1 Mayıslar Yol Açacak: İşçi Sınıfı Kazanacak, Halk Kazanacak!

1 Mayıslar Yol Açacak: İşçi Sınıfı Kazanacak, Halk Kazanacak!

Kapitalizm, tarihten gelen ezen-ezilen ilişkisini artı-değer sömürüsüyle yeni evreye taşıdı. O, vahşi bir sömürü düzenidir. Avrupa ve Amerika’da ortaya çıkışı, büyüyüp gelişmesi de sanayi devrimi sonrası başta çocuk ve kadın emeği olmak üzere ağır sömürü mekanizmasını kurmasıyla mümkün oldu. Günde 12 saat ve haftada 6 gün çalışmaya isyan eden işçiler 1 Mayıs 1886’da Amerika’da iş bıraktılar ve yürüyüşler düzenlediler. Eylemler birkaç gün sürdü. Sermaye düzeni işçilerin taleplerini karşılamadı, kan dökerek karşılık verdi. Bugün 8 saat çalışma hakkı dahil, kazanılmış haklar işçi sınıfının ulusal sınırları aşan bu mücadeleleri sayesindedir. Türkiye’de 1977 1 Mayıs’ında ve sonraki yıllarda katledilen işçiler de işçi sınıfına bu mirası bırakan değerlerdendir.

21’inci yüzyılı “barış, refah, mutluluk” çağı olarak ilan eden kapitalistler, daha çeyrek asır dolmadan gerçek yüzlerini gösterdiler. Pandemi, ekonomik kriz ve savaş… Kapitalizm tüm bu melanetlerin sorumlusu olduğu kadar, yükü işçi sınıfı ve yoksul halkların sırtına bindiriyor. Azgın kar hırsı nedeniyle nükleer silahlanma, doğanın talanı ve yağması tam sürat devam ediyor. 8 saat çalışma hakkı dahil işçi sınıfının tüm kazanımları birer birer tasfiye ediliyor. Covid 19 işçileri öldüren bir hastalık haline getirildi. Teknoloji geliştiği, iletişim dünyası devasa boyutlara ulaştığı halde bu birikim işçilerin, emekçilerin daha az çalışıp daha rahat yaşamasını sağlamıyor. Tersine, zenginler daha da zenginleşiyor, yoksullar daha da yoksullaşıyor.

Ülkemizde tek adam yönetimi tam da işçiler çarklarda daha çok sömürülsünler diye kuruldu. AKP’li yıllarda 200 bin işçinin grevi yasaklandı. 12 Eylül anayasasına konan sendikal barajlar ve işçilerin örgütlenmesini engelleyen yasalar olduğu gibi korundu. AKP katıksız bir sermaye partisidir. Türkiye işçi sınıfı ve halk bu düzenden kurtulmalıdır.

2022 1 Mayıs’ı bu bakımdan kritik öneme sahip. Anneler çocukların beslenme çantasına bir dilim peynir bir parça ekmek koyamıyorsa, pazarda file, mutfakta tencere boş kalıyorsa hem 1 Mayıs’ta hem de sonrasında meydanlara çıkma zamanıdır.

Yüksek enflasyon, zam dalgası, kur korumalı TL mevduat sistemi ile halk cendere altında. Üstelik bunlar daha en kötü günlerimiz değil. Çünkü tek adam yönetimi patron örgütleriyle birlikte sömürüyü arttırmak için baskı ve yasakları da artırıyor. Acı reçeteler kapıda. Patronlara vergi affı, teşvik, borç silme bu dönemde tavan yaptı. Halkın kaynaklarıyla oluşan devlet hazinesi boşaltıldı. Yap-İşlet-Devret modeliyle yandaş şirketler palazlandı. Yapılan ihaleler nedeniyle doğmamış bebekler bile borçlandırıldı. AKP hükümeti, gelecekten çalan bir iktidar haline geldi.

AKP-MHP bloku olarak Cumhur İttifakı, sermaye düzeninin hizmetinde kısmi demokratik kazanımları da ayaklar altına alıyor. Haklarına sahip çıkan mücadele eden işçiler emekçiler sendikacılar, akademisyenler, aydınlar, sanatçılar, gazeteciler gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, sürgün ediliyor. HDP’li belediyelere kayyumlar atandı, halkın iradesi yok sayıldı. Şimdi de HDP’nin kapatılması gündemde. Yeni seçim yasası ile işçilerin ve halkın siyasete katılımı ve temsiliyeti daha da zora girdi. Gezi davasında halka gözdağı vermek üzere hukuksuz ve ağır cezalar yağdırıldı. Öte taraftan hükümet, dış politikada ülkeyi savaş maceralarına sürüklemeye devam ediyor. Ukrayna savaşı etrafındaki emperyalist dalaşta, savaş ve silahlanma bütçesinde, sınır ötesi savaş tezkerelerinde bunu defalarca gördük. Bu vahim gelişmeler karşısında düzen muhalefetini temsil eden millet ittifakı ise eski düzenin restorasyonundan öte bir şey söylemiyor. Millet ittifakı çizgisi, işçi sınıfı ve halkın taleplerini sadece sandığa endeksleyerek mücadeleyi frenlemeye çalışıyor. Partimiz ise bunun tam tersini söylüyor; işçi sınıfına ve emekçilere talepleri için mücadele ve örgütlenme çağrısı yapıyor.

Fakat umutsuz olmaya gerek yok. Yılbaşından bu yana gerçekleşen 120 fiili grev ve fabrika direnişi, hastanelerde sağlık emekçilerinin iş bırakma eylemleri, 8 Mart’ta meydanlara çıkan kadınlar, Newroz’da alanları dolduran Kürt halkı, Gezi’de direnen ve onun taleplerine sarılan gençler, ağacına ormanına deresine sahip çıkan köylü direnişleri güçlü bir mücadele dinamiğine işaret ediyor. Şimdi tüm bu güçlerin el ele verme ve 1 Mayıs meydanlarından ses verme zamanı. Şimdi genel grev genel direniş hattını örmek üzere birleşme zamanı.

Ayrıca EMEP diyor ki; şovenist kışkırtmalara karşı yerli ve mülteci işçiler el ele yürümelidir. Partimiz birçok ilde Türkçe, Kürtçe, Arapça üç dilde 1 Mayıs bildirileri dağıttı. Çünkü 1 Mayıs’ın özü enternasyonalizmdir. 1 Mayıs din, dil, ırk farkı bilmez, bütün işçileri birliğe çağırır. 1 Mayıs’tan aldığımız güçle proletarya enternasyonalizmini her alanda güçlendirelim.

1 Mayıs’a girmeden hemen önce İstanbul’ Tuzla’da patlama oldu ve üç işçi kardeşimiz can verdi. İş cinayetlerinde hayatını kaybeden bütün emekçileri saygıyla anıyoruz. Kapitalizm işçilerin felaketidir. 1 Mayıs hesap sorma günüdür.

Bugün yurdun dört yanında kutlanan 1 Mayıslar işçi sınıfı ve demokrasi güçlerinin yolunu açacaktır. İki kutuplu burjuva ittifak blokuna karşı halk ittifakının yolu da bu mücadele zemini üzerinden güç bulacaktır. Emek, demokrasi, özgürlük güçleri yani bütün bir halk olarak “birden” büyük olduğumuzu ve bu yağma, talan, sömürü düzeninden kurtulmak istediğimizi gösterelim. İşçi ve emekçilerin yönettiği bir ülke, sınıfsız sömürüsüz bir dünya için birleşelim.

İşçi sınıfı ve halkımızın 1 Mayıs’ını devrimci coşkumuzla selamlıyoruz.

           Birlikte Kazanacağız, İşçi Sınıfı Kazanacak, Halk Kazanacak!

–           Birlik, Mücadele, Dayanışma: Yaşasın 1 Mayıs! Biji Yek Gulan!

EMEK PARTİSİ

Genel Merkezi

Paylaş: