Dönemin hükümetlerinin ve devletin doğrudan sorumlu olduğu iki büyük katliam: Sivas-Madımak ve Ankara-Gar katliamları.
Sivas Katliamı yaşandığında Başbakan Yardımcısı olan Erdal İnönü, bir MİT yetkilisine “Neden geç kalındı?” diye soruyor ve yanıtını şöyle aktarıyor: “Bana, ‘Bazen bazı hareketlerin gazını almak için olayların gelişmesi kendi haline bırakılır.’ şeklinde bir cevap vermişti.”
Bu katliamdan 22 yıl sonra yaşanan 10 Ekim Katliamı’na ilişkin dönemin Başbakanı Davutoğlu ise şöyle diyordu: “Türkiye’de bulunan canlı bombaların isim listesi elimizde, ancak eylem yapılmadıkça tutuklayamıyoruz.”
Sömürü ve baskı düzeninin halka gözdağı verme ve yönetme biçimi açısından değişmeyen özünü gösteren iki çarpıcı itiraf.
Katliamları ve bütün sorumlularını bir kez daha lanetliyoruz. Sivas Katliamı’nda yitirdiğimiz devrimci-demokrat ve sosyalist aydın ve sanatçılarımızı sevgi ve hasretle anıyoruz.
*Gerçek bir laiklik ve inanç özgürlüğü için mücadeleyi büyütmeye her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.
*Din devletten ayrılmalıdır. Dini inançlar kişiye özel bir alan olmalıdır.
*Eğitim alanı dahil tüm dinsel kurumların devlet tarafından finansmanına son verilmelidir.
#2Temmuz1993
#unutMADIMAKlımda
İskender Bayhan
EMEP İstanbul Mşlletvekili
