Sağlık Hizmetine Hiçbir Koşula Bağlı Olmadan Her Yurttaş Ulaşabilmelidir

Çin’de başlayıp hızla dünyaya yayılan koronavirüs- kovid-19 resmi açıklamalarda ülkemizde 2 vaka teşhis edildiği açıklanmıştır. Sağlık Bakanlığı virüsün gündeme geldiği ilk günlerden itibaren gerekli önlemlerin alındığına dair açıklama yapsa da kamuoyunda gerçek bilginin gizlendiğine ya da gerçekten tedbirlerin alınıp alınmadığına dair kaygılar oluşmuştur ve bu kaygıların iktidarların uygulamalarına bakıldığında haklı bir zemini vardır.  Dünyada hızla yayılan kovid-19 vakası bir kez daha sağlığın herkes için temel hak, sağlık hizmetlerinin dolayısı ile sağlık politikalarının bu temel hakkı sağlamada ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir. Ayrıca, Adana ve Samsun eklenecek olsa da şimdilik tanı merkezlerinin Ankara, İstanbul ve Erzurum’la sınırlı olması bile bu kadar hızlı yayılabilen virüs vakasında bir sorun değil midir?

Virüsün ülkemizde de görüldüğünün açıklanmasıyla esas olarak alınması gereken tedbirlerin alınmadığı ortaya çıkmıştır. Fabrikalardan, okullara, yurtlarda toplu yaşanılan, toplu bulunulan yerlerde sabun, dezenfekten sıvı gibi hijyen malzemelerinin bulunmadığı,  buralarda önlem alınmasına gerek bile duyulmadığı görülmüştür. Sağlık hizmetinin verildiği kurumlarda da maskeden diğer tıbbi malzemelere kadar bir dizi eksikliğin bulunduğu haberlere kadar yansımıştır.  Okullar tatil edilmiştir ama toplu yaşanılan, toplu bulunulan her yerde risk devam etmektedir.

Bulaşıcı tüm hastalıklarda olduğu gibi koronavirüs de bir halk sağlığı sorunudur. Sağlık hizmetine hiçbir koşula bağlı olmadan her yurttaş ulaşabilmelidir. Ayrıca bir işçi sağlığı ve güvenliği konusu olarak ele alınmalıdır. Kişisel tedbirler önemlidir ancak toplumsal tedbirler olmadan bir anlamı yoktur. Bu nedenle işyerlerinden, toplu taşımaya kadar her alanda halkın sağlığını koruyacak önlemler alınmalı, vaka teşhisi yapıldığında çalışanlar ücretli izne ayrılmalıdır. Salgını gerekçe göstererek kimi fabrikalarda çalışanlara ücretsiz izin verilmesinin gündeme geldiği görülmekte olup, hak gaspları için halk sağlığını tehdit eden bu virüs salgınının fırsat olarak değerlendirilmesine olanak verilmemelidir. Dezenfekten malzemelerinin ve alkollü temizleyicilerin fiyatlarının son günlerde aşırı derecede arttığı görülmektedir, fırsatçılığa geçit verilmemeli, dezenfekten malzemelere ücretsiz ulaşım sağlanmalıdır. Siyasi iktidar, siyasi bekası için toplumsal gerilimler yaratma politikalarına, muhalifler, gazeteciler ve avukatların tutuklanması gibi siyasi baskı ve gerilimlere son vermeli, Kanal İstanbul gibi halk sağlığını da tehdit edecek projeleri bir kenara bırakarak dikkatini halk sağlığına yoğunlaştırmalıdır. Tedbirler için ekonomik gerekçeler öne sürülemez, yanlış dış politikaların bir parçası olan savaş harcamaları, halka hiçbir yararı olmayan Kanal İstanbul gibi mega projeler ve “itibardan tasarruf edilmez” gerekçesiyle sürdürülen iktidar şatafatı yerine halk sağlığına bütçe ayrılmalıdır.

Emek ve sağlık meslek örgütlerinin, sendikaların uyarıları ve emekçiler için ileri sürdükleri talepler hızla karşılanmalıdır.

Bir kez daha halkımıza salgın hastalıklarla mücadelede eşitsizliklerin, yoklukların, ayrımcılığın kaynağı kapitalist sisteme karşı birleşme çağrısı yapıyoruz.

EMEK PARTİSİ

Genel Merkezi

TEILEN