BU HUKUKSUZLUK SALTANATINA ÇOK GÜVENMEYİN!
Türkiye bugün de, güne muhalefet belediyelere yönelik tek adam yönetimi yargısının operasyonuyla uyandı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik “yolsuzluk” soruşturması kapsamında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 4’üncü dalga operasyonunda, aralarında İSTAÇ ve KİPTAŞ yöneticilerinin de olduğu 49 kişi hakkında yakalama ve gözaltı kararı çıkarıldı. İstanbul, İzmir, Trabzon, Antalya, Tunceli ve Kocaeli illerinde eş zamanlı yapılan operasyonda şu ana kadar 45 kişinin gözaltına alındığı belirtildi.
İktidar, 19 Mart’ta düğmesine bastığı İBB’ye yönelik operasyonu, milyonları aşan kitlesellikteki protestolar nedeniyle ‘kayyım’ atama noktasına vardıramayınca, zamana yaydığı dalga dalga operasyonlarla belediyeyi çalışamaz hale getirme yolunu seçti. Yani aslında kayyım uygulamalarını dalgalara bölerek, bir kayyımdan amaçlanan hedefi, kayyım atamadan gerçekleştirmeyi amaçlıyorlar. Henüz hükümlü olmadığı halde ve normal prosedür tutuksuz yargılama olması gerekirken İBB’nin tutuklu başkanı İmamoğlu’nun fotoğraf, video ve seslerini barındıran içeriklerin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin toplu taşıma araçlarında kullanılmasının İstanbul Cumhuriyet Savcılığı kararıyla yasaklanması da, bu hedefi tamamlamaya yönelik bir hamledir.

AHMET ÖZER YALNIZ DEĞİLDİR!
Bugün aynı zamanda, İstanbul’da CHP yönetimindeki belediyelere yönelik olarak operasyonların başlangıç noktası olan Esenyurt’un tutuklu belediye başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’in de ilk duruşma günü.
205 gün sonra Silivri’de hakim karşısına çıkan Özer, Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atamak istendiği için tutuklandığı belirterek ve “Esenyurt Belediye Başkanı olmasaydım, bunlar yaşanmayacaktı” diyerek, davanın siyasi varlık gerekçesini çok yalın bir biçimde ifade etti.
Remzi Kartal ile AKP’li Hüseyin Yayman’ın görüşmesinin ‘akademik faaliyet’, Prof. Dr. Özer’in görüşmesinin ise suç muamelesi gördüğü, taziye üzerinden suç inşa edilmeye çalışıldığı bir yargılama karşısında akıl, mantık, hukuk ve vicdanla mücadele etmeye çalışıyoruz.
Prof. Özer ve avukatları, iddianameyi duruşma salonunda kelimenin gerçek anlamıyla çürüttüler. Ancak doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarıyla başlayan ve yine onun açıklamalarıyla devam eden bu yargılama süreçleri açısından delillendirme zaten ikincil bir mesele olarak görülüyor.
Özer’in yargılandığı dosyada dinlenen ‘gizli tanığın’ 800 ayrı dosyada tanıklık yaptığının Özer’in avukatı tarafından beyan edilmesi de, AKP’nin ‘yeni Türkiye’sinde delil üretmenin nasıl bir çürümeye tekabül ettiğinin çok somut bir örneği olmuştur.
Prof. Dr. Özer’in, bütün iddiaların çürütüldüğü duruşmanın sonunda tutukluluğunun devamına karar verilmesi de, davanın ortaya çıkış gerekçesi gibi siyasidir.
Öten yandan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, kayyım uygulamasının yeniden istisna haline geleceği sözünün beklenti yaratma amaçlı olduğu bu kararla da görülmüş oldu.
Bu ülkeye demokrasi ve adalet de, Türkiye halklarının, işçi ve emekçilerinin mücadelesiyle gelecektir. Prof. Dr. Özer’i yerine kayyım atayarak tutuklayanlar ve bu sabah İBB’ye yönelik yeni bir gözaltı dalgasının düğmesine basanlar, saltanatlarına çok da güvenmesinler. Onlardan büyük halk var!
Seyit Aslan
Emek Partisi Genel Başkanı
