Kadınlar Eşitlik Talebinden Vazgeçmeyecek!

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin 19. kuruluş yıldönümünde bir kez daha kadınların aileden bağımsız varlığını hiçe sayan açıklamalarda bulundu. 

DİLİPAK’A YOL VEREN BİZZAT ERDOĞAN VE PARTİSİDİR

Erdoğan, yaptığı açıklamada AKP’li kadınlar dahil, İstanbul Sözleşmesi’ni sahiplenen tüm kadınlara hakaret eden Dilipak’ı yarım ağızla kınadı. Yıllardır kışkırttığı kadın düşmanlığı ile partisinin tabanında ve seçmen kitlesinde zayıflayan kadın desteği arasında sıkışıp kalan Erdoğan’ın bu kınaması samimiyetten uzaktır. Çünkü hak arayan kadınları “Kadın mıdır, kız mıdır?” diyerek hedef gösteren, “Çocuk doğurmayan kadın yarım insandır” diyerek birey olarak varlığını hiçe sayan, “Kadın erkek eşitliğine inanmıyorum” diyerek kadınların toplumdaki konumunu aşağılayan bizzat Erdoğan’ın kendisidir. “Kadın kahkaha atmaz” buyuran, “Bir hanımefendi olarak sus” diye kadın vekilleri susturmaya çalışan, “Tecavüze uğrayan kadın ölsün, bebek niye ölsün” diyerek kadınların kürtaj hakkına saldıranlar Erdoğan’ın partisindendir. Kadınların nafaka hakkını gasp etmek, erken yaşta evliliklerin önünü açmak, çocuk istismarını evlilik yoluyla aklamak Erdoğan’ın partisinin yasal girişimleridir.

Bugün, Dilipak ve türevleri kadınlara karşı bu kadar aşağılık sözcükler kullanabiliyorlarsa Erdoğan’dan ve partisinden aldığı cesaret sayesindedir. Kaldı ki, Dilipak gibileri yıllardır ağzını her açtığında kadınlara saldırmış,  Erdoğan ise ancak kendi partisinin kadın kollarına dili uzandığı da cevap vermek gereği duymuş, daha doğrusu zorunda kalmıştır. Hal böyleyken üstü örtük bir şekilde, yarım ağızla ve “kadınlar adına” kınama açıklaması yapması hamasidir; her gün ayrımcılıkla ve şiddetle mücadele eden milyonlarca kadın nezdinde hükümsüzdür.

ASIL DİNAMİT ŞİDDET VE EŞİTSİZLİKTİR

Zaten kadını hala sahip çıkılacak bir nesne, eşitliği de ailenin temelindeki bir “dinamit” olarak gören Erdoğan’ın derdi kadın düşmanlığına karşı söz söylemek değildir. Zira pandemi boyunca aile içinde tırmanan şiddete, hane içinde artan yüke, rekor kıran kadın işsizliğine dair tek kelam etmemiş, milyonlarca kadının yaşadığı gerçekler yaşanmamış gibi davranmıştır. Çünkü Erdoğan’ın asıl derdi iktidarının varlığını ve bekasını garanti edecek, ekonomik krize duyulan öfkeyi kendi içinde mas edecek, pandemiyle derinleşen yoksulluğu kadınların ev köleliği ile görünmez kılacak, Osmanlıcı hevesleri için “şehitler tepesi”ni dolduracak ataerkil ailedir. Bu gerçek “Türk milleti aile-erkil bir millettir” türünden çarpıtmalarla üstü örtülemeyecek kadar açıktır. Halkımız, her gün artan hayat pahalılığıyla, doldurulamayan buzdolaplarıyla, kabaran borç ve faturalarla bu gerçeği iliklerinde hissetmektedir. 

KADINLAR İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN VAZGEÇMEYECEK

Konuşmasında İstanbul Sözleşmesi’nin adını dahi anmayan Erdoğan, sözleşmeden çekilme olasılığının AKP gündeminden düşmediğini de belli etmiştir. Farklı ülkelerden kadınların uzun mücadeleleri sonucunda yazılmış, imzaya açılmış ve yürürlüğe konmuş, taraf devletleri cinsiyet eşitliğini sağlamak suretiyle şiddeti önlemekle yükümlü kılan uluslararası bir sözleşme “tercüme metin” denilerek değersizleştirilemez. Erdoğan bu indirgemeci söylemiyle iktidarının bekası için artık mecbur olduğu siyasal İslam ve milliyetçiliği her fırsatta kışkırttığı egemen erkeklikle bağdaştırmaya çalışmaktadır.

Ülkenin her yerinde polis şiddetine rağmen sokaklara çıkan kadınlar, haklarından ve hayatlarından vazgeçmeyeceklerini haykırmaktadır. Erdoğan ve partisi derhal sözleşmeden çekilme gündeminin kalıcı olarak ortadan kaldırıldığını halka deklare etmeli ve şimdiye dek uygulamaktan kaçındıkları sözleşmeyi derhal uygulamalıdır. Kadınlar İstanbul Sözleşmesi uygulanana kadar sokakları terk etmeyecek, bütün bir toplumda cinsiyet eşitliği sağlanana kadar mücadele edecektir.

Şükran DOĞAN

EMEK PARTİSİ

Genel Başkan Yard.

TEILEN