Aslan, İzmir’de belediye işçileriyle buluştu: Çözüm, işçinin birleşik mücadelesinde

Aslan, İzmir’de belediye işçileriyle buluştu: Çözüm, işçinin birleşik mücadelesinde

Aslan, İzmir’de belediye işçileriyle buluştu: Çözüm, işçinin birleşik mücadelesinde

İzmir’de belediye işçileriyle bir araya gelen Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, ortak mücadelenin önemine vurgu yaptı.

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, İzmir’de büyükşehir ve ilçe belediyelerinde çalışan işçilerle bir araya geldi. Büro Emekçileri Sendikası (BES) İzmir Şubesinde gerçekleştirilen buluşmada, belediyelerde yaşanan hak gaspları, örgütlenme sorunları, asgari ücret ve bütçe tartışmaları ile merkezi iktidarın saldırılarına karşı ortak mücadele vurgusu öne çıktı.

Genel-İş İzmir 2 No’lu Şube İş Yeri Temsilcisi Bayram Kesgin, belediyelerde işçilerin karşı karşıya bulunduğu sorunları anlattı. Kesgin, “İşten çıkışlardan işe iadeye, toplu iş sözleşmesinden (TİS) doğan hak edişlere, ikramiye ve gıda kartı alacaklarına, mesai ücretlerine kadar biriken pek çok sorun var. Baskı, mobbing ve haksızlıklar yığın halinde büyüyor” dedi. Kesgin, EMEP’in bugünkü çağrısı olan “Faşizme geçit yok” tutumu etrafında birleşik mücadeleyi büyütmenin işçiler açısından önemli olduğunu söyledi.

EMEP İzmir İl Başkanı Elif Çuhadar, belediyelerde ve kent genelinde emekçilerin yaşadığı ağır sorunların altını çizdi. Çuhadar, “Belediye hangi siyasi partiden olursa olsun işveren pozisyonundadır. İzmir’de son dönemde yaşanan işten atmalar, 23 bin işçinin katıldığı grev ve pek çok fabrikadaki direnişler; işçilerin insanca yaşam talebinin ne kadar yakıcı olduğunu gösteriyor” dedi.  Çuhadar, İzmir’in Temel Conta, DIGEL Tekstil ve diğer iş yerlerindeki direnişlerle bir işçi kenti olduğunu vurgulayarak, işçilerin ekonomik ve demokratik talepleri ile ülkedeki demokrasi ve özgürlük taleplerinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini söyledi.

Aslan: Bu saldırılar tesadüf değil, sermayenin planı

Aslan, İzmir'de belediye işçileriyle buluştu: Çözüm, işçinin birleşik mücadelesinde
Fotoğraf: Evrensel

Daha sonra söz alan EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, Türkiye’nin 20 yılı aşkın süredir AKP iktidarının tesis ettiği Saray düzeni altında yönetildiğini ifade ederek, işçilere, siyasi partilere, kadınlara, gençlere ve emekçilere yönelik saldırıların arttığını söyledi.

Aslan, madencilikten dış politikaya kadar geniş bir örnekleme yaparak şunları dile getirdi:

“Türkiye topraklarının yüzde 67’si tekellere peşkeş çekilmiş durumda. ABD ile yapılan anlaşmalarla ülkenin geleceği ipotek altına alınıyor. İş cinayetleri her yıl 3-6 Soma’ya denk düşüyor. Orta Vadeli Program işçiye açlık dayatıyor. Bunların hiçbiri tesadüf değil, sermayenin planlı saldırısıdır.”

Aslan, Emek Partisinin çağrısının yalnızca ekonomik taleplerle sınırlı olmadığını, barış, demokrasi, özgürlük ve halkların kardeşliği mücadelesinin işçi sınıfının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.

“2026 bütçesi sermayeye hizmet ediyor”

Bütçe ve asgari ücret tartışmalarına ilişkin değerlendirmede bulunan Aslan, “2026 bütçesi bir kez daha işçiden alıp sermayeye aktarmanın belgesidir. Asgari ücrete yüzde 20 gibi komik artışlar öneriliyor. TİS masalarında TÜİK’in uydurma enflasyon oranları dayatılıyor. Çalışma yaşamı esnek, kuralsız ve güvencesiz hale getiriliyor” dedi.

