İstanbul İl Başkanımız Güven Gerçek, 1 Mayıs’ın alan tartışmalarına heba edilmeden taleplerle güçlü ve yaygın kutlaması gerektiğini söyledi.
Referandumda en çok konuşulan il hiç şüphesiz tek adam yönetimine ‘hayır’ diyen İstanbul oldu. İstanbullu işçi ve emekçiler şimdi de, kıdem tazminatının fona devredilmesine, düşük ücrete, ağırlaşan çalışma koşullarına, iş güvencesinin ortadan kaldırılmasına hayır demek için 1 Mayıs’a hazırlanıyor. Geçtiğimiz yıllarda, işçilerin talepleri ve bu taleplerin hayat bulacağı bir çalışmanın örgütlenmesi yerine Taksim merkezli alan tartışmalarıyla heba edilen İstanbul 1 Mayısı, bu yıl nasıl kutlanacak? İstanbul’un referandumda hayır dediğini ve ülke genelinde çıkan sonucun da şaibeli olduğunu söyleyen Emek Partisi (EMEP) İstanbul İl Başkanı Güven Gerçek, işçi sınıfına yönelik saldırıların artacağını, bu saldırılara karşı 1 Mayıs’ın alan tartışmalarına heba edilmeden taleplerle güçlü ve yaygın kutlaması gerektiğini söyledi. Özellikle yerel kutlamaların, merkezi mitingleri de güçlendireceğine dikkat çeken Gerçek, sendika ve konfederasyon merkezlerinin de işçileri birleştirecek, ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda hareket edecek bir çizgide olması gerektiğin söyledi.
SON HAKLAR DA TEHDİT ALTINDA
Tek adam yönetimi getirecek anayasa değişikliği için yapılan referandumun tartışmalı ve şaibeli bir şekilde sonuçlandığını belirten EMEP İl Başkanı Güven Gerçek, kıdem tazminatı ve iş güvencesi başta olmak üzere işçi ve emekçilerin kalan son haklarının da gasbedilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Hükümetin içeride ve dışarıda sürdürdüğü savaş politikalarına dikkat çeken Gerçek, bu politikaların işçi ve emekçiler için daha fazla yoksulluk, işsizlik, ölüm ve düşmanlaşma anlamına geldiğini belirtti. Bu nedenle kıdem tazminatı ve işsizlikten, HDP milletvekillerinin ve yöneticilerinin cezaevine konmasına kadar ülkedeki her gelişmenin ve sonuçlarının emekçileri yakından ilgilendirdiğini belirten Gerçek, savaş politikasına karşı demokratik bir ülke talebinin de işçi sınıfının talebi olduğunu kaydetti.
Gerçek “İşçi sınıfı, sınıf olarak tavrını koymadığı sürece, bu sömürünün ve hak gasplarının engellenmesi, antidemokratik uygulamaların kaldırılması çok olanaklı gözükmüyor” diye konuştu.
1 MAYIS GÜÇLERİN PEKİŞTİRİLDİĞİ BİR GÜNDÜR
1 Mayıs’ın işçilerin talepleri için verdiği, vereceği mücadele açısından çok önemli olduğunu ifade eden Gerçek, “1 Mayıs, İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’dür. 1 Mayıs sadece bir günlük bir kutlama ya da anma günü değildir. İşçi sınıfının kendi gücünü gördüğü, birliğini ve dayanışmasını pekiştirdiği, sermaye politikalarından rahatsız olan diğer kesimlerle bir araya gelip güçlerini birleştirdiği, 2 Mayıs’a daha güçlü başladığı bir gündür, böyle bir gün olmalıdır” dedi.
Ancak son dönemde İstanbul 1 Mayısı’nın, işçilerin talep ve mücadelelerinden kopuk olarak alan tartışmalarıyla heba edildiğini vurgulayan EMEP İl Başkanı Gerçek, şunları söyledi: “İşçi sınıfında tek adam yönetimine karşı bir tepki var. İşçiler ve emekçilerin haklı talepleri var. Demokrasi isteyen tüm kesimlerin talepleri var. Bu talepleri birleştirip, alanlarda çok güçlü hep birlikte haykırdığımız oranda bir anlam ifade eder. Değiştirici güç işçi sınıfıdır. Akan suya yön veren sınıf, işçi sınıfı ise 1 Mayıs’ın merkezinde de işçiler olmalı, işçiler ülkenin gidişatına, kendi geleceğine sahip çıkmalıdır. Ancak böyle kutlanırsa 1 Mayıs amacına ulaşır.” Kimi sınıf dışı akım ve çevrelerin 1 Mayıs’ı kendilerine ait gören anlayışlarını eleştiren Gerçek, “1 Mayıs işçi sınıfının Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’dür. İşçi sınıfının talepleri etrafında birleştiği ve alana çıktığı, sol, sosyalist partiler, kurum ve çevrelerin de alanı güçlendirdiği ve işçi sınıfıyla birlikte olduğu gün olarak ele alınmalıdır. Tarihsel gerçekliği de budur” diye konuştu.
