Müsilaj Konusunda Acil 12 Öneri: Marmara’yı Ölü Denize Çevirenlere ‘Dur’ Diyelim

Günlerdir Marmara denizinde oluşan müsilaj belası konuşuluyor. Ocak ayından bu yana görülmeye başlanan ve artarak Marmara denizini neredeyse ölü bir denize çeviren müsilaj yayılmaya devam ediyor.

Marmara denizinin müsilajla kaplanmasını seyreden AKP iktidarı, geçtiğimiz hafta ancak “Marmara denizi eylem planı” oluşturma kararı alabildi. İktidar, müsilajın 2007 yılında Kocaeli ve etrafında sahillerde görüldüğü günden bu güne 14 yıl adeta kulağının üstüne yatmıştır. Müsilajın denizi kaplayıp Çanakkkale’ye ulaşmasına seyirci kaldıktan sonra “eylem planı” oluşturduğunu söylemektedir.

Yıllardır ülke nüfusunun üçte birinin, ayrıca endüstri ve sanayi tesislerinin atıklarının döküldüğü Marmara denizini “koruma alanı” ilan edeceğini açıklamak aynı zamanda uzun süredir işlenmiş bir suçun itirafıdır. Erdoğan ve iktidarı İBB dönemi başta olmak üzere Marmara etrafında 1994 yılından bu güne yönettikleri yerel yönetimler ve 19 yıllık hükümetleri boyunca Marmara denizini korumadıklarını ve sermaye, belediye, hükümet el birliği ile kirlettiklerini itiraf etmektedir.

Yıllardır başta belediyeler olmak üzere fabrikaların atıklarını olduğu gibi denize vermesine seyirci kalan iktidar şimdi tüm tesislerin “ileri biyolojik arıtma tesisi kurmaları” için karar aldığını açıklamaktadır. AKP’ye göre, “Marmara denizinde müsilaj patlak vermese” arıtma tesisi gibi maliyet gerektiren işler için ne hükümet ne de Marmara etrafındaki sermayedarların masrafa girecektir(!) Oysa fabrikatörler kârına kâr katıp cebini doldururken atıklarını Marmara denizine boşaltmış, AKP hükümetleri de bu duruma izin vermiştir.

Marmara denizini fosseptik gibi kullanan iktidarın eylem planında, kirlilik nedeniyle oluşan müsilajın içeriği ve toplandığında nasıl bertaraf edileceği konusunda bir şey bilmediği de ortaya çıkmıştır. Çünkü AKP iktidarı 2007 yılından bu yana müsilajın içeriği ve zararları konusunda bir araştırma yapmamıştır. O nedenle de bu gün büyük bir reklam kampanyasıyla topladığı müsilajın bertarafı konusunda bir açıklama yapmamaktadır. İktidar topladığı müsilajı tanklarda beklettiğini açıklarken, uzmanlar müsilajın hem tuz hem de civa, arsenik, kurşun gibi ağır metalleri barındırabileceğini söylemekteler.

Marmara denizinde yaşanan müsilaj sorunu bir kez daha gösterdi ki; kapitalist sistem kirliliğin de baş kaynağıdır. Kapitalizm sadece ormanları, tarım ve yaşam alanlarını yok etmiyor. Sadece havayı kirletip gölleri kurutmuyor. Aynı zamanda yarattığı kirlilik ile koca denizleri ölü denize çeviriyor. Doğayı sömürü için hammadde olarak gören kapitalist sistem sebep olduğu küresel ısınma ve iklim değişikliği ile ekolojik dengeyi bozarken dünyayı da canlılar için cehenneme çevirmektedir. Yaratılan bu cehennem ortamında zararı işçiler, emekçiler, üretici köylüler olarak halk görüyor.  

Emek Partisi olarak halkımızı denizleri, doğayı ve geleceği kazanmak için mücadeleye çağırırken, iktidarı da acil yapılması gerekenler konusunda uyarıyoruz.    

  1. Hızla (termik santrallerde olduğu gibi erteleme vs ile gevşetmeden) tüm yerleşim yerlerinde sanayi ve kentleşmeye uygun sadece fiziksel (elekten geçirme) arıtması değil biyolojik ve kimyasal arıtma yapan arıtma tesisleri kurulmalıdır.
  2. Marmara denizi etrafındaki tüm işletme ve fabrikaların büyüklüğüne göre 6 ay içinde fiziksel, biyolojik ve kimyasal arıtma yapacak arıtma tesisi kurmaları zorunlu hale getirilmelidir. Arıtma tesisi kurmayan fabrikalar kapatılmalıdır.  
  3. Derin deşarj yöntemiyle yerel yönetimlerin atıklarının denize boşaltılmasına son verilmelidir.
  4. Yerel yönetimler de dahil gider ve maliyet hesabıyla arıtma tesisini çalıştırmayan ya da özellikle geceleri kapatanlara caydırıcı maddi cezalar ve işletme kapama, ruhsat iptali cezaları verilmelidir.
  5. Marmara denizinde deniz canlıları (balıklar, midye başta olmak üzere kabuklular) üzerinde olumsuz etkileri, hastalık taşıyabilme durumları tespit edilmelidir. Bölge balıkçıları desteklenerek avlanma belirli bir süre yasaklanmalıdır.
  6. Marmara denizi çevresinde içme suyu alanları düzenli olarak tahlillerle kontrol edilmeli, İstanbul’da sisteme giren içme suyunun %22’sinin kaybolduğu düşünülerek içme suyu ve kanalizasyon hatlarının birbirine karışması riskine karşı önlemler alınmalıdır.
  7. Başta Marmara denizi olmak üzere denizleri kirleterek deniz fauna ve florasını olumsuz etkileyen deniz dolgusu yoluyla alan ve imar oluşturma faaliyetleri son bulmalıdır.
  8. Müsilajın yoğunlaştığı ve denizle etkileşim halinde olunan bölgelerde halk sağlığı taraması yapılmalı ve gelişebilecek hastalıklar için önleyici ve koruyucu sağlık önlemleri alınmalıdır.
  9. Marmara denizinden toplanan müsilajın bertaraf işlemi açık ve şeffaf bir şekilde yürütülmeli yeniden ve başka yerlerde müsilaj kaynaklı kirlilik ve zararları engellenmelidir.
  10. Marmara Denizindeki (kirlilik, deniz trafiği ve kazaları gibi) sorunları daha artıracak “Kanal İstanbul” projesi iptal edilmelidir.
  11. Marmara denizi etrafında yerleşimin artmasını önlemek üzere başta sanayi ve yerleşim alanlarının ülkenin başka bölgelerine kaydırılması sağlanmalıdır. Bölgedeki yükün azaltılması için önlemler alınmalıdır. 
  12. Başta İkizdere olmak üzere yöre halkının itirazlarına rağmen devam ederek ekolojik yıkıma sebep olan taş ocağı, maden vb çevreye zarar veren işletmelerin faaliyetleri bir an önce durdurulmalıdır.

Sedat Başkavak

Genel Başkan Yardımcısı

TEILEN