Ekim Devriminin ışığı ve birikimi Türkiye işçi sınıfının yolunu aydınlatıyor!
1917’de köhnemiş ve asalak Çar imparatorluğunu devirerek ilk sosyalist iktidarı Rusya’da gerçekleştiren işçi sınıfının tarihsel zaferinin üzerinden 108 yıl geçti. İçerden ve dışarıdan kuşatmalara rağmen sınıfsız ve sömürüsüz bir dünyayı kurmak için var gücüyle çaba harcayan proletaryanın iktidarı, Lenin’in deyimiyle kapitalist ülkelerdeki en ileri demokrasilerden bin kat daha ileri bir demokratik sistemi gerçekleştirmişti. Adil bir paylaşım sisteminin yanı sıra, üretim denetiminin işçilere bırakıldığı, gençlerin, kadınların, meslek örgütlerinin, sanatçı birliklerinin, sendikaların içinde örgütlü halkın siyasi karar alma süreçlerinin etkin öznesi haline geldiği, Anayasa’nın en ücra köylerde tartışılarak olgunlaştırıldığı; emekçilerin gündelik yaşam ve iş koşullarının giderek iyileştirildiği sosyalizm dünya işçi sınıfının da yüzünü döndüğü bir coğrafya gerçekliğiydi.
Sosyalizmin varlığı kendi ülkelerinde demokrasi ve özgürlük mücadelesi veren işçilerin ve ezilen kesimlerin güvencesi, sermaye imparatorluğunun da korkusuydu. Faşizmi silip süpüren Stalingrad zaferinin şanı da sosyalizm güçlerine aittir. Savaş sonrasında kurulan halk demokrasilerinin, Çin ve Küba devriminin de ilham kaynağıdır.
İç ve dış kuşatmalara yenik düşen sosyalizm artık coğrafi bir realite olmamasına rağmen sınıf mücadelesinin nesnel hedefi olmaktan çıkmamıştır. Kapitalizm her gün kendi mezar kazıyıcılarını ürettikçe de çıkmayacaktır. Ve sosyalizm geçmişe ait bir güzel anı değil insanca bir hayat, savaşsız ve sömürüsüz bir dünya için yol gösteren deniz feneri olmaya devam etmektedir. Dünyada aynı hayalet işçi mücadelelerinde, baskı ve zulme karşı başkaldırılarda ve gençlik ve kadın mücadelelerinde dolaşmaya devam ediyor.
Korkulacak bir şeyleri kalmadığını, işçi sınıfını ve emekçileri dize getirdiğini sanan kapitalist emperyalist sistemin dünyayı yeniden paylaşmak için birbirleriyle girdikleri rekabet savaşları, dünya emekçilerine uyguladıkları soykırım ve zorbalıklara son verecek olan da her şeye rağmen yaşayan ve yaşatılan sosyalizm davasıdır.
Bir daha asla yenilmemek için daha sağlam, daha deneyimli, daha güçlü olarak gelmekte olandır sosyalizm. Partimizin yolu Türkiye işçi sınıfının mücadelesiyle kurulacak sosyalizme doğrudur, öyle olacaktır.
Çünkü sosyalizm geleceğimizdir.
Emek Partisi Genel Merkezi
