Kapitalizm Son Bulmadıkça İklim Değişikliği Durmaz!

Bugün dünyanın pek çok yerinde başta gençler olmak üzere işçi, emekçi halk kitleleri iklim değişikliğini durduralım diye seslerini yükseltiyor. Buna karşın, uluslararası tekeller ve işbirlikçileri daha çok kar için emeği sömürdükleri gibi doğayı talan edip, dünyayı da nefes alınmaz hale getiriyorlar.

Enerji ve sanayide kömür, petrol gibi fosil yakıtların kullanımının artışı, başta motorlu taşıtlar olmak üzere petrol ve petrol ürünlerinin kullanımındaki artışlar, orman yangınları ve orman ürünlerinin yakılarak kullanımının artışı ve toprağın sınırsız ve sorumsuzca işlenmesi dünyayı her gün artan sera gazı emisyonu ile karşı karşıya bırakıyor. Tüm bunların sonucunda artan sera gazı nedeniyle dünyada ortalama sıcaklık yükselirken oluşan küresel ısınmanın kaçınılmaz sonucu da iklim değişikliği oluyor. Hızla gelişen endüstri ve kapitalist sistemin daha çok kar için durmak bilmeyen üretiminin sonucu kapitalistler karına kar katarken oluşan iklim değişikliği ile dünya yaşanmaz hale geliyor.

Yaşanan fırtınalar, seller, kuraklık gibi afetler ikilim değişikliğini her gün derinleşen bir krize dönüştürüyor. İşçiler, emekçiler ve bilcümle yoksul halk kitleleri, boyutu her gün artan ve bu artışa bağlı olarak etkisi de artan bir ikilim krizinin içinde kalıyorlar.

Bugün dünyanın ve ülkemizin pek çok yerinde başta gençler olmak üzere emekçi halk kitleleri iklim değişikliğine karşı hükümetleri önlem alınması için uyaracaklar. Bugün dünyanın pek çok yerinde kapitalistler ve işbirlikçi hükümetler timsah gözyaşları dökerek ikilim değişikliğini önlemek için seferber olduklarını söyleyecekler. Enerji santrallerini kuran, kömürü, petrolü yakan, toprakları kurutan, ormanları yakıp talan eden, üretimlerini yoksul ülke topraklarına kaydırarak halkın iş, aş umudunu yeşil dolarlara çevirirken emeği de doğayı da sömüren kapitalistler ne kadar doğa dostu olduklarını anlatacaklar. İşbirlikçi hükümetler ise aslında hiç almadıkları önlemleri alıyormuş gibi anlatacaklar.

Ama biz biliyoruz ki; sermaye düzeninde sömürünün bitmediği gibi talan ve tahribat da bitmez. Çünkü kapitalizmin fıtratında sömürü, talan ve tahribat var. Büyüyen şirketleri, artan sermayeleri buna bağlıdır.

Kapitalizm kâr için doğayı, özel mülkiyeti çoğaltma aracı olarak görüyor. Üretim insanların ihtiyaçlarına göre ve doğayla uyumlu değil. Hızlı ve ani sağanak yağışlar, seller, yağan dolular ve don felaketleri sonucu halkın yaşamı zorlaşırken, azalan tarımsal üretimde gıda fiyatları artarken, daha çok ilaç ve gübre satan tarım tekelleri karlarına kar katıyorlar. Küresel ısınma sonucu bozulan doğal denge nedeniyle bozulan halk sağlığı da ilaç ve hastane tekellerinin yeni kar alanı haline geldiler. Yarattıkları tahribatın sonucu olarak iklim krizini de fırsata çeviriyorlar.

Kapitalistler ve burjuva siyasi partilerden umut beklendiği sürece işçiler, köylüler ve bütün emekçiler için yaşanılabilir bir dünya olanaklı değildir. O nedenle de bugün milyonların seslendiği hükümetler kalıcı, gerçek bir çözüm getirmezler.

Emek Partisi olarak, varlığını doğanın yağmalanması ve insanın sömürülmesi üzerine kuran bu sistemin değişmesi için herkesi mücadeleye çağırıyoruz!

EMEK PARTİSİ

GENEL MERKEZİ

TEILEN