Bağımsız, Laik, Demokratik Bir Türkiye İçin  Tek Adam Yönetimine HAYIR!

Bağımsız, Laik, Demokratik Bir Türkiye İçin Tek Adam Yönetimine HAYIR!

Tek adam, tek parti yönetimine dayanan Başkanlık sistemini getiren Anayasa değişikliğinin TBMM’den geçirilerek referandum sürecine gelinmesiyle birlikte siyasal sistemin faşist temelde yeniden inşası çabaları yeni bir aşamaya ulaşmış bulunuyor

İşçi sınıfı, emekçiler başta olmak üzere her milliyetten Türkiye halkı ülkeyi uçuruma sürükleyen bu girişimin yol açacağı sonuçları halk oylamasına (Referandum) giderken çok iyi düşünmelidir.

Darbe ve karşı darbe ürünü olan “Tek Adam, Tek Parti Rejimi” Anayasasına HAYIR!
Erdoğan ve AKP Hükümeti “fiili başkanlık” temelinde attığı adımlarla bir ucundan uygulamaya başladığı siyasal rejimi anayasal bir zemine kavuşturmayı sürekli gündemde tutmuştur. Aradıkları fırsat ise Erdoğan’ın “bu bize Allahın lütfudur” dediği 15 Temmuz darbe girişimiyle önlerine gelmiştir.

Darbenin püskürtülmesine rağmen ilan edilen ve ne zaman kaldırılacağı belli olmayan OHAL yönetimi ve bu koşullarda gidilen Anayasa değişikliği başta olmak üzere, şimdiye uygulanan politikalar, 15 Temmuz’un Erdoğan ve AKP tarafından kendi karşı darbelerinin bir olanağına dönüştürüldüğünün en açık ifadesidir.

12 Eylül darbesinin bir ürünü olan mevcut Anayasayı ve beraberinde “askeri vesayeti” bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırdıklarını iddia eden Erdoğan ve propagandacıları tam anlamıyla demagoji yapmaktadır. Getirilmek istenen “yeni anayasal düzen” bir karşı darbe ürünüdür ve eğer aralarında bir kıyaslama yapılacaksa gericilikte ancak 12 Eylül Anayasasıyla yarışabilir.

Halkı siyaset dışına iterek kişi diktatoryasını dayatan “Tek Adam Tek Parti Rejimi” Anayasasına HAYIR!
Siyaset bilimi Anayasayı toplumsal sözleşme(uzlaşma) metinleri olarak nitelendirir ve son kertede toplumsal kesimler arasındaki mevcut ilişkilere hukuki bir çerçeve çizmeyi esas alır ya da bu ilişkileri yeniden düzenleme iddiası taşır. Ne var ki; toplum homojen olmadığı (sınıflardan oluşur) gibi, hukuk da bağımsız ve tarafsız değildir.

İşçi sınıfı, emekçiler ve halkın, demokratik koşullarda Anayasa yapım süreçlerine Kurucu Meclis aracılığıyla yapıcı bir unsur olarak katılmaları bu yüzden hayati bir önem taşır. Halkı dışlayarak, OHAL koşullarında, AKP ve MHP’nin meclis çoğunluğuna dayanarak, zorbalıkla meclisten geçirilen ve gelecekte halkı siyasetten bütünüyle dışlayan Anayasa değişikliği meşru değildir.

AKP ve yandaşlarının “Tek Adam Rejimi” dayatmasına hayır diyenleri, mevcut düzeni ve Anayasayı savunmakla suçlamaları ise yersiz ve temelsizdir.

EMEP, “Tek Adam, Tek Parti Yönetimine HAYIR” derken, asla mevcut düzeni ve Anayasayı savunmamaktadır. Bunun yerine “halkın seçtiği temsilcilerden oluşan bir kurucu meclis tarafından halkın en geniş kesimlerinin katılımıyla hazırlanan ve halk onayına sunulan, halkın mutlak egemenliği ve iktidarını, demokratik hak ve özgürlükleri güvence altına alan anayasa temelinde yeni bir devlet düzeni kurulması”nı savunmaktadır.
Halkımız bu OHAL Anayasasını kabul etmemelidir.

Emperyalizmin ve tekelci sermayenin tahakkümünü pekiştiren “Tek Adam, Tek Parti Rejimi” Anayasasına HAYIR!
Getirilmek istenen tek kişi yönetimine dayalı siyasal rejimin de uluslararası emperyalist tekellerin ve işbirlikçi tekelci sermayenin çıkarlarının bekçiliğini yapacağı açıktır. Uluslararası emperyalist merkezler ve yerli büyük sermaye çevreleri kendi ihtiyaçları neyi gerektiriyorsa ona göre davranmaktadır. Erdoğan ve AKP hükümeti ile aralarında yaşanan anlaşmazlıklar ve tartışmalar ise yeni bir uzlaşmaya varmak için gündeme geliyor. Ve her defasında mevcut tahakkümün pekiştirilmesiyle sonuçlanıyor.

Emek ve özgürlük düşmanı olan “Tek Adam, Tek Parti Rejimi” Anayasasına HAYIR!
Bu anayasa değişikliği Türkiye demokrasi mücadelesinin biriktirdiği ne kadar demokratik hak ve kazanım varsa kırıntı bırakmayacak biçimde ortadan kaldıracaktır. 80 milyonluk bir halkın ve ülkenin geleceği bir kişinin insafına (gerçekte keyfine) bırakılmak isteniyor. Böyle bir rejimde kişilerin, toplumsal sınıf ve grupların, halkların hiçbir güvencesi olmayacaktır. Konut dokunulmazlığı, özel yaşamın gizliliği olmayacağı gibi söz, basın, düşünce ve ifade özgürlüğü, grev hakkı, örgütlenme hakkı başta olmak üzere her türlü hak arayışı engellenecek ya da bir KHK ile tümden ortadan kaldırılabilecektir.

İşçiler çalışma statüsü (taşeron sistemi) ve koşullarının (esnek çalışma) değiştirilmesi, iş güvencesi için talepte bulunamaz hale getirilirken, çevreye ve yaşam alanlarının yağma ve talanına karşı itiraz edilemeyecektir.
Meclisin bütünüyle etkisiz hale getirilip, yargının tümüyle yürütmenin (fiiliyatta bir kişinin- başkanın) emrine koşulduğu bir düzende hak ve hukuktan zaten söz edilemez.

İnançları baskılayan, kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarını artıracak olan “Tek Adam Tek Parti Rejimi” Anayasasına HAYIR!

Getirilmek istenen yeni rejimde inanç grupları üzerindeki baskılar daha da katmerleşirken, toplumun mezhepçi temelde kutuplaştırılma süreci pervasızlık boyutlarında sürecektir.

Kadınların cinsiyet eşitliği için talepleri görmezden gelinirken, kadını evin dört duvarı arasına hapsetmeye yönelik yeni düzenlemeler sürecektir. Örneğin, toplumsal baskısıyla geri çekilen, kadın ve çocuk istismarına cevaz veren “tecavüz yasası”nın ilk fırsatta yeniden gündeme getirilmesi şaşırtıcı olmayacaktır. AKP hükümetinin 15 yıllık pratiği buna işaret etmektedir.

Parasız, bilimsel, laik ve demokratik eğitim için “Tek Adam Tek Parti Rejimi” Anayasasına HAYIR!

Milletvekili seçilme yaşının 18’e indirilmesi referandum oltasının ucundaki gençliğe atılmış yemdir. Mevcut halde seçilme yaşı 25’tir, fakat bu yaşta bir milletvekili olmadığı gibi TBMM yaş ortalaması 50’dir. Bu durum başlı başına düzenlemenin bir siyasi rüşvet olduğunu göstermektedir. Erdoğan ve AKP’nin gençliğe çizdiği gelecek bellidir: Dindar ve kindar nesiller olmak… Bunun için Evrim kuramının çıkartılması başta olmak üzere eğitim müfredatında gerici düzenlemeler sürmektedir.

Bilim insanları üniversitelerden atılarak akademi dünyası AKP’nin ideolojik arka bahçesi olacak biçimde yeniden düzenlenmektedir.YÖK’ün göstermelik seçim sistemi kaldırılarak Rektör atamaları yetkisi tümüyle CumhurBAŞKAN’a verilmektedir.

Savaşa hayır, içeride barış, dışarıda barış demek; Kürt sorununun eşit haklar temelinde demokratik çözüme kavuşturulması için “Tek Adam Tek Parti Rejimi” Anayasasına HAYIR!

“Tek Adam Tek Parti Rejimi” için atılan ilk adımlardan biri de Kürt sorununda “çözüm süreci”ni sonlandırmak olmuştur. Yeni bir savaş politikası devreye sokularak, sokağa çıkma yasakları eşliğinde Kürt kentleri top ve tanklarla kuşatılarak halkın talepleri ezilmeye çalışılmıştır.Kürt halkının iradesi, “milli irade” söylemini dillerine pelesenk eden Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP hükümeti tarafından hiçe sayılmıştır.

Her gün Suriye topraklarından asker cenazeleri gelmektedir. Bu savaşı halka “ülkenin bekası için yürütülen bir savaş” olarak propaganda eden ve “yeni bir Sevr dayatması”yla karşı, karşıya kalındığını ilan eden Erdoğan ve AKP Hükümetinin tekrarladıkları, gerçekte “Kurt masalı”ndan başka bir şey değildir. Savaş dahil ülkeyi uçurumun kenarına getiren gelişmelerin nedeni Erdoğan ve AKP hükümetinin izlediği politikalardır. Bu yüzden referandumda evet demek savaş koalisyonuna evet anlamına gelmektedir.

Korkunun ecele faydası yoktur…
“Tek Adam Tek Parti Rejimi”ni dayatan Anayasa değişikliği referandumu öncesi toplumsal muhalefet üzerindeki baskı giderek artmaktadır. Halkın haber alma hakkı başta olmak üzere temel hak ve özgürlükler OHAL gerekçesiyle fiilen askıya alınmış bulunmaktadır. Televizyon, radyo, gazete ve dergiler kapatılmıştır. Tutuklu gazetecilerin sayısı yüz ellidir. Emekten ve halktan yana bilim insanları, yazar ve sanatçılar görevlerinden uzaklaştırılmakta, işsizlikle tehdit edilmektedir. İşçi grevleri yasaklanmakta, her türlü hak arayışı TOMA’larla bastırılmaktadır. Ülkenin meydanları iktidar yanlılarının dışında herkese kapatılmış durumdadır.

Ancak korkunun ecele faydası yoktur. Tarihin öğrettiği gerçeğin karşında hiçbir önlemin kar etmediğidir.
Emek Partisi olarak işçileri, emekçileri, sendikaları, meslek ve kitle örgütlerini, kadın, gençlik ve çevre örgütlerini, inanç gruplarını olabilir her noktada ve düzeyde HAYIR için güçlerini birleştirmeye ve örgütlenmeye çağırıyoruz.

Güçlü bir HAYIR yalnızca “Tek Adam Rejimi”ni püskürtmekle kalmayacak, demokrasi ve özgürlüklere de bir kapı açacaktır.

Emek Partisi
Genel Yönetim Kurulu

Paylaş: