Değişimin anahtarı birleşik bir mücadele
Depremin birinci yıl dönümünde Hatay’da yapılan anma etkinliklerine ve eylemlere katılacak olan Emek Patisi Genel Başkanı Seyit Aslan öncesinde Mersin’deydi. Pazar sabahı Emek Partisi il binasında metal, gıda, petrokimya, belediye gibi çeşitli iş kollarından işçilerin katılımıyla yapılan toplantıda yürütülen tartışmalarda, ülkedeki ekonomik ve siyasi gelişmeler ve işçilerin yerel seçimleri nasıl ele aldıkları, kendi siyasetlerini nasıl yapacağı konuları öne çıktı.
28 yıl kamuda çalışıp emekli olan bir işçi, özel sektörde 400 kişinin çalıştığı bir iş yerinde 6 yıldır aşçılık yaptığını anlatıyor: “Eskiden bir sorun karşısında tepki gösteriyorduk, çözüm üretmek zorunda kalıyorlardı. Şimdi ise konuşmaya korkuyoruz. Bir değişim olmalı, nasıl bir döneme düştük bilemiyorum.”
İşçilerin en önemli sorununun geçim olduğunu ancak bu geçim meselesi ile seçim arasında ilişkinin yeterince kurulamadığını belirtiyor. Son genel seçimden sonra işçiler arasında bir umutsuzluk hali olduğuna dair gözlemini de paylaşıyor. Hayat pahalılığına, zamlara, özgürlüklerin kısıtlanmasına karşı toplu tepki verme imkanlarının zayıfladığını, toplu tepki verecek oluşumların azaldığını anlatıyor.
“İŞSİZLİKTEN DOLAYI YURT DIŞINA ÇIKIYORUZ”
Genç bir işçi ise geçim derdinden dolayı yurt dışında çalıştığını, tekrar yurt dışına çıkacağını, birçok gencin de işsizlikten dolayı çıkmak zorunda kaldığını söylüyor.
Gıda sektöründe çalışan bir işçi ise emekli olan 10 işçiden 9’unun emekli maaşları düşük olduğu için çalışmaya devam ettiğini söylüyor. İşçiler arasında huzursuzluğun büyük olduğunu ama seçenek bulamadıklarını aktarıyor.
Özel sektörde çalışan bir işçi ise sendikasızlığın, örgütsüzlüğün olduğunu, işçilerin de bireysel çözümlerle günü kurtarmaya çalıştığını söylüyor.
Daha önce metal iş kolunda çalışan bir işçi de her seçim öncesi “Muhalefet bu sefer alacak” denildiğini ancak yine de AKP’nin kazandığını hatırlatarak, “Bu durum ‘Bir şey değişmeyecek’ algısını yaratıyor” diyor.
Bir kafede bekçilik yapan işçi de AKP karşısında kazanacak bir sistem partisinin işçiler açısından gerçek bir değişimi sağlayamayacağını ifade ediyor. Bir başka işçi ise bu fikre “Az da olsa baskı ortadan kalkar” şeklinde yanıt veriyor.
“UZAYI UMURSAYAN YOK, İŞÇİ EKMEĞİNİN DERDİNDE”
Petrokimya iş kolundan bir işçi, “Uzaya turistlik gidiş oldu ama işçi pek de umursamıyor. AKP’li işçiler de önemsemiyor. Çünkü işçi ekmeğinin derdine düşmüş durumda. Geleceği patronun iki dudağı arasında” diyor. AKP-MHP ortaklığının işçilere bir şey kazandırmadığını söyleyen işçi, asgari ücret zammının da beklentileri karşılamadığını ve işçilerin alım gücünün her geçen gün düştüğünü ifade ediyor. Devletin beka söyleminin de işçiler arasında eskisi gibi karşılık bulmadığını gözlemlediğini anlatıyor.
Sosyalistlerin birleşmesi gerektiği ifade edilen söylemler içerisinde “EMEP, TİP, TKP, Sol Parti, bunlar neden ayrı, neden birleşmiyor” diye düşünen işçiler de var. Bir işçi ise esasen işçilerin birleşmesi gerektiğini söylüyor.
KENDİ SEÇENEĞİMİZİ YARATMALIYIZ
İşçilerden sonra söz alan Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, yerel seçimlerin sermaye partileri açısından ‘Yyerel rantın paylaşılması’ anlamını taşıdığını söylüyor. İşçilerin sınıf siyaseti etrafında bir araya gelmeden gerçek bir değişimin gelmeyeceğini dile getiren Aslan, “Bugün işçiler örgütsüz. Yapılması gereken, bulunduğumuz her yerde kendi örgütlerimizde birleşmek. İşçi öncelikle sendikalaşmalı, sendikaları mücadele merkezleri olarak yeniden kurmalıdır. Bu da yetmez. Sermaye partilerinden bağımsız, kendi sınıf çıkarı için, sınıf iktidarı için hareket etmelidir” diyor.
Bu seçimde AKP’nin geriletilmesinin önemli olduğunu ifade eden Aslan şöyle devam ediyor: “Ama CHP veya başka bir düzen partisi kazandığında da her şey güllük gülistanlık olmayacak. İşçi sınıfının kazanmadığı her durumda yine fatura en örgütsüz olan işçi sınıfına yüklenmek istenecek. Buna karşı işçi ve emekçilerin kendi talepleriyle birleşik bir mücadele yürütmesi değişimin anahtarı olacaktır.”
Öte yandan emek, demokrasi ve özgürlükler mücadelesinin seçimle, sandıkla sınırlanmayacak kadar büyük olduğunu vurgulayan Aslan, “Tek adam yönetimine son vermek, demokratik normları yükseltmek ancak işçi sınıfının örgütlenmesi ile olur. Bunun tek yolu emeğin birliği, işçi mücadelesidir. Onun için aşağıdan emek hareketini öreceğiz. İşçi sınıfının, halkların tarihinde bunun birçok örneği var. Umutsuz değiliz, işçi sınıfı kendi seçeneğini yaratması için güçlerimizi seferber edeceğiz” diye konuştu.
