Yeni Çernobil’lere Hayır. Nükleer Felakete Dur Diyelim

Çernobil’de yaşanan nükleer santral patlamasının üzerinden 35 yıl geçti. 2011’de Fukuşima nükleer santralinde gerçekleşen patlama hala hafızalarımızda. Fukuşima’da “nükleer kaza olmaz” diyen enerji şirketinin denizden gelecek dalgalara karşı ördüğü 6 metrelik duvarlar, 17 metrelik dev dalgalar karşısında kaldırım taşı gibi kaldı. Şirketin “olmaz dediği” nükleer kazanın sonucunda reaktörlerin içine dolan 1 milyon tondan fazla radyasyonlu su başa bela oldu. Japonya, Fukuşima’daki radyasyonlu suyu geçtiğimiz hafta denize boşaltma kararı alarak felaketi denize yayma kararı aldı. Yaşanan felaketler sonucu, başta Almanya olmak üzere pek çok ülke nükleer santrallerden vazgeçerken, santral yapımını durdurdu ve sökmeye başladılar. “Nükleer santrallerin insanlık için büyük bir tehlike oluşturduklarını bir kez daha görmekteyiz. Eskisi-yenisi hepsi patlayınca yüz binlerce insanın ölümüne, milyonlarcasının hasta ve sakat kalmasına sebep oluyor. Radyasyon sadece havaya değil suya, toprağa kısaca her şeye bulaşmaktadır.

Tüm yalanlar enerji ticareti için

Bu kadar yaşanan felakete rağmen AKP’nin nükleer aşkı devam ediyor. “Kalkınma için gerekli”, “kamu yararı var” diyorlar. Kalkınan, enerji şirketleri olmaktadır. Şirketlerin çıkarlarını da kamu yararı diye yutturmaya çalışıyorlar. Kapitalizm havayı, suyu, doğayı yok etme pahasına paraya çevirmektedir.

“Elektrik açığımız var, nükleer ihtiyaç” diyorlar. Oysa ki; eski Enerji bakanı Taner Yıldız, başta Avrupa olmak üzere çevre ülkelerle enerji ticareti yapıldığını söyleyerek, elektrik açığı olmadığını açıkça itiraf etmiştir. Hükümeti, muhalefeti tüm sermaye partilerinin; tüm ülke insanı ve komşu ülke halklarını radyasyona boğarak kanser etme pahasına nükleer santrallerdeki ısrarı, enerji ticareti içindir.

Kansere, tarım alanlarının yok olmasına, gıda güvenliği ve güvencemizin kaybolmasına, temiz su kaynaklarımızın yok olması ve ticarileştirilmesine, yaşam alanlarımızın sermayenin kârı için yok edilmesine karşılık enerji şirketleri para için emeği sömürdüğü gibi, doğayı da sömürmektedir. Başta AKP hükümeti olmak üzere sermaye partileri de şirketlere hizmette sınır tanımamaktadır.

Şimdi nükleer atıklar da başa bela oldu. Dünya üzerinde nükleer atıklardan kurtulmanın tek yolu olarak toprağın derinliklerine gömmeyi bulabildiler. Pek çok ülke Nükleer atıklarına çöplük olarak Toros dağlarını istemektedir. AKP hükümeti ülkeyi nükleer santrallerle zehirlerken, ülkeyi de nükleer atıklar için çöplük haline getirmek istiyor.

Tarım ve yaşam alanlarımızın talanına hayır

Sermayenin talanına karşı emeği ve doğayı savunacağız

İşçi emekçi halkımızı 1 Mayıs’ta Nükleer santrallere hayır demeye çağırıyoruz

Güvenceli iş, İnsanca yaşam, haklarımız ve özgürlüklerimiz için

Suyumuza, toprağımıza ve geleceğimize sahip çıkmak için haydi 1 Mayıs’a

Sedat Başkavak

Genel Başkan Yardımcısı

TEILEN