Salgına, Sömürüye ve Sağlığın Ticarileştirilmesine Karşı, 14 Mart Bir Mücadele Günüdür

Bu yıl düzenlenen 14 Mart Tıp Haftası etkinliklerine şüphe yok ki pandemi ve pandemide kar uğruna alınmayan önlemler damgasını vuracak.

Hatırlanacağı üzere; geçen yıl bugünlerde yine 14 Mart etkinliklerinde “Sağlıkta şiddete son” diyen sağlık emekçileri Ankara’da buluşmaya karar verdiler. Kovid-19 virüsünün hızla yayılım göstermesi üzerine bu çığlığı işyerlerinden yükseltmek üzere sağlık kurumlarına döndüler. Ne var ki şiddet sonucu gerçekleşen ölümlere bu sefer virüs nedeniyle kitlesel hekim ve sağlık emekçisi ölümleri eklenecekti.

Pandemiye rağmen hayatlarını halk sağlığı uğruna feda etmekten kaçınmayan doktorlarımızı ve sağlık emekçilerini saygıyla anıyoruz.

Pandemi ile geçen son bir yılda “sağlıkta dönüşüm”, özelleştirme ve sağlık alanını tamamen piyasaya açma politikalarının acı sonuçlarını yaşadık. Elbette bütün bu politikaların altında, önceki hükümetlerin politikalarını sürdüren AKP’nin imzası vardı. Böylece koruyucu sağlık hizmetleri ve sağlığın kamu hizmeti olarak verilmesinin önemi bir kez daha kanıtlanmış oldu.

Kapitalist sistem hem ulusal hem de küresel ölçekte sağlık hizmetlerini büyük kârlar elde edilen bir sektör olarak görüyor. Bu nedenle halk sağlığı hiçe sayılıyor. İlaç, tedavi, tıbbi teknoloji ve aşı ücretsiz olması gerekirken cepten ödemeler giderek artıyor.

Resmi rakamlara göre Kovid-19 nedeniyle 30 bin insanımız yaşamını kaybetti. Elbette gerçek sayı çok daha fazla. Bu süreçte kamu sağlık kurumlarına ait yoğun bakım üniteleri dolup taşarken özel sağlık kuruluşları Kovid-19 hastalarını ortada bırakabildi! Yetmedi devletten mali destek istediler. Kimi kamu hastanelerinde Kovid-19 dışı hizmet verilmemesi üzerine halk, özel sağlık kuruluşlarına mahkûm edildi.  

Sağlık emekçilerinin “Şiddete son” çağrıları pandemiyle birlikte “Ölüyoruz, tükeniyoruz” çığlıklarına dönüştü. “Hakkınız ödenmez” diyerek iktidar tarafından alkışlanan hekimler ve sağlık emekçileri özlük haklarından mahrum bırakıldı. Emeklilik hakkı engellendi, izinler ötelendi, hak edişler verilmedi. Sağlık emekçileri, istifa hakları gasp edilerek, daha uzun saatlerle daha ağır çalışma koşullarına mahkûm edildi. Binlercesi virüse yakalandı, 372 sağlık emekçisi hayatını yitirdi. Can kayıplarına rağmen Kovid-19 hala meslek hastalığı olarak kabul edilmiyor!

On binlerce sağlık emekçisi sırada iş beklerken personel açığı giderilmiyor. Tükenen sağlık emekçilerinin yükü hafifletilmiyor. Tüm bu uygulamalar yetmezmiş gibi pandemi nedeniyle sağlık emekçilerine verilen ek ödemelerdeki adaletsizlik tavan yaptı.

Pandemi ile birlikte bir daha görüldü ki, halkın eşit, ücretsiz, nitelikli, ulaşılabilir ve anadilinde sağlık hizmetlerine erişim sağlayabilmesinin yolu sağlık emekçilerinin ve halk güçlerinin birleşik mücadelesine bağlıdır.

Tıp haftası vesilesiyle hekimlerimizin ve sağlık emekçilerinin taleplerinin yanında olduğumuzu bir kez daha hatırlatıyoruz. Tıp haftasını sadece bir kutlama günü değil mücadele günü olarak görüyoruz.

Hekimler ve sağlık emekçileri onurumuzdur!

Birleşe birleşe kazanacağız

Selma Gürkan

Genel Başkan Yardımcısı

TEILEN