CIPOML 30. Genel Kurulu tamamlandı: Emperyalistler saldırganlaşıyor, uluslararası mücadele güçlendirilmeli
CIPOML, emperyalistler arası çatışmanın derinleşmesinin savaş riskini büyüttüğüne dikkat çekerek, artan militarizasyon ve faşizme karşı küresel bir antiemperyalist mücadelenin güçlendirilmesi çağrısı yaptı.
Uluslararası Marksist Leninist Parti ve Örgütler Konferansı CIPOML, 30. Genel Kurulunu gerçekleştirdi. Sonuç bildirgesinde emperyalistler arası çatışmadaki şiddetlenmenin yerel savaşların çıkmasına neden olduğu ve büyük savaş riskini de artırdığına dikkat çekilerek geniş kapsamlı küresel bir antiemperyalist ve antifaşist hareketin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi çağrısı yapıldı, uluslararası dayanışmanın önemine dikkat çekildi.
Bilgirgede “Emperyalistler arası çatışma, uluslararası sahnedeki başlıca olayların gidişatını belirliyor. Bu çatışmanın giderek şiddetlenmesi halklar için hiçbir şeyin iyiye gitmediğine işaret ediyor; aksine, dünya ekonomisinin yavaşlamasına, işçi sınıfının aşırı sömürülmesine, emperyalist yağmanın artmasına, ezilen uluslara ve bağımlı ülkelere yönelik şiddetin yoğunlaşmasına, daha sık görülebilecek yerel savaşların çıkmasına ve genel boyutlarda bir savaşın gerçek riskine yol açıyor” denilirken, “Azami kâr elde etmek ve gezegenin hakimiyetini paylaşmak için çabalayan kapitalist-emperyalist sistem, emekçi kitlelerin ve halkların yaşam ve çalışma koşullarına doğrudan saldırmakta ve ayrıca çevreye onarılamaz zararlar vermektedir” vurgusu yapıldı.
Amerikan emperyalizmi daha da saldırganlaşıyor
Amerikan emperyalizminin yıllardır süren gerilemesine son vermek, nüfuz alanlarını ve iktidarını destekleyen tekelci grupların çıkarlarını korumak için gösterdiği çaresiz çabayla ekonomik, ticari, siyasi ve askeri alanlarda açıkça ortaya çıkan saldırganlığının acımasızca yoğunlaştığının belirtildiği bildirgede, bunun son zamanlarda Ortadoğu, Afrika, Latin Amerika ve Karayipler’de görüldüğü hatırlatıldı.
CIPOML bildirgesinde, “Çin, şu anda ABD emperyalizminin hegemonyasına meydan okuyabilecek kapasiteye ve iradeye sahip tek emperyalist güçtür. Ancak, küresel egemenlik için yarışan rakipler olarak belirmeleri, her ikisinin de diğer emperyalist güçler ve gelişmiş kapitalist ülkelerle aralarındaki çelişkileri ortadan kaldırmadığı gibi kendi etki alanlarını koruma mücadelelerini de geçersiz kılmaz” vurgusu da yapıldı.
Militarizasyon artarken, faşist güçler ilerliyor
Ekonomik, siyasi ve sosyal alanlara nüfuz eden toplumun giderek artan militarizasyonunun altı çizilirken, “Büyük güçler ve birçok bağımlı ülke hükümeti, bütçelerini, kamu politikalarını ve yönetim uygulamalarını çatışmaya hazırlıklara tabi kılıyor, baskıcı aygıtları güçlendiriyor, protestoları suç haline getiriyor ve daha önce sivil hayata ait olan alanlarda askeri varlığı normalleştiriyor. Bu bağlamda, krizden yararlanarak nefret söylemini teşvik eden, hakları kısıtlayan, işçileri ve halkları bölen ve büyük sermayenin hizmetinde otoriter projeleri destekleyen sağcı ve açıkça faşist güçlerin ilerlemesini gözlemliyoruz” ifadeleri kullanıldı.
İşçi sınıfı ve halk hareketlerinde canlanma
“Ancak bu dünyada etkinlik yalnızca sermaye sahiplerine ait değil” denilen bildirge şöyle devam etti: “İşçi sınıfı ve halk, sınıf mücadelesinin ilerlemesinin açık bir göstergesi olan önemli protesto eylemleri yürütüyor. Filistin halkını hedefleyen siyonist soykırıma karşı, her kıtada milyonlarca ses yükseldi; barbarlığı kınayarak İsrail ve siyonist işgaliyle ilişkilerin sona ermesini talep ettiler.
Benzer şekilde, kemer sıkma politikaları, yabancı güçlere boyun eğme, demokratik hakların ihlali ve gerici saldırının diğer tezahürleri sokaklarda kararlı tepkilerle karşılandı. İşçi sınıfı, gençler, kadınlar ve nüfusun geniş kesimleri harekete geçerek bu saldırıları reddediyor ve yaşam koşullarını iyileştirecek ve farklı bir geleceğe giden yolu açacak derin değişiklikler elde etme kararlılıklarını yeniden teyit ediyorlar.
Kitlelerin mücadelesinin yeniden canlanması dünya çapında açıkça görülüyor, çeşitli ülkelerde gençliğin artan önemi de öyle. Ve kitleler mücadelede haklarını kazanmanın ve sınıf düşmanlarıyla yüzleşmenin yolunu bulduklarında, daha büyük bir kararlılıkla ilerliyor, örgütlenme düzeylerini yükseltiyor ve öfkelerini toplumun gidişatına meydan okuyabilecek bir güce dönüştürüyorlar.”
Gerçek kurtuluş için mücadele
CIPOML bildirgesinde konferans üyesi parti ve örgütlerin proletarya devriminin ve sosyalizmin zaferini örgütleme ve gerçekleştirme amacıyla yürüttüğü çalışmalar için de uygun koşullar oluştuğuna dikkat çekilerek şu ifadeler kullandı: “Geniş kapsamlı küresel bir antiemperyalist ve antifaşist hareketin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi için çalışmak; mücadele, barış ve uluslararası dayanışma bayraklarını yüksekte tutmak ve mevcut sistemin yarattığı şiddete karşı durmak zorunludur. Nihai hedefimiz, işçilerin ve halkların sosyal ve ulusal kurtuluşunu sağlamaktır; bu amaç ancak işçi sınıfının iktidarda olmasıyla gerçekleştirilebilir. Partilerimizin işçilerin devrimci öncüsü olma misyonunu yerine getirebilmeleri için, ideolojik, politik ve örgütsel olarak her açıdan güçlenmeleri ve siyasi ve sosyal mücadelelere aktif olarak katılmaları gerekmektedir.”
