48 yıl önce bugün onbinlerce işçi, 274 sayılı Sendikalar ve 275 Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt kanunlarında “tek konfederasyon” yaratmak üzere yapılan düzenlemeleri geri çektirmek için ayağa kalktı. İstanbul Avrupa ve Anadolu yakası başta olmak üzere, Gebze, İzmit sanayi havzalarında 150.000’i aşkın işçi yasanın geri alınması ve iptali için direnişe geçti. İşçilerin inisiyatif alarak, gerçekleştirdikleri 15-16 Haziran direnişi, ülkemiz işçi sınıfının mücadelesinde önemli bir yere sahiptir. Galata ve Unkapanı köprülerinin açılarak işçilerin buluşmasının engellenme çabalarının boşa çıkaran işçiler, teknelerle aşarak, aşamadığı yerde bulunduğu yerdeki fabrikaların işçileriyle birleşerek Anadolu yakası, Gebze ve İzmit gibi sanayi havzalarını direniş alanına çeviren bir kararlılık aynı zamanda. Sonuçta, sıkıyönetimle meclisten geçirilen yasa büyük direnişin etkisiyle AYM tarafından iptal edilmiştir.
Büyük 15-16 Haziran işçi direnişi, işçi sınıfının örgütlü tutumu tarihteki yerini alırken, direnişin üzerinden 48 yıl geçmiş olmasına rağmen öğretmeye devam ediyor.
İşçilerin konfederasyon farkı gözetmeden bu saldırı yasasına karşı ortak direniş göstermeleri, tarihteki hak ettiği yeri almıştır. 15-16 Haziran direnişini başarılı kılan işçilerin ayrım gözetmeden sınıf tutumu almasıdır. 48 yıl önce gerçekleşen dipten gelen dalga, grev, direniş genç işçi kuşağına yol göstermiştir. Metal işçilerinin (metal fırtına) direnişi, grev yasağını tanımayan Şişe Cam İşçileri ve daha onlarca direniş 15-16 Haziran büyük işçi direnişinin bir parçası olarak bu günde devam etmektedir.
Bugün sendikaların bir kısmını teslim alan, teslim alamadıkları üzerinde baskı kuran siyasi iktidar, 24 Haziran seçimleriyle “tek adam tek parti” yönetimini kurmayı hedeflemektedir. İşçi sınıfı tarihinden gelen mücadele deneyimi ile bu otoriter, baskıcı ve yasakçı düzene geçit vermeyecektir.
15-16 Haziran’da nasıl ki, kendi geleceğini siyasi iradenin ya da sendikal bürokrasinin inisiyatifine bırakmayıp, işten atılmayı, yıllarca işsiz bırakılacak kara listeye alınmayı, tutuklanmayı göze alarak sorumlulukla, sınıf refleksiyle mücadelenin başına geçmişse, 24 Haziran’da da “tek adam” yönetimine geçit vermeyecektir. Kurtuluş sermaye düzeninin siyasi seçeneklerinde değil, işçi sınıfı ve tüm ezilenlerin kader birliği içerisinde ortak mücadelesindedir.
Geleceğimizi aydınlatan, mücadelemizde biz ışık tutan 15-16 Haziran büyük işçi direnişini selamlıyoruz.
EMEK PARTİSİ
Genel Merkezi
