Sivas Katliamını unutmayacağız, unutturmayacağız

33 aydın, yazar, sanatçı ve 2 otel görevlisinin yakılarak katledildiği katliamın gerçek sorumluları yargılanmadıkça Madımak sönmeyen bir yangın olarak devam edecektir.

28 yıl önce Sivas’ta Pir Sultan Abdal şenliklerine katılmak için kente gelen aydınların kaldığı Madımak Otelinin ateşe verilmesiyle sebep olunan katliam, sadece o zamanın Türkiye’sinin resmi değildir. Dünün Türkiye’sinde yaşanan 6-7 Eylül olayları, Çorum, Maraş katliamları bugünün Türkiye’sinde de Suruç, Ankara tren garı patlamalarındaki ölümlerle, muhalefet partisi liderlerine saldırılar ve HDP İzmir il örgütünde Deniz Poyraz’ın öldürülmesiyle devam etmektedir. 

Madımak yangınını söndürmek için harekete geçmeyen, 35 kişinin göz göre göre katledilmesine seyirci kalan, otel önünde birikerek tezahürat yapanlara “öfkeli vatandaş” kategorisinde hoşgörü gösteren, yıllarca süren dava boyunca delil karartan, faillerin kaçmasına göz yuman siyaset biçimi bugün de hüküm sürüyor. Suç örgütü lideri Sedat Peker’in “korku iklimi yaratmak gerekiyordu” diyerek savunduğu ve hükümet himayesinde yaptığı mitinglerde “kanlarında banyo yapacağız” sözleri hala hafızalardadır. Peker’in ifşaatlarıyla ortaya saçılan çete, mafya-siyaset üçgeni eli ile organize edilen suikast, çökme ve algı operasyonları da dünden bugüne değişmeyen Türkiye tablosunun diğer yanıdır.

Çorum, Maraş katliamı ile süren zincirin halkalarından biri olarak Madımak katliamı ne ilktir ne de son oldular. Cumhuriyet tarihi boyunca süren tekçi politika anlayışının sonucu olarak bu ülkede yaşayan halklar ve inançlar her zaman kıyıma maruz kaldılar. Yaşanan katliamlarda aleviler ve aydınlar üzerinden bütün ülke halkına, demokrasi, barış isteyen tüm kesimlere gözdağı vermek amaçlanıyordu. Bu gerici siyaset son bulmadıkça, provokasyon ve katliamların arkasındaki gerçekler açığa çıkarılmadıkça Madımaklar yanmaya, ülkemizde demokrasi ve özgürlüklerin olmadığı bir ülke olmaya devam edecek.

Bir daha asla olmaz dediğimiz insanlık suçlarının farklı biçimlerde işlendiği günümüzde, Madımak kendisini sürekli hatırlatmaktadır. Yanmaktan, yakılmaktan, katliamlara maruz kalmaktan emekçiler ancak birleşik bir mücadele yürüterek kurtulabilir. İnsanları diri diri yakarken kılını bile kıpırdatmayan gericiliğin, buna politikalarıyla yol açan rejimin, kibriti el altından uzatan paramiliter güçlerin dize getirilmesi ancak bu yolla, yani birleşik bir işçi emekçi mücadelesiyle yenilmesi mümkündür. Savaşlardan, katliamlardan ancak; halkın kendi kaderini eline alabildiği emekçilerin hakları için mücadeleye girerek ve insanca çalışıp yaşayabildiği halkçı bir düzenin inşa ederek kurtulabiliriz. İşte o zaman demokratik laik özgür bir ülkede Sivas Katliamını yaşatanlar hesap vermekten kurtulamayacaklardır. 
 
Sivas Katliamını unutmayacağız, unutturmayacağız.

Sedat Başkavak

Genel Başkan Yardımcısı

TEILEN