YEREL KUTLAMALAR MERKEZİ MİTİNGLERİ GÜÇLENDİRİR
1 Mayıs’ın tek güne sığdırılmadan mümkün olduğunca yaygın bir şekilde yerelde kutlanması gerektiğini belirten Gerçek, yerel kutlamaların, illerdeki merkezi 1 Mayıs mitinglerini güçlendireceğini, sendikalaşma çalışmalarını yaygınlaştıracağını ifade etti. Sendika ve konfederasyon merkezlerinin işçilerin ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini belirten Gerçek, “Kimi sendika ve konfederasyon merkezleri işçileri başka illere çağırıyor. 15 milyona yakın insanın yaşadığı İstanbul’dan bir kaç otobüs gidiyor. Geniş yığınlar hareketsiz bırakılıyor. Sendikal bürokrasinin bu tutumu işçilerin mücadelesini baltalamaktır. Yani sermayeye çalışmaktır. Çalışmalarımız sırasında karşılaştığımız dikkat çekici bir noktayı da aktarmak isterim. Eleştirdiğimiz bu sendika merkezleri binlerce işçinin çalıştığı havzalarda bir tek bildiri dağıtmıyor. İşçi sendikacıları bekliyor. Sendikacılar bırakın buraya gelmeyi, kendi üyesini bile arkada bırakıyor. Ya da çok mücadeleci olduğunu söylüyor. Alan tartışmalarında ‘olmazsa olmaz’ diyor. Ama 1 Mayıs geldiğinde bir üyesini getirmiyor. İşçiden ve taleplerinden kopuk, bürokratlaşmış bu sendikacılık anlayışının ne işçilere, ne halka getireceği bir şey olamaz.”
KOMİTELERLE GÜÇLENDİRECEĞİZ
Artan sorun ve hak gasplarına karşı işçi sınıfının ekonomik ve demokratik talepleriyle alanlarda olması, hizmet ve üretimden gelen gücünü kullanabilmesi için çalışmalara zaman geçirmeden başlanması gerektiğini dile getiren Gerçek, yaptıkları 1 Mayıs çalışmaları konusunda bilgi verdi: “Referandum çalışması bizim için sadece bir evet, hayır meselesi olmadı. Bu çalışmalar sırasında işçi ve emekçilerin taleplerini dile getirdik. Yürüttüğümüz referandum çalışmalarını hızlıca 1 Mayıs çalışmasına dönüştürdük. Bununla ilgili başta fabrikalarda, işyerlerinde, işçi havzalarında, kamu kurumlarında, işçi ve emekçi semtlerinde 1 Mayıs’ın ne anlama geldiğini ve 1 Mayıs’ta neler yapılması gerektiğini işçi sınıfının nasıl bir tutum alması gerektiğini anlatmaya başladık. Bununda da ısrar edeceğiz. Fabrikalar, işçi havzaları başta olmak üzere işçi ve emekçilerin olduğu yerlerde 1 Mayıs komitelerini kurarak, bu çalışmalarımızı hızlandıracağız. 1 Mayıs’la ilgili bildiri, afiş, pankart gibi materyallerle çalışmalarımızı güçlendireceğiz.”
İŞÇİLERİN ‘ARTIK BENİM YAŞAMIMDA NE DEĞİŞİYOR?’ SORUSUYLA AKP’NİN POLİTİKALARINI SORGULADIĞINI GÖRDÜK
Referandum sürecinde işçi havzalarında hayır çalışması yürüttüklerini dile getiren EMEP İstanbul İl Başkanı Güven Gerçek, “Sadece evet ve hayırdan ziyade ülkenin içinde bulunduğu durumu konuştuk ve neden hayır denmesi gerektiğini ortaya koyduk. Ülkenin kaderinin tek kişiye terk edilemeyeceğin anlattık. Evetin çıkması durumunda, kıdem tazminatından tutun da, iş güvencesine kadar bütün hakların hedefte olduğunu anlattık” diye konuştu. İşçi ve emekçilerin ülkenin kötü gidişatının farkında olduğunu belirten Gerçek, şöyle devam etti: “AKP, büyük şehirlerden bir rüzgar estirerek büyümüştü. Şu anda bu büyüdüğü kentlerden İstanbul başta olmak üzere sanayinin gelişkin olduğu, dolayısıyla işçi nüfusunun fazla olduğu yerlerde gerilemeye başladı. Örneğin İstanbul’da güçlü olduğu Fatih, Eyüp, Üsküdar gibi ilçelerde evet oyları ciddi olarak geriledi ve ikisinde hayır önde çıktı. Evetin önde olduğu ilçelere baktığımızda da evet oylarının düştüğünü, hayır oylarının ise yükseldiğini gördük. Bu sonuçlar bize, işçi ve emekçilerin AKP Hükümetinin bütün politikalarını kabul etmediğin, kendi talepleri için de henüz çok yeterli olmamakla birlikte hareket ettiğini, yaşananlara itiraz ettiğini gösterdi.”
‘BİRLİKTE HAREKET ETME EĞİLİMİ VAR’
Referandum döneminde yaptıkları çalışmalar sırasında işçilerin ortaklaştığı taleplere ilişkin ortaya çıkan tabloyu sorduğumuz Gerçek, “OHAL’den bir rahatsızlık olduğunu gördük. Kanun hükmünde kararnamelerle, kamuda yüz binlerce kamu emekçisinin ihraç edilmesi, aynı durumun üniversitelerde yüzlerce akademisyenin ihraç edilmesine tepkiliydiler. Herkese ‘FETÖ’ yakıştırmasının yapılmasından yine herkesin ‘terörist’ denilmesin de oldukça rahatsız olduklarını ifade ettiler. İşsizlikten, yoksulluktan, ağır çalışma koşullarından, geçim sıkıntısından ve yoğun baskıdan rahatsızlıklarını anlattılar. Özellikle kıdem tazminatının fona devredilerek tırpanlanmasına büyük tepki olduğunu, güvenceli bir iş ve güvenli bir gelecek talebi için ortak hareket eğilimi olduğunu gördük. Bütün bunlarla birlikte ‘Artık benim yaşamımda ne değişiyor?’ sorusuyla AKP’nin politikalarını sorgulamaya başladıklarını da gördük. Özellikle 30 büyük şehirden sanayinin güçlü olduğu ve dolayısıyla işçi nüfusunun fazla olduğu 17’sinde hayırın çıkması tesadüfi değildir.”
Evrensel Gazetesi
