Söz Konusu Olan Çocuklarımız, Geleceğimiz: Parasız, Bilimsel, Demokratik ve Sağlıklı Eğitim İçin Mücadeleyi Yükseltelim!

Yeni eğitim ve öğretim yılı başlarken bugün milyonlarca öğrenci ders başı yaptı.Öncelikle bütün öğrencilere, çocuklarımıza başarılar diliyor, bin bir zorluğa rağmen çocuklarını yeni eğitim dönemine hazırlayan işçi ve emekçi aileleri selamlıyoruz. 

Okullar açıldı ama aileler ciddi endişe içinde! Çünkü Millî Eğitim Bakanlığının ve hükümetin açıklamaları şeffaf değil, önlemler ise yetersiz.

Sadece “eğitim” yeri olmayan okullar çocukların fiziksel, sosyal, duygusal ve ruhsal gelişimleri için, onlara güvenli bir ortam sağlamak için önemli kurumlardır. Çocuk istismarının ortaya çıkartılmasında ve çocuk koruma mekanizmasında da kritik önemde kurumlardır. Bu yönleriyle okullar çocukların sadece bugünlerinin değil, tüm gelişimlerinin ve geleceklerinin şekillenmesinde üzerinde titizlikle durulması gereken kurumlardır.

Hükümet, çocuk gelişimiyle ilgili bilimsel tüm verilere ve deneyimlere rağmen gerekli sorumluluğu almayarak “en kolay” yol olarak okulları kapatmayı tercih etmiştir. Türkiye, dünyada okulların en uzun süre kapalı tutulduğu ülkeler arasında yer almaktadır. Bu durumun çocuklarımıza, gençlerimize faturası ağır olmuştur.

Okulların bu kadar uzun süre kapalı olmasından her yaştan çocuklar ve gençlerimiz etkilenmiştir. Fiziksel gelişimleri, sosyalleşme ortamları, ruhsal ve zihinsel gelişimleri sekteye uğramış, çocukların güvenliği ve korunması azaldığı için riske açık hale gelmişlerdir. Ekran karşısında geçirdikleri süreler ve internet bağımlılığı riski artmıştır. Okulların kapanması her yaş gurubundan çocuk ve gençlerin eğitime erişimlerinde de eşitsizlikleri derinleştirmiş ve kalıcılaştırmıştır. MEB’in verilerine göre 2 ile 6 milyon arasında çocuk maddi ve teknik olanaksızlar nedeniyle uzaktan eğitime devam edememiştir. Çok sayıda çocuk, işçi hale gelerek çalışmak zorunda kalmıştır. Çocuk yaşta evlendirmeler de pandemi sürecinde okulların kapalı kalması nedeniyle artmıştır.

Tek adam yönetiminin salgına dair politikası nasıl ki sermaye yanlısı ve emekçi düşmanı olarak şekillenmişse, okullarla ilgili politikaları da aynı şekilde şekillenmiştir. Okulların kapalı olmasının, devletin salgın boyunca eğitim ve koruma görevinden tamamen elini çekmesinin sonuçlarını en derinden ve en kalıcı olarak yaşayanlar yoksulların, işsizlerin, işçi ve emekçilerin çocukları olmuştur. Eğitim hakkına ulaşamamak, çalışmaya mecbur bırakılmak, küçük yaşlarda sömürü çarklarına sürüklenmek, bakım olanakları olmadığı için evlerde güvensiz şekilde ve tek başlarına kalmak bunun başlıca sonuçlarıdır. Zaten eşitsizliklerle dolu sınav sisteminin üzerine pandemi eklenince öğrencilerin başarı durumu daha da gerilere gitmiştir. Yani salgının her türlü yükü omuzlarına yüklenen, sermayeye sağlıklarını, canlarını vermeleri beklenen, salgın boyunca tedbirsiz, dip dibe ortamlarda ve üç kuruşa çalıştırılan, işsizliğe mahkûm edilen emekçilerin çocuklarına da eğitim hakkından mahrum kalmak, eşitsizliklerin kalıcı hale gelmesi ve yoksulluk pay edilmiştir.

Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi ve Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere bilimsel çalışmalar ve veriler, okul kapatmaların salgının kontrolünde belirleyici bir rolü olmadığını, ilkesel olarak ilk önce okulların açılması, en son okulların kapatılmasının benimsenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.UNICEF çocuklar için alarm durumundan bahsediyor ve kuşakların kaybedilmemesi için okulları güvenli bir şekilde açmaya çağırıyor. Türkiye’de de bilim insanları, eğitim, sağlık örgütleri, veli örgütleri okulların açılması ve gerekli tedbirler alınarak açık tutulması için mücadele ediyorlar.  

Okulların yüz yüze açıldığı bugün, yaşanan endişe ve kaygıların sebebi de tek adam yönetiminin iki yıl boyunca oluşturduğu garabet politikalarıdır. Kaldı ki, bugüne kadar ne Milli Eğitim Bakanlığı ne de alt birimler okullarla ilgili hangi hazırlıkların yapıldığını, ne tür önlemler alındığını paylaşmadı, paylaşmıyor. Süreç şeffaf bilgi ile halka anlatılmıyor. Halk yeni bir “sürü bağışıklığı” stratejisinden endişe ediyor!  Yapılan çağrılara tek bir cevap dahi verilmiyor. Bu durum, okullar için tekrar “aç kapa” uygulamasının geri gelmesi endişesini da beraberinde getirmektedir. 

Okulların güvenli şekilde açık tutulması için emekçilerle, sağlık ve eğitim örgütleriyle, velilerle birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. Çünkü parasız, bilimsel, demokratik ve sağlıklı koşullarda eğitim hakkı bir mücadele konusudur. Yeni eğitim ve öğretim yılı açılırken fahiş fiyatlarda zamlanan kırtasiye giderleri, servis ücretleri ve okul giysileri de devlet güvencesinde ücretsiz sağlanmalıdır. İşçi ve emekçi çocuklarına sosyal destek sağlanmalıdır. Çocuklarımızın geleceğini tek adamın iki dudağı arasından çıkartıp halkın eline alalım, birlikte mücadele edelim.

Acil olarak;

  • MEB alınan tüm önlemlere ilişkin şeffaf şekilde bilgileri paylaşmalıdır.
  • Okullarda tüm sınıflar havalandırmaya uygun hale getirilmeli, uygun olmayan sınıflar kullanılmamalıdır.
  • Okulda tüm yetişkinlerin ve öğrencilerin maske takması ve mesafeye uyması için gerekli önlemler alınmalı, maskeler ücretsiz olarak sağlanmalıdır.
  • Belirti gösteren ya da temaslı öğretmen ve öğrencilerin okula gitmemesi için bilgilendirme ve önlemler alınmalıdır.
  • Sınıflar seyreltilmeli, öğrenci sayıları 30’un altında tutulmalıdır. Gerekli öğretmen atamaları yapılmalı, ek sınıflar oluşturulmalıdır.   
  • Öğretmenlerin aşılamaları tamamlanmalı, 12 yaş ve üstü çocuklara da aşı açılmalıdır.
  • Okullar için gerekli bütçe ayrılmalıdır.

EMEK PARTİSİ

GENEL MERKEZİ

TEILEN