Aydınlı ve Esenyalı’da işçilerden ortak ses: Açlık ücretine boyun eğmeyeceğiz
Aydınlı ve Esenyalı’da bir araya gelen işçiler, birlik olmadan ne zam alabiliriz ne de haklarımızı” derken, EMEP Milletvekili Bayhan “Bu saldırıları ancak örgütlü güç püskürtür” dedi.
Geçtiğimiz günlerde Tuzla’nın Aydınlı ve Pendik’in Esenyalı mahallelerinde yapılan işçi buluşmalarında ortaklaşılan karar doğrultusunda iki mahalleden işçilerin katıldığı işçi buluşması Emek Partisi Tuzla İlçe Örgütü’nün çağrısıyla gerçekleşti. Buluşmaya EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan da katıldı ve işçi toplantısı Bayhan’ın asgari ücretin belirlenim sürecine ilişkin sunumuyla beraber başladı.
Bayhan, konuşmasında iktidarın mutlak yoksulluk yaratma politikasına sahip olduğunu belirtirken söz konusu iktidar politikalarında asgari ücretin özel bir yeri olduğunu vurguladı. Finans tekellerinin yüzde 20-25 dolayında bir zam önerdiğini söyleyen Bayhan, “Böylesi bir durumda asgari ücret açlık sınırının altında bir ücret olarak belirlenmiş olacak. Son yıllarda açlık sınırını bir tık aşan ve sene boyunca açlık sınırının altında kalan asgari ücret zamlarından bahsederdik. Bu yıl, yeni açıklanan asgari ücret doğrudan açlık sınırının altında kalabilir. Buna itiraz etmek için ne yapabileceğimizi daha sık konuşmak zorundayız.” dedi.
Devamında söz alan bir işçi asgari ücretin artık en temel yaşam gereksinimlerine dahi yetmediğini vurguladı: “Kapitalizmde ücretin işçilerin ertesi gün işe gelebileceği şekilde belirlendiği söylenir. Öldürmeyecek kadar, patronların işine yarayabileceği kadar bir ücret verilir işçilere. Artık öyle bir durumdan da kolay kolay bahsedemiyoruz. Verilen ücretler, işçileri açlıktan ölüme terk eden ücretler haline gelmek üzere.” diyen işçi, bu durumun işçiler açısından kabullenilmemesi gereken bir durum olduğunu belirtti.
Deri işçisi bir kadın, deri ve tekstil işçilerinin Deri Sanayi içerisinde yaptıkları basın açıklamasına dikkat çekerek önemli ama işçiler tarafından geliştirilmesi gereken bir eylem olduğunu belirtti. İşçilerin ruh halinin ve motivasyonunun daha mücadeleci olması gerektiğini söyleyen deri işçisi, “Artık bizi öyle bir hale getirmişler ki robota dönüşmüşüz. Bir makine gibi işe git gel şeklinde hareket eder hale gelmişiz. Hayatlarımızda başka bir şey yok. Bu durum eylemlere de yansıyor. Coşku, cesaret, motivasyon zayıflıyor. Bunun değişmesi lazım. Daha cesaretli ve gözü kara olmadığımız sürece hakkımızı kazanamayız.” dedi.
Bir metal işçisi ile geçtiğimiz aylarda çalıştığı fabrikada kimi bölümlerde kısmi iş durdurma eylemlerinin olduğunu belirterek bu durumun daha organize ve hazırlıklı olması ihtiyacını vurguladı: “Bazı bölümlerde iş bırakmak bile az da olsa kazanıma yol açtı. Ama istediğimiz düzeyde değil elbette. Beş on kişiye ekstra zamlar yapıldı. Demek ki patronlar işi bırakmamızdan korkuyorlar. Çünkü bir gün bile iş bıraksak çok ciddi zarar ediyor olacaklar. Bu silahı daha iyi kullanmamız için daha hazırlıklı olmamız lazım. Mesela bazı bölümlerde değil, bütün fabrikada iş bırakabileceğimiz bir hazırlığımız olsa; birkaç kişi değil, hepimiz ücretlerimize iyileştirme alabilir hale gelebiliriz.”
Yakın zaman önce 153 günlük grevlerini kazanımla sonlandırdıklarını belirten bir işçi ise sabırlı olunması gerektiğine dikkat çekti: “Sorunların çözümü, örgütlenmek; bunlar tek seferde olan şeyler değil. Sabırla hareket etmek, bir araya gelmek ve o birliği büyütmeye çalışmak önemli. Biz bunu başarabildiğimiz için 153 gün boyunca yılmadan durabildik. Küresel bir şirketin işçileri olarak sesimizi yurt dışına ulaştırmaya çalıştık, patronlara rahatsızlık vermeye çalıştık ve bu sayede kazandık.” dedi.
Toplantının devamında bir kez daha söz alan Bayhan, bilhassa ileri işçilerin daha fazla sorumluluk üstlenmesi gereken bir sürecin içerisinden geçtiğimizi belirtti. Yenilgi ve güvensizlik hissinin işçilerin kendilerine yapacakları en büyük haksızlık olacağını söyleyen Bayhan, “İleri işçilerin elini daha fazla taşın altına koyması lazım. Daha çok kafa yorması lazım. Beraber çalıştığı arkadaşları bir yenilgi hissi içindeyse bile ona bakıp kendisi de yenilgi hissine savrulmak yerine, öyle hisseden işçi arkadaşlarını daha mücadeleci bir tutuma kazanabilmesi lazım. Bunu yapamadığımız sürece bu saldırıları püskürtebilmemizin bir olanağı yok.” dedi.
