığın “görünmez düşman” koronavirüsle savaşta olduğunu ilan eden burjuvazi, emekle sermaye arasındaki uzlaşmaz karşıtlığı ve azgınca sömürdüğü işçi sınıfı ve emeğiyle geçinenlere yönelik sürdürdüğü sınıf mücadelesini gizlemeye çalışıyor.

Oysa uluslararası burjuvazi on yıllardır neoliberal politikalarla işçi sınıfına acımasızca saldırıyor. Hemen hiç yatırım yapmadığı sağlık, parayla satın alınır hale getirildi. Şimdi saldırılarını şiddetlendiriyor.

Sözde “Koronaviruse karşı önlem paketleri”nde işçiler için hemen hiçbir şey yok. Tüm önlemler, tekelci burjuvazi ve şirketlerinin desteklenip kurtarılmasını amaçlıyor. Nüfus olarak büyüklüğüne karşın işsiz kalanlar başta olmak üzere işçilere desteklerin onda biri bile ayrılmıyor.

Sağlık emekçileri, test yaptıramadan, ekipmansız ve çok sayıda kurban vererek kahramanca çalışıyor.

Tahammül edilmez koşullar dayatan burjuvazi ve işçi aidatlarını burjuvazinin hesabına kullanan sendika bürokrasisi gibi uzantılarıyla mücadeleyi göze almadan hiçbir şey düzelmedi, düzelmeyecek.

Başarı için gerekli olan, birleşik örgütlü mücadeledir. Salgınla mücadelenin şartıysa, sağlık emekçilerinden başlayarak, salgının saflarında öncelikle ve en kolay yayıldığı işçi ve emekçileri koruyan önlemler alınması için bütün olanakların seferber edilmesidir. Burjuvazi, işçiler hakkında hiç iyi niyet beslemedi. Emekçileri koruyucu önlemler alınması, ancak işçi ve emekçilerin tekeller ve mali sermaye egemenliği ve burjuva devletlere karşı haklarını savunmak üzere birleşmesi ve mücadelesiyle mümkün olabilir. İşyerlerinde komiteler olarak örgütlenmek, diğer fabrikalarla ilişkilenmek ve yönetimlerine gelmeyi hedefleyip sendikaların sermayeyle uzlaşmanın aracı olmalarına son vermek zorunlu ve yaşamsal hale gelmiştir.

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” deniyor. Oysa hiçbir şey kendiliğinden değişmeyecek. Üstelik müdahale etmezsek, her şeyin daha da kötüleşmesi kaçınılmaz! Sermaye ve kapitalizm kendiliğinden değişmez, sömürü ve dayatmalar kendiliğinden sona ermez! Meta üretiminin temeli olan değer yasasıyla kapitalizmin temeli olan artı-değer yasası, birer orman yasasıdır! Burjuvazinin dünyasında, işçilerin, yalnızca sermayeyi çoğaltmak için çalışma ve ölme özgürlükleri vardır!

Tekellerin egemenliğinden, işçilerle emekçiler üzerinde bir diktatörlük olan sömürü koşullarının koruyucu ve kollayıcısı burjuva devletin zorba dayatmalarından, kapitalizmin işsizlik, düşük ücretle uzun saatler çalıştırılma, yoksulluk ve sosyal adaletsizlik gibi haksız ve olumsuz sonuçlarından ve salgınların tehdidinden kurtulmanın koşulu, devrim ve işçi sınıfının egemen sınıf olarak örgütlenmesidir.

Toplumsal değişimi, biz, emeğiyle yaşamı yaratanlar gerçekleştirebiliriz.

Başarabiliriz. Salgın; işçi ve emekçiler üretmezlerse yaşamın sürdürülemeyeceğini bir kez daha ortaya koydu. Güç bizim elimizde, bunu salgınla yeniden sınadık.

Salgın birçok şeyi açıkça görünür hale getirdi. Burjuvazinin bize yaklaşımını eskisinden daha net görüp hissetmeye ve algılamaya başladık. Eksiğimiz, birleşip yaşamakta olduğumuz kötülüklerin kaynağı olan kapitalizme karşı birleşip örgütlenmek.

Bu yıl 1 Mayıs’ı, acil sorunlarımıza sahip çıkarak; Korona Salgını ve suçlusu kapitalizmle, emekçilerin salgından korunması için mücadelenin geliştirilmesine hizmet edecek şekilde kutlayacağız. Kutlama biçimlerimiz de buna uygun olacak. İşçiler ve bütün sömürülenleri, çalışıyorsa fabrika ve işyerlerinde, değilse evlerinde slogan ve marşlarla, olanaklı olan yerlerde bildiriler okuyarak 1 Mayıs’ı sahiplenmeye çağırıyoruz.

  • Tüm özel sağlık kuruluşları, medikal malzeme ve ilaç üreten fabrika ve işyerleri dahil bütün sağlık işletmelerinin yönetimi ve denetimi, sağlık alanındaki sendika, meslek örgütü, dernekler ve sağlık çalışanlarının temsilcilerine devredilsin.
  • Sağlık ticaret ve kâr konusu olamaz. Sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesine son verilsin, halkın nitelikli ve parasız sağlık hizmeti alması güvence altına alınsın.
  • Salgın süresince sağlık araçları, gıda ve enerji türü zorunlu olanlar dışında üretim ve hizmet durdurulsun. İşçiler ücretli izinli sayılsın.
  • Çalışmanın zorunlu olduğu sektörlerde işçiler, salgın hastalığa karşı korunması için servis hizmeti sağlansın. Fabrika ve işyerlerinde korunmalı çalışma koşulları sağlansın.
  • Salgının görüldüğü fabrikalar, işyerleri ve yaşam alanları başta olmak üzere riskli tüm alanlarda test taramaları yapılsın, maske, eldiven ve dezenfektan parasız dağıtılsın.
  • Sağlık emekçilerine gerekli koruyucu ekipman sağlansın. Testleri öncelikle yapılsın.
  • Salgın boyunca işten çıkarmalar yasaklansın.
  • Ücretsiz ve ücret kesintili izin uygulamasına son.
  • İşsiz kalan ve yeterli ya da hiç geliri olmayan emekçi ailelerine temel ihtiyaç maddelerini karşılayacak gelir desteği sağlansın. Kira ödemeleri, elektrik, su, doğalgaz faturaları devlet tarafından karşılansın. Bu durumdaki işçilerle küçük üretici ve esnafların kredi borçları iptal edilsin.
  • Salgına ve sömürüye karşı insanca yaşam için birlik, mücadele ve dayanışma.
  • Yaşasın 1 Mayıs. Yaşasın Sosyalizm.

Uluslararası Marksist Leninist Parti ve Örgütler Konferansı

TEILEN