Aslan: Faşizan gidişatı birleşerek durdurabiliriz
EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, İzmir’de basın emekçileriyle yaptığı buluşmada Türkiye’de artan baskı politikalarına, 2026 bütçesine ve uluslararası gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu.
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, “Faşizme geçit yok, saraya rejimine karşı ekmek, barış, özgürlük için birleşmeye ve mücadeleye çağrı” sloganıyla başlattıkları çalışmalar kapsamında İzmir’de basın emekçileriyle bir araya geldi.

Ziraat Mühendisleri Odası Lokali’ne gerçekleşen buluşmada Aslan, Türkiye’nin siyasal atmosferine, işçi-emekçi kesimlere yönelik saldırılara, 2026 bütçesine ve uluslararası gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Bu düzeni ancak birleşik mücadeleyle durdurabiliriz” dedi.
Partisinin hazırladığı politik bildirgeyi değerlendiren Aslan, Türkiye’de hem içeride hem dışarıda kritik bir dönemin yaşandığını, iktidarın ekonomik-siyasal krizi baskıyla, yargı operasyonlarıyla ve savaş politikalarıyla yönetmeye çalıştığını söyledi.
“Saray rejimi, kendisi dışında kimseye nefes aldırmak istemiyor”
Aslan, kayyım siyasetinin, yargı operasyonlarının ve belediye başkanlarına yönelik gözaltıların “tek parti rejimi inşasının adımları” olduğunu söyledi. Tele1’e kayyım atanmasını, gazetecilerin tutuklanmasını da hatırlan Aslan, “Basın özgürlüğünün kalan kırıntıları bile hedefte. Saray rejimi, kendisi dışında kimseye nefes aldırmak istemiyor” dedi.
İktidarın Kürt sorununa yaklaşımına dair de konuşan Aslan, “Bugün Kürt halkının eşitlik ve özgürlük talebi, demokrasi talebi, bir arada yaşama talebi hiçbir şeyin önüne geçmemeli. Gerçekten demokratik bir ülke kurmak için, bugün yaşadıklarımızı yalnızca teşhir etmek yetmez. En başta, Batman’da, Van’da ve bölgedeki birçok kentte kayyım atanan belediye başkanları için; Kürt sorununun demokratik ve halkçı çözümünü savunduğu için cezaevinde bulunan binlerce tutuklu için; başta Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere herkes için genel bir siyasal affa ihtiyaç vardır. Ekrem İmamoğlu’nun ve tutuklu bulunan diğer belediye başkanlarının bugün cezaevinde olmaması gerekirdi” dedi.
“Saray rejiminin Türkiye’yi götürmeye çalıştığı nokta kalıcı faşizmdir”
Aslan, “Bugünkü tutuklamaların, baskıların, şiddet politikalarının amacı açıktır. Bir sonraki seçimi kazanmak ve Türkiye’yi tek partili bir siyasal atmosfere sürüklemek. Bu gidişat durdurulmazsa, partilerin faaliyet sürdüremediği, propaganda yapamadığı, aday bile gösteremediği bir serbest seçim dönemine gireceğiz. Bu, Saray rejiminin Türkiye’yi götürmek istediği noktadır, kalıcılaşmak isteyen bir faşizan rejimdir” diye konuştu.
“2026 bütçesinde halka tek bir kırıntı yok”
Aslan, 2026 bütçesinin sermaye çıkarları doğrultusunda hazırlandığını vurgulayarak şöyle konuştu: “Bu bütçe işçinin, emekçinin bütçesi değil; emperyalist tekellere ve yerli ortaklarına kaynak aktarmanın bütçesi. İşçi sınıfına, emekçilere, yoksul halka bir kırıntı bile yok.”
“TPI’da yaşananlar Türkiye işçi sınıfının sorunudur”
Uluslararası kuruluşların Türkiye’de asgari ücret için yüzde 20 sınırı önermesine tepki gösteren Aslan, “Asgari ücret yoksulluk sınırının üzerine çıkmalıdır. Bunun tek yolu birleşik mücadeledir. Amerikan tekeli TPI 2 bin 800 işçinin tazminatlarına çökmeye çalışıyor. Bu sadece TPI işçilerinin, bir fabrikanın sorunu değil, Türkiye işçi sınıfının sorunudur. Bu sorunlara karşı ortak mücadeleyi birleştirdiğimizde kazanabiliriz” diye konuştu.
“Halkların kaderi emperyalist masalara bırakılamaz”
Konuşmasında uluslararası gelişmelere de geniş yer veren Aslan, BM Güvenlik Konseyi’nde ABD’nin yönlendirdiği Gazze planının kabul edilmesini eleştirdi. Aslan, “Gazze halkının geleceği Trump’a emanet edilmiştir. Dünya haklarının düşmanı, dünya halklarının her türlü baskı ve şiddet politikalarına maruz bırakan bir emperyalist devletin başkanına Gazze halkı teslim edilemez, Gazze halkının geleceği bırakılamaz. O yüzden aynı zamanda Türkiye halkları olarak, bölge halkları olarak bütün ezilen ulusların, halkların yanında olmak ve onlarla dayanışmak zorundayız” dedi.
“Çıkış yolu birleşik mücadelede”
Aslan’ın konuşmasının sonunda birleşik mücadeleye vurgu yaptı; “Türkiye’yi bu karanlık dönemden kurtaracak olan, tüm demokrasi güçlerinin, sendikaların, meslek örgütlerinin, siyasi partilerin, kadın örgütlerinin, gençlerin, inanç topluluklarının ortak talepler etrafında birleşmesidir. Saray rejimini yıkmak için yan yana gelmek zorundayız. Programlarımız farklı olabilir ama asgari ücret için bir araya gelebiliriz. İş cinayetleri için gelebiliriz. Kürt halkının eşitlik ve özgürlük talebi için gelebiliriz. Gazze için gelebiliriz. Birleşirsek kazanırız.”
