Dünya, Vatanında Yaşayabilenler Kadar Göçmenlerindir!

Dünya, Vatanında Yaşayabilenler Kadar Göçmenlerindir!

Göçmenler, mülteciler için cefa, ölüm bitmiyor. 18 Aralık Uluslararası Göçmenler Gününe doğru acı bir haber aldık. Şanlıurfa’da göçmen emekçileri taşıyan minibüsün sulama kanalına düşmesi sonucu 9 insan can verdi. Öncelikle bu büyük acıyı paylaşıyor, ailelere başsağlığı diliyorum. Bu konuda Urfa İl Örgütümüz bir basın açıklaması yaptı. Bizler de buradan, bu acı vesile nedeniyle; yerli-göçmen demeden, ekmek ve adalet mücadelesinde birleşelim diyoruz.

18 Aralık tarihi, her yıl Uluslararası Göçmenler Günü olarak çeşitli etkinliklerle ele alınıyor. Bu yıl Katar’da düzenlenen Dünya Futbol Turnuvası’nın final maçı da aynı güne denk geldi. Peki, neden böyle bir tercih yapıldı? Mülteciler için mi, elbette hayır. Katar milli günü olduğu için. Katar halkının ulusal değerlerine elbette saygılıyız. Sorun şudur ki, 10 yıl boyunca yapımı süren stadyum ve organizasyon inşaatlarında binlerce göçmen işçi can verdi. Fakat onlar için bırakalım bir anıt açılışını, bir saygı duruşu bile yapılmadı. Dolayısıyla 18 Aralık Pazar günü, kupa heyecanı kadar, Katar’da hayatını kaybeden göçmen işçilerin hatırlanması gereken, hesabının sorulması gereken bir Uluslararası Göçmenler Günü olarak kayıtlara geçmelidir.

Körfez Arap ülkelerinde uygulanan “kafala” sistemi milyonlarca işçiyi adeta köleleştirdi. “İşveren kefilliğini” şart koşan bu çalışma sistemi göçmen emekçilerin ekonomik, sendikal, sosyal ve hukuksal haklarını yok sayıyor. Hindistan, Pakistan, Nepal, Filipinler ve Kenya gibi yoksul ülkelerden toplanan milyonlarca göçmen işçi Katar’da 10 yıl boyunca ter döktü. Kimi kaynaklar en az 6500 göçmen işçinin can verdiğini açıklıyor. Buna karşın işçilerin davaları sümen altı ediliyor, ailelerine tazminat dahi verilmiyor. Çok uluslu şirketler işçi kanı üzerinden karları katlıyor. Bugün yeryüzü üzerinde sayıları 300 milyonu aşan göçmenlerin ezici çoğunluğu işçidir. Katar örneği, uluslararası alanda göçmen işçilerin neler yaşadığının tipik bir resmidir. Dolayısıyla göçmen işçilerin haklarını es geçen 18 Aralık etkinlikleri bize göre sahtedir.

Buradan hep birlikte, hayatını kaybeden göçmen işçilerin resimlerini kaldırarak, sesleniyoruz:

1-Katar 2022 hazırlık ve inşa sürecine, iş kazaları ve iş cinayetlerine ilişkin etkin bir soruşturma başlamalıdır. Tüm bilgiler, ölüm ve yaralanmalar şeffaf biçimde açıklanmalıdır.

2- İşçi ailelerine, eş ve çocuklarına ulaşılmalı ve bu aileler, tüm haklarıyla birlikte, dava sürecine dahil edilmelidir.

3-Stadyum, havayolu, ulaşım vb inşaatlarda işçi canını yok sayan şirketlere ağır ve caydırıcı cezai yaptırımlar getirilmelidir. 

4-Katar’da ölen göçmen işçiler uluslararası işçi sınıfının bir parçasıdır, sınıf kardeşlerimizdir. Uluslararası sendikalar bu sürecin müdahili olmalı ve toplu işçi kırımına karşı iş bırakma dahil çeşitli eylemleri gündemine almalıdır.

Değerli Halkımız, Sevgili Göçmenler,

Pandemi, ekonomik kriz ve emperyalist dalaş/savaşlar yeni göçlere neden oluyor. Bu düzen değişmedikçe göçler durmayacaktır. Buna mukabil göçlere neden olan kapitalist egemen devletler “sınır güvenliği” altında uluslararası sığınma ve iltica haklarını rafa kaldırıyor. Açıkça söylüyoruz; dünya, vatanında yaşayabilenler kadar yerinden yurdundan edilen göçmenlerin ve mültecilerindir! Önyargılara, her türden dışsallaşmaya ve ırkçılığa karşıyız. Yerlisi göçmeniyle emekçi halklar el ele vermeli, sömürü ve savaşa karşı birleşmelidir.

Önceleri göçmenler için bir transit ülke olan Türkiye, AKP Hükümeti ve emperyalistlerin pragmatik göç politikaları nedeniyle adeta “baraj ülke” haline geldi. Bu politika hem göçmenleri hem de yerli halkı mağdur etti. Suriye savaşı ve göçünün 12’nci yılında sorun daha da ağırlaşıyor. Düzen partileri ise köklü insani çözüm yerine, yabancı düşmanlığına kapı açıyorlar. Bunu asla kabul etmiyoruz.

Acil olarak atılması gereken adımlar konusunda ise şu çağrıyı yapıyoruz:

1-Suriye’de kalıcı barış ortamı sağlanmalı, demokratik anayasa için koşullar oluşturulmalı, baskı ve despotizm son bulmalı, tüm dış güçler çekilmelidir. Sığınmacılar ve mülteciler için güvenli geri dönüş yolu açılmalıdır. Sosyal, psikolojik ve ekonomik altyapı sağlanmalıdır.

2-Türkiye’de doğan mülteci çocuklar başta olmak üzere, kalacaklar için; bir arada yaşam ve karşılıklı entegrasyon ve gelecekte eşit yurttaşlık için alt yapı oluşturulmalıdır. Parayla, mülk edinmeyle zenginlere vatandaşlık satışına son verilmelidir. Savaş ve insanlık suçlarına bulaşmış kişiler sivil masum göçmen nüfustan ayıklanmalıdır.

3-Göçmenlerin kayıt dışı çalışması son bulmalı, sigortalı çalışmada işveren rızası şartı kaldırılmalıdır. Yerli ve göçmen emekçiler güvenceli çalışma için ortak sendikalarda örgütlenmelidir.

4- AB ile imzalanan Geri Kabul anlaşması derhal iptal edilmelidir. Mülteciler Türkiye dışında üçüncü ülkeye geçebilmelidir.

5- Suriyeliler ve mültecilerin yanı sıra çeşitli ülkelerden gelen göçmen işçilerin korsan değil güvenceli işlerde çalışabilmesi sağlanmalıdır. Göçmenlerin kanını emen şebekelere, insan tacirlerine ve onlarla iş birliği yapan sermaye çevrelerine ağır yaptırımlar uygulanmalıdır.

Son çağrımız İran’a dairdir.

İran’da otokratik rejimin baskı ve katliamları devam ediyor. Elbette bu durum yeni göçleri tetikleyecek. Masha Amini ve öldürülen diğer insanlar şahsında halkın özgürlük çığlığını selamlıyoruz. Ve bir insanlık suçu olan idamların derhal durdurulması ve yasaklanması çağrısını yapıyoruz.

Sözlerimi bitirirken, Türkiye’de bulunan, çocuk yaşlı tüm göçmen ve mülteci emekçileri selamlıyorum.

Dünyanın bütün işçileri, ezilen hakları ve göçmenler birleşin!

Genel Başkan

Ercüment AKDENİZ

Paylaş: