Ülkenin ağırlaşan siyasal koşulları 37. yılında 12 Eylül diktatörlüğünün uygulamalarını aratmıyor.
37 yıldır uygulamalarını nefretle andığımız 12 Eylül askeri diktatörlüğü tarihe işkenceleriyle, idamlarla, cezaevleriyle, hukuksuzluklarla, 1402’lik olarak adlandırılan işten atmalarıyla, sendikal, siyasal tüm örgütlenmelere saldırılarıyla büyük bir yıkım olarak geçmiştir. Kuşkusuz, 12 Eylül’ün salt siyasal baskılarla ve özgürlüklerin yok edilmesiyle sınırlı bir işlevi yoktu. 24 Ocak kararları olarak tarihe geçen, emperyalist-kapitalist sistemin ihtiyacına göre ülkede siyasetten ekonomiye, toplumsal hayattan devlet yönetimine kadar rejimi yeniden düzenleyecek sermaye programının uygulanması gibi bir amacı da vardı. İşçi sınıfı ve emekçilerin örgütsüzleştirilmesi, çalışma hayatının kuralsızlaştırılması, taşeronlaşma, özelleştirmeler ve sınırsız yağma ve dizginsiz sömürü düzenini hedeflemişti.
12 Eylül politikalarının yarattığı koşullardan beslenen AKP iktidarı, 15. yılında 15 Temmuz darbe girişimini fırsata çevirerek, kendisine iktidar olanağı yaratan politikaların adeta hakkını vermektedir.
Mecliste grubu bulunan HDP’nin eş başkanları dahil milletvekili ve her düzeyde üye ve yöneticilerinin tutuklanması, 200’e yakın gazetecinin gazetecilik faaliyetlerinden dolayı tutukluluğu, iktidarı eleştiren muhalefet üzerindeki dizginsiz baskılar, yüz binlerce ihraç, hukuksuzluklar, grevlerin yasaklanması AKP devleti uygulamalarından sadece bir kesit. 12 Eylül’ün devamı olarak AKP iktidarı da siyasal rejimi darbeye dayalı, faşizm temelinde yeniden düzenlemeyi amaçlıyor. Bu amacını gerçekleştirmek üzere dış politika dahil her alanda gerici politikalarını hakim kılmak istiyor. Yargı, yasama, yürütme, askeri ve sivil bürokrasi devlet yönetiminin bütün yetkileri tek adama bağlanarak otoriter bir devlet yapılandırılıyor.
KHK’ler ve OHAL altında yönetilen ülkede darbe koşullarının yaşanmadığını, iktidardan beslenenler ve yandaşlar hariç hiç kimse iddia edememektedir. AKP iktidarı 12 Eylül’ün yarım kalanını tamamlamayı hedeflemektedir.
Ancak unutulmamalıdır ki; işçi sınıfının örgütlü gücü, gençliğin dinamizmi, kadınların eşitlik mücadelesinin ivmesi ve toplumsal muhalefetin yükselmesiyle 12 Eylül karanlığı dağıtılmış, siyasal gericilik geriletilmiştir.
Erdoğan AKP’sinin baskıları, sömürücü politikaları, yağma düzenini, kutuplaştırıcı politikasını geriletecek olan da demokrasi, özgürlük, barış, adalet isteyenlerin, emeğin haklarının yok edilmesine geçit vermek istemeyenlerin ortak mücadelesidir.
Bugün de 12 Eylül darbecilerinin devamı, tamamlayıcısı olan bu despotik rejime, darbelere, darbelerden beslenenlere karşı halkımızı demokrasi, barış, özgürlükler ve adalet için mücadeleye çağırıyoruz.
Selma GÜRKAN
Genel Başkan
