Rize’nin İkizdere ilçesi İşkencedere de açılmak istenen taş ocağına karşı günlerdir direnen köylüleri selamlıyoruz

İşkencedere Vadisi dünyada öncelikli korunacak 200 ekolojik bölgeden biridir. Taş ocağına karşı direnen halkın önüne jandarmanın çıkarılmış olması iktidarın baskıcı özelliğini ve kimden yana olduğunu bir kez daha ortaya çıkarmıştır.

Söz konusu enerji, maden ve inşaat şirketlerinin kârı olunca halka yapmadığını bırakmayan AKP iktidarı şimdi de İkizdere’de kendi köyünde yaşam alanlarını koruyan köylüye sokağa çıkma yasağını ihlal ettikleri gerekçesiyle para cezaları yağdırmaktadır. Üç günlük sokağa çıkma yasağını fırsat bilerek, iş makinelerini gönderen Cengiz İnşaat karşısında ormanını, deresini koruyan halka kolluk güçlerinin yaptıkları saldırı ve gözaltılar köylülerin haklı mücadelesini engelleyemez.

Salgın koşullarında yapılan ihaleler, hayata geçirilen talan ve yıkım projeleri, halkın itirazlarına rağmen yapılmak istenen ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) toplantıları son hız devam etti. Dünya tam kapanma uygulamalarıyla salgının etkilerini en aza indirirken “Çarklar dönecek” diyen AKP iktidarı salgının yarattığı bulaş ve korku ortamını kullanarak ÇED süreçlerini işleterek başta yandaş inşaat şirketleri olmak üzere sermayeye yeni rant alanları açmak üzere çalıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın köyünde HES yapılmasına kendi köylüleri isyan etti. Şimdi de hemşerileri isyan ediyor. Bırakalım ülke işçi emekçisini, kendi hemşerilerinin çığlığını duymak istemeyen bir tek adam yönetimiyle karşı karşıyayız. Rize halkı, iktidarın palazlandırdığı Cengiz Holdingle bağlantısını yakından tanıyor.

Tarihimiz, iktidarların algıyı yönetmek adına yaptıkları kara propaganda ile doludur. Dün 35’inci Yıldönümünü geçirdiğimiz Çernobil Nükleer santrali patlaması sonrası dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral’ın elindeki bir bardak çayı içerek “çayda radyasyon var diyen dinsizdir” sözleri hala hafızalarımızdadır. Bugünde AKP’li Metin Külünk, İkizdere’de taş ocağına karşı Karadeniz halkının direnişinin arkasında “dış güçler ve ABD başkanı Biden’ın olduğunu” söylemesi de yine böylesi bir kara propagandadır ve inananı da yoktur.

Karadeniz köylüsü, yaşam alanlarının yağmalanmasına ve talanına izin vermeyerek suyuna, toprağına ve geleceğine sahip çıkarken, dış güçlerin yerli işbirlikçisi olan siyasi iktidar tarım ve yaşam alanlarını sermayenin hizmetine sunmaktadır. Gerçek budur.

Koronavirüs salgını nedeniyle kapanma kararı şirketlere talan ve yağma olanağına dönüşmemeli, çalışmalar durdurulmalı; halkın istemediği taş ocağı iptal edilmelidir.

Rize il ve ilçe örgütlerimizle tarım ve yaşam alanlarını koruma mücadelesi veren İkizdere köylüleriyle direnmeye devam edeceğiz.

Sedat Başkavak

Genel Başkan Yardımcısı

TEILEN