Afetlerde ölümler kader değildir! Kâr ve rant düzeni öldürür çürümüştür, değişmelidir.

Afetlerde ölümler kader değildir! Kâr ve rant düzeni öldürür çürümüştür, değişmelidir.

Afetlerde ölümler kader değildir! Kâr ve rant düzeni öldürür çürümüştür, değişmelidir.

Tarım Bakanı Vahit Kirişçi, Urfa ve Adıyaman’da yağan şiddetli yağmurun yol açtığı selde birçok yurttaşımız zarar görmüş ve 17 kişi ölmüşken Tabii ki taşkın, sel olmasın. Bir taraftan 15 canımızı aldı ama diğer taraftan toprak suya kavuştu” diyebilmiştir.

Depremden hemen sonra halkın maruz kaldığı selin yol açtığı yıkım, tıpkı deprem gibi muhtemel afetlere karşı önceden alınmayan önlemlerin sonucudur. Yağış fazlalığı yüzünden olmaması gereken tahribat oldu. Çünkü tarım alanlarının, su havzalarının ve dere yataklarının imara açılmasına, imar aflarının çıkarılmasına, denetim yetersizliğine, yolsuzluklara ve daha fazla kar elde etmek için talana imkân sağlayan sistem, doğa olaylarının felaket olarak yaşanmasına yol açmaktadır.

AKP iktidarının ölümler karşısındaki duyarsızlığı ilk değildir. Depremi kader planı olarak gören, sele toprak suya kavuştu gözüyle bakan iktidar mensupları için emekçilerin başına gelen felaketler bir ‘lütuf’ konusu olabilmektedir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Bartın’da 41 işçinin hayatını kaybettiği maden patlaması sonrası “hamdolsun 41 cenazemize 10 saat içinde ulaştık” sözleri hala hafızalarımızdadır. Malatya il ve ilçelerinde 19 yıldır belediye başkanlığı yapan AKP’li Selahattin Gürkan’ın 6 Şubat’ta yaşanan depremde ölenlere cenaze namazı kılınması ve ayrı ayrı mezarlara gömülmesiyle övünmesi ise daha yenidir.

Erdoğan başta olmak üzere AKP yöneticileri, ülkede yaşanan tüm felaket ve iş kazalarında aynı nakaratı okumakta ve işçi, emekçi halkın can verdiği pek çok olaydan başarı hikâyesi çıkarmaya çalışmaktadırlar.

Kastamonu Bozkurt’da dere yatağını daraltarak imara açan AKP iktidarının, geçtiğimiz yıl yaşanan selde sebep olduğu ölümler de unutulmadı. Mimarlar odasının tüm itirazlarına rağmen ısrarla yapılan katlı kavşaklara (battı çıktılara) giren araçların Urfa başta olmak üzere selden etkilenen yerlerde batıp çıkamadıkları acıklı bir sonuçtur. Böyle bir durumda “sel 15 canımızı aldı ama toprak da suya kavuştu” ifadesi inşaat şirketlerinin çıkarlarını korumanın ve suçu örtbas etmenin ilanıdır.

Erdoğan iktidarının sözcü ve bürokratları insanca yaşam, insanca barınma ve çalışma koşulları ile değil ölüleri toplamakla övünmektedir.

Oysa ne iş cinayetleri ne de doğal afetler sırasındaki ölümler halkın kaderidir. Bunlar düpedüz katliamdır ve sorumlusu siyasi iktidardır.

Ölümleri normalleştiren bu düzeni emekçiler yıkacak, hesabını soracaktır.

İnsanca yaşam ve insanca çalışma için birleşelim, mücadele edelim.

Kâr ve rant düzeni çürümüştür, değiştirelim.

SEDAT BAŞKAVAK

Genel Başkan Yardımcısı

Paylaş: