Köklü Bir Hesaplaşma Gerçekleşmeden  Yeni Sivas katliamları Tehlikesi Hep Var Olacaktır

Köklü Bir Hesaplaşma Gerçekleşmeden Yeni Sivas katliamları Tehlikesi Hep Var Olacaktır

Sivas katliamının üzerinden 21 yıl geçti. Bu süre içinde koalisyonlar, Hükümetler geldi geçti. Mahkemeler görüldü. Ancak ne katliamın arkasındaki gerçekler ortaya çıkarıldı, ne de vicdanlarda mahkum edilen katiller mahkemece cezalandırıldı.

 

Yavuz Sultan Selim’den bu yana süren zihniyet bu gün hala ayaktadır ve başta Alevi yurttaşlarımız olmak üzere, Sünni-Hanefi İslam’ın, Türk-İslam sentezinin dışında sayılan tüm yurttaşlarımız ayrımcılığa uğramakta yok sayılmakta, saldırı ve katliamlara maruz kalmaktadırlar.

 

Bugün Cumhurbaşkanı adayı olarak sahnede yerini alan R. Tayyip Erdoğan 12 yıllık Başbakanlığı döneminde Alevi yurttaşlara yönelik hakaret, ayrımcılık ve yok sayma tutumunu sürdürdü. Alevilerin eşit yurttaşlık talebi, din derslerinin zorunlu olmaktan çıkarılması, Cemevlerinin ibadet yeri olarak kabul edilmesi, 35 Alevi, ve farklı dil ve kimlikten aydın yazar ve sanatçının diri diri yakıldığı Madımak Oteli’nin ‘utanç Müzesi’ yapılması da gerçekleşmedi. Ders kitaplarında Alevi/Kızılbaş yurttaşlarımıza yönelik hakaret ve ayrımcılık ayıklamakla bitmiyor.

 

Daha iki ay önce Uğur Kurt Okmeydanı Cemevi’nde polis kurşunuyla öldürüldü. Gezi Direnişi boyunca polis kurşunlarına, gaz fişeklerine, panzerlere, Toma’lara hedef olup hayatını kaybeden gençlerin çoğunun Alevi olması ve Başbakan Erdoğan’ın 14 yaşında polis fişeğiyle vurulan Berkin Elvan’ı terörist ilan etmesi, annesini, düzenlediği mitingde yuhalatmış olması, Sivas katliamını gerçekleştiren zihniyetin hala Türkiye’nin üzerinde bir tehlike olarak dolaştığını göstermektedir.

 

MHP ve CHP’nin bir süreden beri oluşturdukları ittifakın da Alevi yurttaşlar ve farklı inanç ve kimliklerden halklarımız için güzel bir gelecek vaat etmediği geçmişte yaşananlardan biliniyor. Dersim katliamı, Malatya, Maraş, Çorum, Sivas , Gazi, Ümraniye katliamları ve bu katliamlardaki devletin ve devlet partilerinin rolü akıllardadır. MHP ile CHP’nin ittifak halinde belirledikleri Cumhurbaşkanı adayı ve onların platformu, Alevileri, Ermenileri, Kütleri, yani farklı dil, kimlik ve kültürleri yok sayan, eşit haklara, demokrasi ve özgürlüğe karşı bir platform halindedir. AKP karşıtı olmakla beraber, Türk İslam Sentezci, statükocu ve devletçi mantığıyla aynı kulvardadır.

 

02Doksan yıllık Cumhuriyet tarihi, inkar ve asimilasyon, emek ve demokrasi düşmanlığı üzerine bina edilmiş bir tarihtir. Buna karşı tutum alınmadan, eşitlik, özgürlük, barış ve demokrasi için birleşmeden Sivas’ın ve tüm katliamların hesabı sorulamaz.

 

Başta Alevi yurttaşlarımız olmak üzere, yok sayılan, inkar ve asimilasyona tabi tutulan her kimlikten ve inançtan halklarımıza ve işçi sınıfına çağrımız şudur;

 

Yeni Sivas katliamlarının yaşanmaması her şeyden önce tüm ulusların, tüm kimliklerin, halkların ve tüm inançların eşit ve özgür olduğu demokratik bir Türkiye ile mümkün olacaktır. Cumhurbaşkanlığı seçimi bu yolu büyütmek için tüm halklarımıza bir fırsat yaratmaktadır. 301 maden işçisinin katledildiği yeni Soma’ların yaşanmaması, yeni Lice katliamlarını, yeni Gezi katliamlarını engellemenin yolu, Roboski, Reyhanlı, Sivas katliamlarının hesabın sormanın yolu, her renkten tüm düzen partileri karşısında, halkların, işçi ve emekçilerin birliğini sağlamak, demokrasi cephesini büyütmek ve halk iktidarı hedefiyle örgütlenmekten geçiyor.  Türkiye’de ve Bölgede demokrasinin, barışın ve kardeşliğin inşaası işçiler ve ezilen halkların ortak mücadelesi ile gerçekleşecektir.

 

Emek Partisi

Genel Merkezi

Paylaş: