Siyasal özgürlüklere ve demokratik kazanımlara sahip çıkalım: HDP’nin kapatılması kabul edilemez!

Sermaye tekellerinin çıkarı uğruna dış politikada Neo Osmanlıcılığı devreye sokan AKP iktidarı, milliyetçiliği kışkırtmak ve iktidarını zor yoluyla da olsa sürdürmek üzere içeride de HDP ve demokrasi güçlerini hedefe koymuş bulunmaktadır.

Egemen medyada HDP’yi kapatma yarışı, iktidarı muhalefetiyle burjuva partiler arasında “HDP’nin kapatılması için neden başvurmadın?” yarışı ile el ele yürümüştür. Isıtılan bu sürecin sonunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı AYM’ye kapatma başvurusunda bulunmuştur. AKP-MHP blokunun siyasal talimat anlamına gelen açıklamaları yargı alanında bu şekilde tezahür etmiştir.

17 Mart, ülkemiz tarihinde, halk iradesine peş peşe vurulan iki darbe ile anılacaktır. İlki HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin bir twitter paylaşımı nedeniyle ve hukuksuz biçimde düşürülmesidir. İkincisi ise HDP’nin kapatılması için düğmeye basılmasıdır. Vesayet rejimini eleştirerek ve kendini vesayet mağduru göstererek iktidara gelen AKP, Türkiye’yi partiler mezarlığına çeviren adımlara bir yenisini eklemiştir.

Gerek Gergerlioğlu kararı gerekse HDP’yi kapatma pratiği, AKP’nin “sivil anayasa”, “reform” ve “insan hakları eylem planı” derken neyi kastettiğini de açık bir biçimde göstermiştir. Bütün bu vaatlerin içi koftur. Amaç HDP’yi hedefe koyarken esas olarak ülkedeki tüm emek ve demokrasi güçlerini gözdağı vermek, kısmi demokratik kazanımları ve siyasal özgürlükleri “tek parti tek adam yönetimi” uğruna berhava etmektir. Bu hamlenin, iktidar blokunu sağlama alacak anti demokratik bir seçim sistemi ile taçlandırılmak istendiği de ortadadır.

19 yıllık iktidarı döneminde 200 bin işçinin grevini yasaklayan AKP iktidarı, HDP’yi kapatma ve Kürtlere demokratik siyaset kanallarını kapatma girişimi ile hem emekçilere hem de demokrasi güçlerine bakışını ortaya koymaktadır. Yaklaşık 4,5 milyon insanın oyuyla seçilen HDP’li belediyeleri yok sayan iktidar, aynı anlayışı Boğaziçi Üniversitesine rektör atanması sürecinde de göstermiştir. Dolayısıyla gasp edilen şey bir bütün olarak halk iradesidir. Bütün bu süreç boyunca halkın yaşadığı işsizlik ve yoksulluk derinleşmekte, işçi ve emekçiler “koronadan ölmek ile açlıktan ölmek” tercihine zorlanmaktadır. 

İddianamede yer aldığı üzere; HDP’li 600’ün üzerinde isime siyaset yasağı konması ise parti kapatmanın da ötesinde yeni parti kurmanın önüne nasıl bariyerler çekildiğinin kanıtıdır.

HDP’nin kapatılması kabul edilemez. Anayasa Mahkemesi kapatma başvurusunu reddetmelidir.

Tarihi sadece egemenlerin yazacağına inananlar yanılmaktadır. Zira ülkemizin emek ve demokrasi güçleri benzer süreçleri daha önce de yaşamış ama asla boyun eğmemiştir. Grevler, demokratik gösteriler, mitingler, halkın birleşik ve örgütlü mücadelesi siyasal özgürlüklerin önünü açarken birçok muktedir sandıkta hezimete uğrayarak tarih sahnesinden çekilmiştir.

Türkiye işçi sınıfını, sendikaları, emek ve meslek örgütlerini, demokrasi güçlerini bu zorlu süreci de aşmak üzere birleşmeye, demokratik kazanımlara sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Ercüment AKDENİZ

Genel Başkan

TEILEN