Çocukların takipçisiyiz, çocuklarımızı karanlığınıza teslim etmeyeceğiz!

Çocukların takipçisiyiz, çocuklarımızı karanlığınıza teslim etmeyeceğiz!

Çocukların takipçisiyiz, çocuklarımızı karanlığınıza teslim etmeyeceğiz!

Depremin ilk gününden itibaren çocuklar için kaygıları büyüten bir tablo yaşanıyor.

Türkiye’deki ve dünyanın farklı yerlerindeki korkunç deneyimlerden biliyoruz ki afet zamanlarında, güvenlik sorunlarıyla birlikte çocuklar için kaçırılma ve istismara uğrama riskleri de yükseliyor. Bu durum apaçık biliniyor olmasına rağmen gerekli tedbirler alınmadığı için “kayıp çocuk” vakaları her geçen daha fazla artıyor. Enkazdan kurtarıldığı bilinen ama sonrasında nerede olduğu bilinmeyen pek çok çocuk var. Çocuklarımızın bulunması için etkili, çocuk örgütleriyle iş birliği halinde, güven veren bir sistemin işletilmediğine tanık oluyoruz.

Bununla birlikte depremzede çocukların devletin bilgisi ve takibi dâhilinde yıllardır uzmanlık geliştirmiş çocuk hak örgütlerinin yerine çeşitli cemaatlerin “koruması” altında verildiğini öğreniyoruz. Ensar Vakfına bağlı yurtlarda yaşanan istismar vakalarından, henüz deprem öncesi gündemimize düşen Hiranur Vakfı skandalına kadar yaşadığımız sayısız acı deneyimi düşündüğümüzde bunun nasıl bir “koruma” olduğu ortada! Çocuklar devlet koruması altında, güvende olmalıdır. Tarikat cemaatlerin elinde değil!

Her şeyden önce çocukların can güvenliğini, bakım güvenliğini, en temel ihtiyaçlarını konuşmamız gereken yerde, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın depremde evlat edinilen çocuklarla evlenilebilmesi hakkında yaptığı açıklama doğrudan istismara kapı araladı, çocuklar için duyulan endişeyi katmerlendirdi. Diyanet İşleri Başkanlığı istismarı meşrulaştıran bu açıklaması dolayısıyla hesap vermelidir!

Yine Diyanet’e bağlı il ve ilçe müftülüklerinin deprem bölgelerinde, 4-6 yaş çocukları için “Kuran Kursları” çadırları kurduğuna şahit oluyoruz. Müftülüğe bağlı görevlilerin, alandaki gönüllü uzmanlara “Siz çekilin biz ilgileniyoruz,” diye kendilerini tek yetkili ilan ettikleri haberleri geliyor. Tuvalet başta olmak üzere henüz en temel hijyen ortamının bile sağlanmadığı, çocukların sağlıklı su ve gıdaya ulaşamadığı, örgün eğitime katılması için en ufak bir adımın dahi atılmadığı deprem bölgesinde görüyoruz ki küçücük çocuklar için depremin hemen ardından Kuran Kursu çadırları için kollar sıvanmış.

Okul öncesi Kuran kurslarına yasal olarak yol verildiğinde söylenen bilimsel olarak doğrulanmış gerçekleri bir kez daha hatırlatıyoruz. 4-6 yaş grubu çocuklarda soyut öğrenme gerçekleşemez, soyut kavramlar anlaşılamaz. Dolayısıyla dine dayalı bilgilerin öğretilmesinin çocuk gelişimine uygun olmadığı gibi çocuk haklarına da aykırıdır. Bu yaş grubuna din eğitimi verilmeye çalışıldığında çocuklarda korku ve kaygı başta olmak üzere çok sayıda olumsuz sonuçlar doğurduğu kanıtlanmıştır. Üstelik depremle yaşanan yıkımın ardından travma yaşamış bu çocuklara olağan koşullarda bile sakıncalı olan dini eğitimlerin verilmesi çok daha vahim sonuçlar doğuracaktır.

Tüm bunlara rağmen depremin hemen ardından en acil ihtiyaçmış gibi ortaya atılan kurslarla ne yapılmak istendiğini çok iyi biliyoruz. Çocuk bakım olanakları ortadan kaldırılarak, kamu kreşleri bir bir kapatılarak özellikle yoksul aile çocuklarının dini kurslara, sıbyan mekteplerine gitmeye zorlanması ile bugün afet bölgelerinde pıtrak gibi açılan bu kursların amacı aynıdır. Çocukları bilimin, gelişimin olanaklarından bile isteye mahrum etmek, öğrenme ve gelişme olanaklarını ellerinden almak, anlayamayacakları dini bilgilerle doldurarak küçük yaşta korku-otorite ile hizaya sokmak, sormalarını, sorgulamalarını, öğrenmelerini, hesap sormalarını engellemek, kader söylemiyle biat etmelerini sağlamak. Depremde bir bir ortaya çıkan sorumluluklarının üstünü “kader planı” diye örtmek, “yüzyılın felaketi” diye hesabı kapatmak istiyorlar.

Oysa bugünkü en acil gündemimiz ve görevimiz çocukların zorunlu temel ihtiyaçlarının karşılanmasıdır! Bununla birlikte yaşanan travmanın gelişimlerinde kalıcı hasarlar bırakmasını engellemektir. Bunun için yaşıtlarıyla beraber ve güvende olacakları, psikolojik destek alacakları, oyun oynayacakları kreşlere, bakımevlerine ve oyun çadırlarına ihtiyaç var.

Biz bu konuda tüm olanaklarımızla deprem bölgesindeki çocuklar için gönüllü uzmanlar eşliğinde oyun alanları, sanat aktiviteleri, psikososyal destek alabilecekleri güvenli alanlar oluşturmak üzere seferberiz.

Ancak devletin sorumlulukları gereği, çocukların en temel ihtiyaçlarını acilen karşılamak için uzmanlarla, çocuk hak örgütleriyle, sağlık, sosyal hizmetler, eğitim alanındaki emek ve meslek örgütleriyle ortak çalışmalarla çocuklar için verilecek hizmetleri derhal planlaması ve hayata geçirmesi gerekiyor. Takipçisiyiz!

İktidara bir kez daha sesleniyoruz: Çocuklarımızın hayatlarıyla oynamaktan vazgeçin!

Evlatlarını kaybedenlerin acısını, günlerdir çocuklarının akıbetini öğrenmeye çalışan insanların çaresizliğini, çocuklara sağlamadığınız her türlü hizmeti, çocuklarımızdan çaldığınız geleceği kader diye örtemeyeceksiniz.

Çocuklarımızın ve haklarının takipçisiyiz!

Çocuklarımızı karanlığınıza teslim etmeyeceğiz!

SELMA GÜRKAN

Genel Başkan Yardımcısı

Paylaş: