Krize, şiddete, eşitsizliğe, savaşa karşı gücümüz birliğimiz!

İşçi kadınların mücadele mirasıyla kadınların enternasyonal mücadele ve dayanışma günü olan 8 Mart’ta dünyanın dört bir yanında kadınlar yan yana gelerek #BöyleGitmez diyecekler.

Her kıtada, her ülkede, her kentte kendilerine eşitsizliği, sömürüyü, baskıyı, şiddetin her türünü, savaşı, mülteciliği dayatan kapitalist sisteme, onun ayrılmaz bir parçası olan erkek egemenliğine itirazlarını dile getirecekler.

Türkiye’nin de dört bir yanında kadınların sokakları, meydanları doldurmasının, isyanlarını haykırmalarının, itirazlarını yükseltmelerinin nedeni çok!

2019 yılı, kadınların “yaşamak istiyoruz” çığlıklarının yükseldiği yıldı. 2020 8 Mart’ında kadınların, gelmiş geçmiş en yüksek orana ulaşan kadın katliamları ve şiddetin önlenmesi için, yaşamak için, somut talepleri var: Göstermelik genelgeler değil mücadeleyle kazanılan yasaların uygulanması! Merhamet değil eşitlik! Gelenek-görenek değil gerçek adalet! Hakların budanması değil, gerçekten kullanılması için somut politikaların hayata geçirilmesi!

Kadınlara sürekli aile içindeki “makbul kadınlık” görevlerini hatırlatanlara, kadına toplumun eşit bireyi olarak değil erkeğin “tamamlayıcısı, itaatkâr eşi” olma misyonu biçenlere, boşanmayı zorlaştıranlara, hakları kısıtlayıp hayatları zindan edenlere kadınların itirazı var!

İşsizliğin, yoksulluğun, geçim sıkıntısının en temel gündem haline geldiği ama yönetenlerin “ekonomi tıkırında” dediği ülkede en temel ihtiyaçları bile karşılamak sorun. Kadın işsizliğinin en iyimser rakamla %14 olduğu, kadınlarda kayıt dışı çalıştırmanın %41’e dayandığı, 100 kadın işçiden ancak 7’sinin sendika üyesi olabildiği çalışma hayatında kadın işçiler, örgütsüz, güvencesiz, düşük ücretli, kötü koşullarda, baskı ve taciz ortamında çalışıyorlar. Kadınların yaşam ve çalışma koşullarının insanlık dışı hale getirilmesine, emeklerinin, geleceklerinin çalınmasına itirazı var!

Coğrafyamızda yaşanan savaş ve çatışmaların acı sonuçlarını en çok kadın ve çocuklar yaşarken, savaşın ve işsizliğin körüklediği göçmenliğin bedeli de katlanarak büyüyor. Sınır kapılarına gönderilip, AB ile pazarlık malzemesi yapılan mültecilerin içinde özellikle kadınların ve çocukların yaşadıkları, sınırlara gitmeyen binlerce göçmen kadının yaşadıkları korku, artan baskı ve tacizler karşısında savunmasız bırakılmaları bu düzenin insanlığa vaat ettiğinin ne olduğunun da göstergesi. Körüklenen nefretin, halklar arasına ekilen düşmanlık tohumlarının acı sonuçlarını mülteci kadın ve çocuklar hayatlarıyla ödüyor. Savaş politikaları yoksul evlerde ölüm acısı olarak yaşanırken, “milli gurur” diye pazarlanan sermayenin ve iktidarın çıkarı oluyor. Kadınlar ölüme, yıkıma, göçe, yoksulluğa, düşmanlığa, ayrışmaya, korkuya ve geleceksizliğe yol açan savaş politikalarına karşı tüm yasaklara rağmen barışı savunmaktan vazgeçmiyor!

Bu 8 Mart, insanlığa yıkımdan, savaştan, açlıktan, göçten, krizden, sömürüden başka bir vaadi olmayan, kadınlara iki kat sömürü ve şiddet uygulayan düzene #BöyleGitmez demenin günü olacak. Kadınların emeklerine, bedenlerine, kimliklerine yönelik saldırılara karşı dünyanın dört bir yanında hep bir ağızdan “birlikte değiştireceğiz” dediği bir gün olacak.

Haklarına ve hayatlarına, emeklerine ve geleceklerine sahip çıkan, “Ekmek ve Gül” mücadelesiyle tarihi değiştiren işçi kadınların açtığı yolda yürüyen, değiştirmenin gücünü, sorumluluğunu ve cesaretini 8 Mart’ta sokağa çıkarak gösteren tüm kadınlara selam olsun!

Krize, şiddete, eşitsizliğe, savaşa karşı gücünü birleştiren kadınların mücadele günü kutlu olsun!

Selma GÜRKAN

Genel Başkan

TEILEN