Darbeci AKP iktidarına karşı birlikte mücadeleye…
#28Şubat 1997 tarihli Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararlarında ifadesini bulan ‘post modern darbenin’ üzerinden 29 yıl geçti. Kendisini ‘irtica tehdidi ile mücadele’ gerekçesine dayandıran askeri müdahale, başbakanlığını Necmettin Erbakan’ın yaptığı, Refah Partisi ve Doğru Yol Partisi koalisyonuna dayanan Refahyol iktidarına son vermişti.
Yakın tarihimizin en son darbesi olan 28 Şubat, Erbakan’ın iktidarına son verirken, öğrencisi olan Recep Tayyip Erdoğan’ın ise önünü açmıştır. Kuruluş sürecinde ‘yenilikçiler’ diye sunulan AKP’nin kurucuları, Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne (AB) sokmayı öncelikli hedef olarak ilan ederek, emperyalist güçlerin desteğini sağlamayı amaçlarken içinden doğdukları Milli Görüş geleneğine mesafeli durmaya ise özen göstermişlerdi.
12 Eylül 1980 askeri faşist cuntası, örgütlü devrimci mücadelenin, sol ve sosyalist güçlerin tasfiyesi, sendikaların kapatılması ve işçi hareketinin dağıtılması için idam ve işkence dahil her türlü baskı uygulamalarına başvururken, toplumsal uyanışı engellemek için İslam’ın kullanılmasını benimsemişti. Cunta lideri Kenan Evren, meydanlarda ayetler okurken ‘ılımlı İslam’ın önünü açmış ve hem İslamcı hem de milliyetçi hareketlerin gelişmesine zemin hazırlamıştır.
Amerikancı bir askeri darbe olan 12 Eylül, ABD’nin ‘kızıl tehdide’ karşı siyasal İslam’ın öne çıkarılması politikasıyla da uyumlu hareket etmiştir. ABD’nin 1970’li yıllarda Carter döneminde yürürlüğe koyduğu Sovyetler Birliği’ni ‘yeşil kuşak’ ile çevreleme politikası bağlamında İslam’ın kullanılmasını, daha sonra teorisyenliğini Graham Fuller’in yaptığı ‘Ilımlı İslam’ ile toplumsal uyanışı engelleme yöntemi izlemiştir. Geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren CIA’nın eski Orta Doğu şefi ve Türkiye’de 1980 sonrası CIA İstasyon Şefi olarak görev yapan Fuller’in ektiği tohumlar son 25 yıldır AKP ve benzeri güçler olarak karşımızdadır.
Halk desteğini kaybettikçe, faşist darbe uygulamalarıyla muhalefeti baskı altına alarak iktidarını korumaya çalışan Erdoğan liderliğindeki AKP iktidarı, toplumu din üzerinden kutuplaştırma yöntemlerinde de ısrar ediyor. “Okul bahçelerinde Allah diyen çocuklar gerçek Türkiye fotoğrafıdır” diyen Erdoğan’ın Türkiye’sinde, çocuklara bir öğün parasız yemeğin çok görüldüğünü de biz hatırlatalım.
28 Şubat’ın sağladığı koşulları, önce iktidar olmak için kullanan Erdoğan, bugün de muhalefeti itibarsızlaştırmak için kullanılıyor.
ABD işbirlikçisi sermaye iktidarlarının hem askeri darbeleri, hem İslamcı politikaları hem de çarpık bir laiklik anlayışını halka karşı onlarca yıldır kullandığı Türkiye’de, gerçek anlamda laik, demokratik ve bağımsız bir ülke ancak işçi sınıfı ve emekçilerin mücadelesiyle kazanılabilir. İşçilerin kendisi için sınıf haline gelerek örgütlendiği bir Türkiye’yi kurmak için mücadeleye…
Seyit Aslan
Genel Başkan
