Zafer Anıtı Değil, Suç Listesi!

Genel Başkanımız SelmaGürkan’ın açılan 3. havalimanına ilişkin yaptığı değerlendirme…


İstanbul havaalanı açılışı, revizyona uğratılmaya çalışılan Cumhuriyetin 95’i yıldönümünde şaşaayla gerçekleştirildi. Açılışı yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan havaalanının çevre dostu bir yerleşke yarattığını söyledi.

Ancak havaalanı yerleşkesi ve çevresi önemli bir doğa tahribatına sahne olmuştur. Öte yandan bu havaalanı işçilerin kanı ve canı pahasına yükselebilmiştir. Burada kölelik koşullarında çalıştırılan, aç bırakılan, ücretleri ödenmeyen, maruz kaldıkları muameleye isyan ettiklerinde dövülen işçilerin 26’sı ile 5 sendikacı bugün tutukludur. Resmi rakamlara göre inşaat sırasında ölen işçi sayısı ise 38’dir. Dolayısıyla havaalanını açarken yapılan güzellemelerin arkasında nasıl bir gerçekliğin bulunduğunu orada çalışan işçilere sormak gerekir.

Tahtakurulu yataklar, insanca olmayan koşullar, başlarında onlara “hadi hadi” diyerek tempo tutup daha hızlı, daha çabuk çalışmaya zorlayan şeflerin baskısı, güvencesiz ve güvenliksiz bir çalışma ortamı işçilere reva görülmüştür. Bu kölelik anıtı olarak yükselen inşaat henüz tamamlanmadan bir zafer anıtı açılışına dönüştürülmüş, iktidar havaalanına özel bir paye yüklemiştir.

Anıtın açılışının Cumhuriyet Bayramında yapılması da manidardır. Bu son zamanların en büyük inşaatı 24 Haziran seçimleriyle birlikte geçilen Tek Adam rejiminin simgesidir.  Cumhuriyet dönemindeki kazanımların tasfiyesi bir anıtla ölümsüzleştirilmek istenmektedir.

Açılışa davet edilen Sudan Cumhurbaşkanı Omar Hassan Ahmad Al Bashir bir savaş suçlusudur. 12 yıl için 6.3 milyar euroluk garanti alan İGA adına teşekkür konuşması yapan ana ortak Mehmet Cengiz ile birlikte bu yeni Türkiye’nin resmini vermişlerdir. Bu resim rant talan yağma ortaklığının resmidir.

Havaalanı inşa edilirken kesilen yüz binlerce ağaç, yok edilen su havzaları, tahrip edilen doğa dokusu bu açılışın gündeminde olamadı. Oysa bu havaalanı inşaatı tarihe siyasi iktidara ait bir suç listesiyle birlikte girmiştir. İGA adıyla oluşturulan konsorsiyuma hangi koşullarda ihale verildiğinin, bu inşaat boyunca kimlerin nasıl nemalandığının, kimlere hangi taahhütlerde bulunulduğunun hesabı ise ayrıdır.

Bu havaalanı yapım süreci kente ve memlekete bir ihanet sürecidir.

Hiçbir gerçeğin karanlıkta kalmaması için bu soruları sormaya devam edeceğiz. İşçilere köle muamelesi yapılmasına, onların kanı ve canı pahasına bir “anıt” yükseltirken uygulanan şiddete, baskılara karşı mücadele etmeye devam edeceğiz… Hiçbir suç hesapsız kalmayacak.

BASIN BÜROSU

TEILEN