Madımak yangını asla tarih olamamış; o gün açılan yara bugün derinleşmiştir

25 yıl önce Sivas’ta Pir Sultan Abdal şenliklerine katılmak için kente gelen aydınların kaldığı Madımak Oteli’nin ateşe verilmesiyle sebep olunan katliam, sadece o zamanın Türkiye’sinin fotoğrafı değildir. Dünün Türkiye’sinde var olan bu tip katliam ve ölümler Suruç, Ankara tren garı patlamasıyla bugünün Türkiye’sinde de devam etmektedir.

Madımak yangınını bir an önce söndürmek için harekete geçmeyen, 35 kişinin göz göre göre ölmesine seyirci kalan, otel önünde birikerek tezahürat yapanlara “öfkeli vatandaş” kategorisinde hoşgörü gösteren, yıllarca süren dava boyunca delil karartan, faillerin kaçmasına göz yuman siyaset biçimi bugün de hüküm sürüyor. Bugün Ankara Tren Garı katliamında 102 kişinin ölümüne sebep olan canlı bomba katliamında da faillerin kaçmasına göz yumulurken, katliamda sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin yargılanması ve gerçek sorumluların açığa çıkarılması engellenmektedir.

Bu siyaset temize çekilmedikçe ve katliamların arkasındaki gerçekler açığa çıkarılmadıkça Madımaklar yanmaya, ülke karanlıkta kalmaya devam edecek.

Madımak; Dersim, Çorum, Maraş katliamı ile süren zincirin halkalarından biridir. Ne ilktir ne son olmuştur.

Cumhuriyet dönemi boyunca süren tekçi politika anlayışının sonucu olarak bu ülkede yaşayan halklar ve inançlar her zaman kıyıma maruz kaldılar. Sivas Katliamı ile hedef alınan Aleviler ve aydınlar üzerinden bütün ülke halkına gözdağı vermek amaçlanıyordu. Ön planda kibriti çakan lümpen-gerici grupların yer aldığı katliamdan, dönemin bütün siyasi güçleri sorumludur. 90’lı yıllardaki tabloyu tamamlamak açısından Madımak; özel harp taktiğinin bir unsuru olarak tarihe geçmiştir.

Madımak yangını asla tarih olamamış; o gün açılan yara bugün derinleşmiştir. Bir daha asla olmaz dediğimiz insanlık suçlarının misliyle işlendiği günümüzde Madımak kendisini sürekli hatırlatmaktadır.

24 Haziran sonrası “tek adam, tek parti rejimi” kalıcılaştırılmaya çalışılmakta ve İçişleri Bakanı Soylu’nun konuşmalarına da yansıyan haliyle, hükümetten yana olmayan tüm güçler gayri milli ve düşman ilan edilmektedir. Hükümet temsilcilerinin, meclisteki muhalefet partilerinin temsilcilerini tehdit ve dışlayıcı tutumu da bugünün paramiliter güçlerine yeni linç ve katliamlar için yol açabilecek bir siyasi ortam sağlamaktadır.

Emekçiler; yanmaktan, yakılmaktan, katliamlara maruz kalmaktan ancak birleşik bir mücadele yürüterek kurtulabilir. İnsanları diri diri yakarken kılını bile kıpırdatmayan gericiliğin, buna politikalarıyla yol açan rejimin, kibriti el altından uzatan paramiliter güçlerin dize getirilmesi ancak bu yolla mümkündür.

Sivas Katliamını unutmayacağız, unutturmayacağız.

ŞÜKRAN DOĞAN

GENEL BAŞKAN YARDIMCISI

TEILEN