Örgütlü işçi hareketinin güçlenmesinin zorunluluğuna dikkat çeken Aslan, ülkeyi ve bölgeyi savaş politikalarına sürükleyen düzenin ancak halkların birleşik mücadelesiyle durdurulabileceğini söyledi.

“Birleşik bir işçi hareketini örgütlemeliyiz”

Toplantıda söz alan bir işçi sadece belediye işçilerinin değil, DIGEL Tekstil, TPI gibi İzmir’de farklı iş kollarında çalışan işçilerin de benzer sorunlar yaşadığını söyleyerek, “Bu nedenle yalnızca belediye emekçilerini değil, özel sektördeki işçileri de bir araya getiren geniş bir toplantının yapılması gerektiğini düşünüyorum. Böyle bir buluşma, ortak bir işçi hareketinin başlamasının önünü açabilir. Dolayısıyla özel sektör emekçileriyle belediye çalışanlarının belirli temsilcileri yan yana gelip örgütlü bir zemin yaratabilir ve ortak bir mücadele hattı örülebilir. Benim önerim bu yönde: İzmir’de birleşik bir işçi hareketinin kapısını aralayacak adımı hep birlikte atabiliriz” diye konuştu.

Bir başka işçi de “Sendikaların kendi içlerindeki çatışmaların bedelini yine işçi sınıfı ödüyor. Birinci temel sorun bu. İkincisi ise yıllardır konuşulan, artık neredeyse kanıksanan bir durum: Sendikaların belli siyasi partilerin arka bahçesi haline gelmesi. Hak-İş için ‘AKP’nin arka bahçesi’, Türk-İş için ‘Hükümet ne derse onu yapan bir yapı’ deniyor. Günümüzde baktığımızda DİSK’in de benzer bir eleştiriyle, CHP’nin etkisi altında olduğu yönünde bir algı oluşmuş durumda. Biz belediye çalışanları olarak bu tabloya dönüp şu soruyu soruyoruz: Bu koşullarda ne yapabiliriz? Sendikaları nasıl yeniden harekete geçirebilir, nasıl bağımsızlaştırabiliriz? Siyasi partilerin güdümünden çıkarılmış, gerçekten işçinin sözünü esas alan bir sendikal hattı yeniden kurmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Söz alan İzBB işçisi ise “Sendikanın iş yeri örgütleri, temsilcilikler ve iş yeri komiteleri aracılığıyla sık sık bir araya gelmek, tartışmak, eğitimler yapmak ve mücadele kararları almak gerekir. Sendikalar demokratik bir işleyişi hayata geçiremedikçe, iş yerinde ve ülkede gerçek demokrasi sağlanamaz. Biz de sendikacılığı işçiye ait, sınıf sendikası haline dönüştürerek ülkeyi değiştireceğiz” dedi.

“Sendikalar kötü diye kaçmak yerine tabandan yeniden örgütlemeliyiz” 

Son olarak konuşan EMEP MYK Üyesi Gürsoy Turan, sendikaların mevcut zayıflıklarına rağmen onların güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Turan, “Sendikalar kötü diye uzaklaşmak sermayenin işine yarar. Önemli olan iş yeri komiteleri kurmak, işçileri bilinçlendirmek ve mücadeleyi tabandan örgütlemektir” dedi.

Turan, 2023-2024 döneminde 90 bin işçinin 556 iş yerinde eylemlere katıldığını, metal işçilerinin grev yasaklarına rağmen fabrika işgalleri gerçekleştirdiğini hatırlatarak, yeni dönemin mücadelenin tırmanacağı bir dönem olabileceğini söyledi.

“İzmir’de birleşik bir işçi hareketi mümkün”

Toplantıda bazı işçiler, belediye ve özel sektör işçilerinin bir araya geleceği daha geniş çaplı bir buluşma yapılmasını önererek, bunun İzmir’de yeni bir birleşik işçi hareketinin kapısını aralayabileceğini ifade etti.

Paylaş: