10 Ekim Sadece Anma Günü Değil, Bir Mücadele Günüdür.

10 Ekim Sadece Anma Günü Değil, Bir Mücadele Günüdür.

10 Ekim Ankara katliamında içlerinde 16 partilimizin de olduğu 101 arkadaşımızı kaybettik. O gün onların meydanda haykırdıkları emek, barış, demokrasi talebi bugün de yakıcılığını koruyor.

Bu katliam, ülkenin ve bölgenin giderek tırmanan ve tırmandırılan gerilimli ortamında gerçekleşmiştir. AKP iktidarının Suriye ve Ortadoğu’da yeni Osmanlıcı, yayılmacı politikaları savaşı derinleştirmiş; mezhepçi, ırkçı politikalarla halk ayrıştırılıp kutuplaştırılmış; emekçi sınıfların kazanılmış hakları, tasfiye edilmiş; Hükümetin Suriye politikasının bir sonucu olarak Reyhanlı’da patlayan bombaların ardından benzerleri yaşanmaya başlamıştı. Siyasi iktidar, sonucunu beğenmediği 7 Haziran seçimlerini yok sayarak yenileme kararı almış; çözüm masası bir çırpıda devrilmişti.   Bu koşullarda onbinlerce insan barış ve demokrasi talebiyle Ankara yoluna düştüler. Gar’ın önünde 101 kişi katledildi.

Bu katliamdan sonra İstanbul, Gaziantep, Ankara’da başka patlamalar oldu. Böylece siyasi iktidarın içeride ve dışarıda ısrarla sürdürdüğü savaş politikaları çok sayıda cana maloldu. Bombalamalarla geçen bir yılın bilançosunda bir darbe girişimi ve bu darbe girişiminin bastırılmasından sonra yüzbine yakın kamu emekçisinin işten atıldığı, çok sayıda insanın gözaltına alındığı, üniversitelerin kuşatıldığı, televizyon-gazete-radyoların kapatıldığı, emeğin kazanılmış haklarının son kırıntılarının tasfiyesinin de gündeme alındığı bir karşı darbenin tesisi de bulunuyor.

Bu bakımdan bir yıl sonra 10 Ekim, sadece katliamda yitirdiklerimizi andığımız bir gün değildir. 10 Ekim’e yol açan siyasal ortam devam ettiği sürece de 10 Ekim, sorumlularıyla hesaplaştığımız bir mücadele günü olacaktır. Bu ortamın yaratılmasının sorumluluğu da Hükümetin üzerindedir.

10 Ekim anmasının yasaklanması hiçbir biçimde kabul edilemez. Bu yasağı bu kadar kolaylıkla koyabileceğini zannedenler yanılıyorlar. Ama biz biliyoruz ki, yasaklara rağmen gerçekler ortaya çıkacak, sorumlular yargılanacaktır. Bunun için sonuna kadar mücadele edeceğiz.

10 Ekim dava dosyasına giren belgelerden anlaşılmaktadır ki bu katliam göz göre göre gelmiştir. Katliama hazırlıkları görmeyenler, önlem almayanlar ve hatta bu katliama adeta yol verenlerin tek tek açığa çıkarılması ve gerçeklemesinde sorumluluğu olan istihbarat, emniyet, valilik, bakanlık vb. her düzeyde yetkili ve görevlilerin yargılanması ve cezalandırılması için bu mücadele sürecektir.

10 Ekim’de yitirdiklerimize sözümüz var. Demokrasiyi, barışı ve özgürlüğü kazanacağız. AKP Faşizmin adım adım tesis edildiği bu süreçte 10 Ekim davası hukuki bir hesaplaşma ve demokrasi mücadelesi olacaktır.

Ülkenin hızla Suriye’de savaş bataklığına sürüklendiği, içerde çatışmaların ve katliamların sürdüğü, baskıların ve polis şiddetinin arttığı bir süreçte mücadeleyi büyütmek ve demokrasiyi, barışı kazanmak hem siyasi sorumluluğumuz hem de yitirdiklerimize karşı borcumuzdur. 10 Ekim davasının takipçisi olacağımızı, Ankara garında katledilen arkadaşlarımızın mücadelesini yükselteceğimizi bir kez daha ilan ediyor; emek, barış ve demokrasi güçlerini de ortak mücadeleye çağırıyoruz.

Selma Gürkan

Genel Başkan

Paylaş: