Denizler Mersin’de anıldı
‘Kanlı savaş örgütü NATO’yu bütün halka anlatmalıyız’
68 Devrimci Gençlik Hareketi önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan Mersin 68’liler Derneği tarafından 68’liler Ormanında düzenlenen etkinlikle anıldı. Mersin 68’liler Derneği Başkanı Hasan Kapıkıran’ın açılış konuşmasını yaptığı etkinlikte Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’i temsilen Belediye Meclis Üyesi Hamit Mert Avci, Toros Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız ve Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel de söz aldı.
‘Eşitlik ve özgürlük mücadelesiz kazanılmaz’
Üç Fidan Anıtı önünde konuşan Dernek Başkanı Kapıkıran, 6 Mayıs 1972’de sadece Denizlerin idam edilmediğini ifade ederek “O gün darağacına çekilmek istenen; bağımsızlık düşü, eşitlik inancı ve halkın kurtuluş umuduydu” dedi. Denizlerin kararlı şekilde mücadele ettiği sömürü düzeni, baskı rejimi ve emperyal bağımlılık ilişkilerinin bugün de sürdüğüne dikkat çeken Kapıkıran, “Emekçiler yoksullaştırılıyor, gençler geleceksiz bırakılıyor, halkın iradesi yok sayılıyor. İşte tam da bu yüzden Denizleri anmak, yalnızca geçmişi hatırlamak değildir; bugünün adaletsizliklerine karşı saf tutmaktır. Bugün onların mirası bize şunu söylüyor: Özgürlük, bedelsiz kazanılmaz. Bağımsızlık, teslimiyetle gelmez. Eşitlik, mücadele edilmeden kurulmaz” diyerek mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.
‘Hâlâ hatırlanmalarının sebebi mücadele kararlılıklarıydı’
Etkinlikte konuşan EMEP Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel de Denizlerin her 6 Mayıs’ta Türkiye’nin dört bir yanında ve hatta yurt dışında da anıldıklarını hatırlatarak “Onları bu mertebeye eriştiren genç yaşlarındaki gözü pek halka sevdalılıkları, Amerikan emperyalizmine, NATO’ya duydukları güçlü öfke ve mücadele kararlılığıydı” dedi.
Üniversitelerden yola çıkan dönemin devrimci gençlerinin ücretsiz ve bilimsel eğitim talebiyle özelleştirmelere karşı mücadele ettiklerini; emperyalist saldırılara karşı direndiklerini ve Vietnam, Küba halklarıyla dayanışma gösterdiklerini, Filistin’de Siyonizme karşı savaştıklarını hatırlatan Tüzel, o dönemde emperyalizm işbirlikçiliği yapan Demirel, Menderes, Özal gibi isimlerin yerini bugün Erdoğan’ın aldığını vurguladı. Saray düzeninin iç politikada sıkıştıkça emperyalizm karşıtı çıkışlar yaptığını ancak esasen Erdoğan’ın emperyalist güçlerin bölgedeki planların yürütücülerinden biri olduğunu dile getiren Tüzel, “Siyonist saldırılarda ölen Filistinlilerin sayısı 70 bini geçti. Bütün bunları unuturcasına ‘Trump Barışı’ icat edip; 1 milyar karşılığında Barış Komitesi’nde Erdoğan’a görev vermiş durumdalar. Halklarımızın birikimlerinden el konulan o 1 milyar, emperyalistlerin soykırımına sunulmuş bir armağan olarak kullanılmak isteniyor” dedi.
‘Dünyayı işgale soyunan emperyalistleri Türkiye’de istemiyoruz’
Emperyalistlerin savaş örgütü NATO’nun 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da toplanacağını hatırlatan Tüzel, “Dünyayı işgale soyunmuş, halkları birbirine karşı kışkırtan, soykırım yürüten bu emperyalistleri ülkemizde ağırlayacaklar. Biz bunu istemiyoruz. Bugün Denizlerin vasiyetini takip edeceksek tam da görevimiz budur. Emperyalist işgalcileri, onun silahlı güçlerini ülkemizden ve bölgemizden göndermektir. Tam 32 noktadaki yabancı askeri üsler kapatılmalıdır” dedi.
NATO’nun kuruluş yıl dönümü 4 Nisan’da 81 ismin Ankara’da toplanacak zirveye karşı, NATO’dan çıkılması, üslerin kapatılması için bir imza kampanyası başlatarak halka çağrıda bulunduğunu hatırlatan Tüzel, “Bu imza kampanyasını 7-8 Temmuz’a kadar yüksek sesle her yere taşımalıyız. Gençlerimize, üniversitelere, fabrikalara, atölyelere taşıyarak tüm emekçilere anlatmalıyız” çağrısında bulundu.
‘Saray düzeni sıkıştıkça haklarımıza çöküyor’
Emperyalizmle gerçek anlamda hesaplaşmak için ülkemizdeki işbirlikçi iktidarla, tekelci faşizm heveslileriyle; yargısıyla, yürütmesiyle, yasamasıyla; tekellerin hizmetindeki siyasi soyguncularla, yağmacılarla hesaplaşmak gerektiğini de ifade eden Tüzel, “Bu saray rejiminden kurtulmadıkça ne ekmeğimizi büyütebiliriz ne insanca yaşayabiliriz ne ana dilimizi ne barış hakkımızı, seçme-seçilme hakkımızı kullanabiliriz. Bu tek adam yönetimi sıkıştıkça, ekonomik olarak çöktükçe bizim özgürlüklerimize, bizim haklarımıza çöküyor. Bunun adı otoriterizm, despotizm değil; bunun adı açık şekilde faşizm inşasıdır” diyerek emperyalizme ve faşizmin inşasına karşı mücadeleyi birleştirme ve büyütme çağrısı yaptı.
