Ülke gençliği bir bayramı daha salgın, sömürü, işsizlik ve geleceksizlik cenderesinde karşılıyor

Türkiye ve Dünya halkları bir yandan pandemi diğer yanda patronların ve hükümetlerin saldırılarına karşı ayakta kalmaya ve mücadele etmeye çalışıyor. Bu süreçten en çok etkilenenlerin başında genç kuşaklar geliyor. Geleceğinden kaygısı her geçen gün artan, eğitime erişemeyen, işsizlikle boğuşan, güvencesiz bir yaşamın pençelerine atılan gençlik kitlelerinin yaşam koşulları dünden daha da ağırlaşmış durumda. Bu koşullar altında 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’na gidiliyorken Türkiye gençliği bayram kutlayabilecek koşullardan çok uzakta.

Her 4 gençten birinin işsiz olduğu gerçeği ile karşı karşıyayız. Öğrenci gençliğin azımsanmayacak kısmı okurken aynı zamanda güvencesiz işlerde çalışmak zorunda bırakılıyor. Yine işçi-işsiz gençlik kitlelerinin çalışma ve yaşam koşulları pandemi sürecinde daha da ağırlaşıyor. Bu süreçte pek çok diplomalı işsiz moto kurye olarak çalışmak zorunda kalırken, iki yüzün üzerinde moto kurye yaşanan kazalarda hayatını kaybetti. Aşı yok, eğitim uzaktan ve durma noktasında, esnek kuralsız güvencesiz çalışma ve işten atılma kıskacındaki gençlik kitlesi geleceksizlik kaygısı ile yaşıyor.

Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan kayyum rektör sonrası Türkiye gençliğinin gösterdiği tepki ve eylemler gösteriyor ki demokratik ve özerk bir üniversite talebi canlılığını korumakta ve öğrenciler bu talep etrafında mücadeleyi büyütmeye devam etmektedir.

Yaşam tarzı dayatılan, ucuz iş gücü olarak görülen İstanbul sözleşmesinden çekilerek kadınları şiddet, taciz, tecavüz saldırıları karşısında korumasız bırakılan özellikle de genç kadınlar bu süreçte sokaklardan başlayarak tepkilerini gösterdiler. Genç kadınlar yapılan eylemlerde en önlerde yer alarak “Geleceğimize sahip çıkıyoruz” mesajını verdiler. 

Bugün ülke gençliği, geleceğini göremez durumda. Artan kaygılar, baskılar gençlik içerisinde yurtdışına gitme isteğini de arttırıyor. Ancak diğer yandan da bu gidişata karşı mücadele etme eğilimi de artıyor. Geniş gençlik yığınları bugün hükümetin politikalarının karşısında yer almayı sürdürüyor. Burjuva muhalefet partileri ise gençliği yalnızca bir oy deposu olarak görse de arayış içindeki geniş bir gençlik kesimi ne iktidara ne de burjuva muhalefete yedeklenebilmiş değil. Bu politikaların karşısında ki Türkiye gençliği dönem dönem (kimi zamanda sosyal medya üzerinden) ciddi tepkiler gösteriyor ve çeşitli kararları geri çektirebiliyor. 

Ülkemizi emperyalist talana açanların, yeraltı ve yerüstü kaynaklarını, tarım alanlarını, ormanları, suları tekellere ve yerli işbirlikçisi enerji, maden şirketlerine peşkeş çekenlerin yerlilik ve millilik hamaseti gençlik arasında karşılık bulmuyor.  Oyunları açığa çıkıp ve maskeleri düştükçe saldırganlaşan bu emperyalizm işbirlikçisi iktidarın ilk hedefi de yine gençliğimiz oluyor. Ama gençlik susmadan, korkmadan ve sinmeden tavır alıyor. İş, bilim, özgürlük, barış ve kardeşlik, güzel bir gelecek için mücadeleye atılıyor, geleceğini ele almak üzere mücadele ediyor.

Gençlik parasız bilimsel demokratik eğitim istiyor

Gençlik özerk demokratik üniversite istiyor

Gençler iş, aş, güvenli bir gelecek istiyor

Emperyalizm iş birlikçisi iktidar karşısında bağımsız demokratik bir Türkiye istiyor

Gündüzlerinde işsiz gezmeyen, gecelerinde yatağına aç ve geleceğe umutsuz girmeyen bir gençlik ancak halk iktidarında mümkündür. Yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla örülü bu düzen çürümüştür, değişmelidir.

Sedat Başkavak

Genel Başkan Yardımcısı

TEILEN