AKP 1 Kasım’da Hak Ettiği Sonucu Almalıdır

AKP 1 Kasım’da Hak Ettiği Sonucu Almalıdır

1 Kasım seçimlerine sayılı günler kaldı. Ne var ki yurtta bir seçim havasından, bir “seçim heyecanı”ndan söz etmek mümkün değildir.
Türkiye güne her uyandığında yeni bir çatışma haberi, yeni bir provokasyon gündemiyle karşılaşmakta ya da Suruç ve Ankara Katliamı örneklerinde olduğu gibi demokrasi güçleri toplu katliamların hedefi olmaktadır.
Oysa ki 10 Ekim’de tablo tersine dönmeye başlayabilirdi! Dillerinde “barış” sloganlarıyla Ankara’ya gelen kitleler; akan kanın durması ve seçimlere barışçıl bir ortamda gidilmesi için “büyük barış mitingi”nde buluşmuştu. Onbinlerce insan, Türkiye’nin artık silahların gölgesinden çıkması ve demokratik siyasetin önünün açılması için Ankara’daydı. Ama bu talepler “canlı bombalar”la ve toplu katliamla karşılandı.
Aynı süreçte KCK’den gelen tek taraflı ateşkes ilanı da, memleketin bir nebze olsun rahatlaması ve güven içinde seçimlere gidilmesi açısından önemli bir fırsattı. Ne ki bu ateşkes ilanı da devlet tarafından şiddetle karşılandı! Çatışma ve ölümleri daha da körükleyen operasyonlara tam gaz devam edildi. Kürt halkının yaşadığı kentlerde, “özel güvenlikli bölgeler” adı altında uygulanan fiili sıkıyönetime devam denildi. Devlet şiddeti bir an olsun hız kesmedi. AKP politikalarından güç alan ve ucu devletin içini işaret eden kanlı tertip ve organizasyonlar yeniden devreye sokuldu.

 

Sonuçta, geçmişte “kontrgerilla”, “derin devlet” ya da “gladyo” olarak anılan karanlık yapıların, farklı biçimler kazanarak, AKP iktidarında da iş başında olduğu anlaşılmaktadır. Devletin emniyet ve istihbarat birimleriyle iç içe geçtiğine dair ciddi emarelerin olduğu bu tür yapılar; Kırşehir’de kendini “beyaz gömlekliler” olarak gösterirken, Adıyaman’da örgütlenen “dokumacılar” güruhundan da bağımsız değildir. Ortaya çıkan görüntülerden ve tutulan raporlardan da anlaşıldığı üzere; Kırşehir’de adeta ikinci bir Madımak Katliam’ı tezgahlanmış ve bu tezgah büyük bir şans eseri ucuz atlatılmıştır.

 

Memleket bu karanlık süreçte yeniden canlı bombalar, “beyaz gömlekliler”, “dokumacılar” sarmalına alınmışken, Başbakan Davutoğlu’nun Van mitinginde dile getirdiği sözler de son derece düşündürücüdür. “Biz iktidardan indirilirsek buralarda beyaz toroslar dolaşacak” diyen Başbakan, halkı apaçık tehdit etmektedir.

Saraydakiler ve hükümettekiler, anket sonuçlarına her baktıklarında; “tekrar seçimden” bile endişe etmekte ve “Ya 400 vekil ya kaos” şantajına her gün biraz daha sarılmaktadır. Oysa ki ülkeyi kaosa esas olarak; provokasyonlarla desteklenmiş devlet şiddeti ve mevcut AKP politikaları sürüklemektedir.

 

Öte yandan silahların gölgesine alınan sandıklarla bir ülkede seçim güvenliğinin sağlanamayacağı ortadadır. Seçimlerin ve halkın güvenliği esas olarak iktidar eliyle devreye sokulan savaş politikalarından kurtulmaya bağlıdır.

 

Bütün bu tablo karşısında partimiz; işçi ve emekçileri, her milliyetten ve inançtan ezilen halkımızı 1 Kasım seçimlerine en güçlü şekilde katılmaya çağırmaktadır. Saray ve geçici hükümetin halkı boyun eğdirmeye dönük şantaj ve tehditleri bir kez daha boşa çıkarılmalı, AKP bir kez daha sandıktan hak ettiği sonucu almalıdır.

 

Yanı başımızdaki emperyalist paylaşımın ülkemizdeki temsilcileri durumundaki AKP ve iktidar güçlerinden kurtulmak için; şiddeti, savaşı ve katliamları durdurmak için, emek, demokrasi, özgürlük ve barış güçleri olarak kenetlenmeliyiz.

 

Geleceğimizi ve yaşam hakkımızı savunmak için birleşelim. Savaşı durduralım, barış cephemizi büyütelim.

 

Selma Gürkan

Genel Başkan

Paylaş: