Basın Özgürlüğü, Emekçiler, Halklar İçin Ekmek Kadar, Su Kadar Önemli!

Basın Özgürlüğü, Emekçiler, Halklar İçin Ekmek Kadar, Su Kadar Önemli!

Basın Özgürlüğü, Emekçiler, Halklar İçin Ekmek Kadar, Su Kadar Önemli!

Türkiye, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ne, bu yıl da “çok vahim” durumda olan ülkeler sınıfında giriyor. 100’den fazla Filistinli gazeteci, İsrail ordusu tarafından katledilirken, uluslararası kurumlar seyrediyor.

Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün, 2024 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye’yi 180 ülke içerisinde 158. sırada yer aldı. Bu sıralara ile Türkiye, medya özgürlüğünü durumu itibariyle “Çok vahim” kategorisinde kaldı. 

Ayrıca, seçim sürecinde kamu yayıncılığının tarafgirliği, onlarca gazetecinin tutuklanması ve cezasızlık gibi gelişmeler Türkiye’yi, medyaya yönelik “politik” faktörler bakımından en çok gerileyen ülkelerden biri haline getirdi.

Türkiye, Doğu Avrupa ve Orta Asya (EECA) bölgesinde siyasi gösterge olarak en ciddi gerileme yaşayan ülkelerden oldu.

SINIR ÖTESİ OPERASYON TARTIŞILIRKEN, KÜRT BASIN EMEKÇİLERİNE ‘ÖZEL MUAMELE’

Mayıs ayında gerçekleşen Cumhurbaşkanlık ve Genel Seçimler öncesinde kamu yayıncılığının tarafgirliği, Kürt medyasından onlarca gazetecinin tutuklanması gibi gelişmeler medya özgürlüğünü zayıflatan politik etkenler arasında yer alırken, bu tutum daha sonra da devam etti. Son yerel seçimlerde hüsrana uğrayan AKP iktidarı, hem bölgesel hem de iç politikaya yönelik hesaplarla yeni bir sınır ötesi operasyona hazırlanırken, Kürt basın emekçiler üzerinde gözaltı ve tutuklama furyası devam etti.

İşçi ve emekçilerin sesi olan Evrensel gazetesinin resmi ilan ve reklam hakkının Basın İlan Kurumu tarafından gasp edilmiş olması, iktidarın halkın haber hakkını ödün vermeden savunan basın organlarına ve gazetecilere yönelik tutumunun açık bir göstergesidir.

Türkiye Gazeteciler Sendikası verilerine göre, Türkiye’de yazdıkları ve söyledikleri nedeniyle 16 gazeteci ve medya çalışanının cezaevinde bulunuyor.

Türkiye’de halkın ihtiyaç duyduğu doğru bilgiye dayalı habercilik için çaba gösteren internet medyası, bir rutin haline gelen erişim engelleri ve içerik kaldırma kararlarıyla boğuşuyor.

Bu tablonun en büyük mağdurunun, gerçeğe dayalı bir haberciliğe ekmek kadar, su kadar ihtiyaç duyan işçi ve emekçiler olduğu açıktır.

Basın özgürlüğü mücadelesi, sadece gazetecilerin ya da basın örgütlerinin sorunu değildir. Onlardan da önce, ifade ve örgütlenme özgürlüğü bakımından haber alma hakkına ihtiyacı olanların, bu ülke halkları ve emekçilerinin sorunudur. Bizim sorunumuzdur.

İSRAİL, 100’DEN FAZLA FİLİSTİNLİ GAZETECİYİ KATLETTİ

Gazze’deki savaş, Ekim 2023’ten bu yana gazetecilere ve medyaya karşı işlenen rekor sayıda ihlale sahne oldu. En az 22’si görev başında olmak üzere 100’den fazla Filistinli gazeteci İsrail ordusu tarafından katledilirken, 2024 RSF Endeksi’nde, işgal altındaki ve İsrail bombaları altındaki Filistin (157.), gazeteciler için güvenlik açısından dünyanın en kötü on ülkesinden biri haline geldi. Bu tablo, uluslararası örgütlerin tepkisiz kalarak verdikleri onayla gerçekleşti.

Dünyanın pek çok başka coğrafyasında ve ülkesinde de, gazeteciliği halka karşı sorumluluk duygusuyla yapmaya özen gösteren gerçek gazeteciler üzerindeki baskılar devam ediyor.

Gazetecilerin üzerindeki zulüm son bulsun!
Tutuklu basın emekçilerini serbest bırakın!
Gazetecilik Suç Değildir!

SEYİT ASLAN

Genel Başkan

Paylaş: