Ekmeğin de seçimin de garantisi birleşik mücadelede

Ekmeğin de seçimin de garantisi birleşik mücadelede

Ankara hareketli günler yaşıyor. İktidar temsilcileri yurt dışı ziyaretlerini yoğunlaştırırken, muhalefet temsilcileri birbirlerinin kapısını çalıp neler yapabileceklerini tartışıyor. Erdoğan iktidarı, ortağı MHP ile beraber seçim yasasında değişiklik ve anayasa tartışmaları başlatırken Millet İttifakı güçlendirilmiş parlementer sistem için yol haritası oluşturdu. Hatta Millet İttifakının kabinesi dahi kısmen şekillenmiş durumda. Hem iktidar hem muhalefetteki mevcut tabloyu Emek Partisi Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ile konuştuk. Akdeniz, iktidarın seçim yasası ve anayasa gibi çalışmalarını ekonomik ve siyasal krizi aşma çabası olarak görüyor ve iktidarı büyük bir açmazda olarak yorumluyor. Güçlendirilmiş parlamenter sistem arayışları için “sistemin restorasyonu” değerlendirmesi yapan Akdeniz, CHP’ye sağ partilere yaptığı ittifak konusunda eleştiriler sunuyor. Sağ blok ile yapılan ittifakın, bir halk seçeneği olmadığını ifade eden Akdeniz HDP’ye de deklarasyonunun açık olmadığı eleştirisini sunuyor ve ekliyor: Demokrasi güçleri, emek güçleri, asgari bir program içinde buluşabilir.

Son dönem hem muhalefet hem iktidar temsilcilerinin yoğun programlarını görüyoruz. Millet İttifakı başbakan adayını dahi belirledi. Seçim barajı düşürülüyor. Türkiye seçim sathına mı girdi?

AKP- MHP blokunun çok yönlü bir kriz ve bunu aşmaya dönük çabalar içinde olduğunu görüyoruz. Dış politikadaki şoven milliyetçi rüzgarların eskisi kadar halk üzerinde etkisi yok. AKP Neoosmanlıcı dış politikada tıkanmış durumda. İçeride ise ekonomik göstergeler açmaza işaret ediyor.

Yeni anayasa, seçim barajını düşürmeye dönük hamleler… Bu ve benzeri hamleler tek adam yönetiminin faşist rejimi inşasının yanında “revizyon” çabalarını da gösteriyor. Demir yumruğu makyajlamaya dönük söylemler bunlar.  Revizyon söylemleri baskı iklimi ile birlikte seçimlere kadar sürecek. Burjuva muhalefette de restorasyon çabaları var. İki blokun da karakterinde ortak kesen küme ise “Seçimleri bekleyin” anlayışı.  

İktidar neden böyle bir revizyon arayışına girdi?

İktidar inandırıcılıktan uzaklaştı. Halka bir hayal satması lazım! Bir hikayesi vardı eskiden iktidarın. İşçi ve emekçileri maniple edebiliyordu. “Ekonomide uçuşa geçiyoruz” demenin karşılığı  artık elektriğe kanatlı faturalar! Yani iktidarın inandırıcı bir hikayesi kalmadı. Yeni anayasa söylemi, seçim barajının düşürülmesi gibi adımlar bu yüzden. Elbette seçim sistemi üzerinde oyun çabaları da var. MHP’yi barajın altından kurtarmak ve iktidar blokunu devam ettirmek de bir hesap. Reklam

Erdoğan Anayasa’ya ilişkin sorulara cevap verirken Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden vazgeçmeyeceklerini yineliyor. Madem bu kadar krizde, bu sistemden  neden vazgeçmiyor?

İktidarın etrafında kümelenmiş bir sermaye bloku var. Bunlar açısından sistem değişikliği belirli pazar alanlarının kaybedilmesi demek.  Başkanlık sistemi patronlar lehine hızlı kararlar aldığı için de vazgeçilesi değil. Ama bütün krizler “tek adam yönetimi” ile başlamadı. Parlamenter sistem diye ifade edilen 90 yıllık cumhuriyet dönemine de sermaye sınıfları egemendi. Bu dönem içerisinde grevler yasaklandı, işçi sınıfı yok sayıldı, darbeler yaşandı, partiler kapatıldı, insanlar gözaltında kaybedildi. Dersim, Çorum, Sivas, Maraş, Gazi gibi katliamlar yaşandı. Dolayısıyla ekonomiden, siyasete, dış politikaya kadar bütün krizler tek adam yönetimi ile başladı demek de doğru değil. Mesele bugün yönetici güçün hangi burjuva kliğin eline geçmesi değil halkın ve emekçilerin ülke yönetimine gelmesi. 

Ercüment Akdeniz
Fotoğraf: Eda AKTAŞ/Evrensel

SAĞ BLOK İLE YAPILAN İTTİFAK BİR HALK SEÇENEĞİ DEĞİLDİR

6 parti güçlendirilmiş parlamenter sistem için yol haritası belirlemek üzere aynı masada bir araya geldi. Sizin bu masaya bakış açınız ne?

Partimiz 9’uncu kongresinde tek adam yönetimine karşı en geniş halk seçeneğinin oluşturulması için çağrı yaptı. Her platformda bu çağrıyı tekrarlıyoruz. Biz bu çağrıyı en başından beri CHP, HDP, sol, sosyalist bütün kurum, parti, kuruluşlara yaptık, yapıyoruz. Bu çağrı aynı zamanda AKP ve MHP’ye oy veren emekçileri de kapsayacak, kopuşu hızlandıracak bir seçenektir. Ama bu çağrılar karşısında ne oldu? CHP doğrudan doğruya sağ blokla bir araya geldi. 6 partinin yaptığı toplantı adeta bir mermer blok haline geldi. CHP sağa doğru açılımı kendisine üye olan, oy veren insanlara sordu mu? Türkiye’nin çıkışı sağ ittifakla mı olacak? Bu açıkçası Türkiye’de bir halk seçeneği anlamına gelmiyor. CHP tabanı da bunu sormalı, sorgulamalı.

BURJUVA MUHALEFETİN DERDİ SİSTEMİN RESTORASYONU

Şu an bu kesim “güçlendirilmiş parlamenter sistem” için bir arada…Reklam

Parlamanter sistem ile tek adam yönetimini elbette aynı değerlendirmiyoruz. Ama “güçlendirilmiş parlamenter sistem” diye ifade edilen proje şu anki mevcut sömürü düzenine dur demiyor. İşçi sınıfının taleplerini, halkın doğrudan temsiliyetini yok sayıyor. Kürt sorunu, laiklik meselesi, dış politikada ne yapılacağı tutarlı bir demokrasi anlayışı ve antiemperyalist duruş gerektiriyor. Millet İttifakının böyle bir anlayış birliği yok.  Sistem krizdedir. Sadece bir parti AKP değil, sistem krizi vardır. Çözüm sistemi restorasyon değildir. Neden Cumhuriyet Halk Partisi sağ partilerle fotoğraf veriyor, sol sosyalist partilerle, sendikalar ve meslek örgütleriyle fotoğraf veremiyor? Başbakan adayı olarak Meral Akşener kendisini ilan ediyorsa, bunu CHP’liler sorgulamalı. Ekonomide mesela bakan Babacan mı olacak? Dış işlerinde, kabinede Davutoğlu mu olacak? Bu pazarlıklar mı yapılıyor? Bunlar da mı sırayla adaylıklarını açıklayacak? Hangi sosyal demokrat insana soruldu bunlar. Biz bu anlayışı eleştiriyoruz. Yüzde 50+1’i sağlamak adına “Sağ ne derse yaparız” anlayışı meşrulaştırılıyor. Bu sakat anlayış öyle görülüyor ki seçimlerden sonra da halkın yakasına ayaklarına bağlanan ağır bir pranga olacak. Halk böyle bir ittifak politikasını reddetmeli, tek adam yönetimine karşı kendi seçeneğini bugünden örgütlemelidir. Aksi halde yeni bir Kemal Derviş programı kaçınılmaz olur. 

Tek adam sistemine karşı bir alternatif parlamenter sistem. Bir geçiş süreci de mi olmaz?

Tek adam yönetiminin son bulması önemli ve bizler bunun için elimizden geleni yapacağız. Peki bunu yaparken neden eski ve halka yabancı yönetim biçimlerine mecbur olalım? Neden doğrudan demokrasiyi, halk egemenliğini inşa etmeyelim? Neden her kademe ve düzeyde atanmışların değil seçilmişlerin demokratik ülkesini inşa etmeyelim? Revizyon ya da restorasyona mecbur değiliz. Bugün halkın ihtiyacı devrimci demokratik bir dönüşümdür. Halkın gerçekten temsiliyetini sağlayan kurucu bir meclis ve işçi sınıfı ile halkın çıkarlarını savunan demokratik bir anayasa neden bir geçiş süreci olmasın? Demokrasi ve emek güçleri bu amaçla ve elbette acil talepler etrafında asgari bir program oluşturabilirler. Çabamız bu yöndedir. 

HDP’NİN ÇAĞRISI DAHA AÇIK OLMALI

Sizin HDP ile yan yana gelme, bir ittifak içinde olma gibi bir yaklaşımınız var mı?

Bizim 9’uncu kongreden beri yaptığımız çağrıya HDP’den de bir dönüş olmadı. Son açıklanan tutum belgesinde haklı talepler olmakla birlikte HDP’nin nasıl bir seçenek, nasıl bir ittifak ortaya koyduğu bizim açımızdan tam olarak açık değil. Bu konuda yapılacak görüşmeler, demokrasi ittifakı ile kastedilen çağrının ne olduğunu daha anlaşılır hale getirecektir.

Bugün ihtiyaç Millet İttifakı ile halk arasında bir köprü kurmak değildir. Tersine, halk seçeneğini oluşturmak, yeni bir demokratik ittifak cephesini inşa etmektir. Kürt halkının talepleri bu ittifakın yapı taşlarından biridir.  HDP ile yan yana gelme sorunumuz bugüne kadar olmadığı gibi bundan sonra da olmaz. Bu konuda bir rezervimiz söz konu değil. Mesele ilkelerde anlaşmak, mücadele ve seçim platformunda emek ve demokrasi güçleri ile birlikte asgari program birliğini sağlamaktır.

HDP’li Selahattin Demirtaş, sol blok çağrısı yaptı, ‘Sol olmadan, emeğin sesi olmadan yeni rejimin inşasına göz yumulmamalıdır’ dedi. HDP’ye bir mesaj mı bu. Sizin bu çağrıya yanıtınız ne?Reklam

Demirtaş’ın önerisi Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı dışında üçüncü bir blok çağrısı ise elbette bu tartışılmalı, geliştirilmelidir. Demirtaş’ın emeğe ve emekçi sınıfların taleplerine vurgusu da değerlidir. Fakat HDP cephesinden yapılan demokrasi ittifakı vurgusunun kimi, hangi güçleri kapsadığının daha açık ve anlaşılır hale gelmesinde fayda var. Millet İttifakının iktidar projesine dair yaklaşımı da bu bakımdan önemli olacak.    

Kılıçdaroğlu’nun Kürt sorununun çözümünde HDP’nin meşru muhatap olduğu açıklaması üzerinden bir tartışma sürdürülüyor. Bu çıkışı nasıl yorumladınız?

Kılıçdaroğlu’nun Kürt sorununun çözümünde Meclisi ve HDP’yi işaret etmesi olumludur. Peki, o zaman neden HDP 6’lı blok içerisine çağrılmadı! Ya da bir seçenek yaratmada neden HDP akla gelmedi? Siz daha seçime girmeden, ittifak kurarken bunu yapıyorsunuz. Yarın Mecliste nasıl yapacaksınız? Bunlar çelişkilerle dolu. Esas mesele Kürtlerin taleplerinin açık bir program birliğinde ne kadar yer alıp almadığıdır. 

KÜRT OYLARI ÇANTADA KEKLİK MİDİR?

CHP’nin çıkışı, İstanbul seçimleri örneğinde olduğu gibi “Kürt oyları bizi uzaktan desteklesin” anlayışı mı? Tartışmanın derdi, Kürt oyları mı?

Millet İttifakında yer alan 6 parti de Kürt oyları olmadan iktidara gelemeyeceğini biliyor. Hedef, Kürt oylarını almak. Kürt oyları çantada keklik midir? Kayyum rejimi hâlâ dimdik ayakta. HDP belediyelerini atanmışlar yönetiyor. Kürt oylarının iradesi yok sayılıyor. Kürt halkı iki kutuplu burjuva ittifak anlayışına mahkum olmamalı, üçüncü cephede yer almalıdır.

HALK SEÇENEĞİ PARTİLERİ DE AŞAN BİR BİRLİĞİ TEMEL ALMALI 

Emek Partisi seçimlere nasıl hazırlanıyor? Diğer partilerle görüşüyor musunuz?Reklam

Kendi başına sol, sosyalist partilerin yan yana gelmesini bir halk seçeneği olarak yeterli görmüyoruz. Halk seçeneği dediğimiz şey Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı dışında kalan tüm güçleri kapsar. Bu burjuva ittifaklara oy veren emekçilere de çağrı yapar. Biz buradan hiçbir partiye, örgüte baraj koymayız. Şu ana kadar yapılan görüşmelerde gördüğümüz en temel sorunlardan biri budur. Özellikle sol, sosyalist partilerin birbirlerine olan rezerv ve bagajları bu sürecin daha hızlı inşa edilmesinin önüne geçiyor. Yaptığımız görüşmelerde bunu aşmaya çalışıyoruz. Ayrıca seçim ittifakı ya da demokrasi birliğinin kurulmasını sadece partilerle sınırlı görmek de yanlış olur. Bakınız, Urfa’da direnen Uğur Tekstil işçileri sendikalaşmak istedi. Patronlar bunu boğmak istediler. Trakya’da işçiler derdini anlatmak için valiliğe gitti.  “Çevik süpür” denerek yerlerde sürüklendiler. Bu işçiler olmadan neyin ittifakından bahsediyoruz? Ya da İkizdere’de direnen köylüler, Soma’da adalet arayan 301 madencinin ailesi olmadan neyin ittifakından bahsediyoruz? İşte partilerle, örgütlerle, sendikalarla yaptığımız görüşmelerde bunu kapsayan bir temel arıyoruz.

SEÇİMİ BEKLEME, HAREKETE GEÇ

Emek Partisi (EMEP) yurdun pek çok noktasında zamlara ve hayat pahalılığına karşı eylemler düzenledi.
Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel

Enflasyon rakamları yüzde 20’ye yakın. İşsizlik rakamları yüzde 12. İşçi memur, emeklinin aldığı zam oranı çok düşük. Yaptığınız gezilerde yurttaki bu gidişatın halka yansımasını nasıl görüyorsunuz?

Ekonomide halk çok ağır sonuçlar yaşıyor. Daha ağırını da henüz yaşamadı. Esas fırtına bu kış yaşanacak. Doğal gaz faturaları, elektrik faturaları, kömür, ısınma, barınma konut fiyatları patladı. Biz kitlelerde halk yığınlarında ciddi bir hoşnutsuzluğun biriktiğini görüyoruz. Ama bütün baskılara rağmen işçiler sendikalara ulaşıyor. Birçok bölgede örgütleniyor. Bunu geliştirmeye gayret gösteriyoruz. Biz diyoruz ki “Seçimi bekleme, harekete geç!” İşin, ekmeğin, hak ve özgürlüklerin için birleş, mücadele et. Bu çerçevede Emek Partisinin 2-3 Ekim’de yaptığı GYK toplantısının sonuç ve kararları şu yöndedir: “Aman provokasyona gelmeyin, İlk seçimde gidecekler” yönlü halkın mücadele eğilimlerini frenleyen seslere kulaklarınızı tıkayın. Seçimler elbette önemli ama halkın seçimleri bekleyecek dermanı yok.

Geçtiğimiz gün Burhaniye’deydim. Emek ve demokrasi güçleri 13 Kasım’da zamlara ve hayat pahalılığına karşı miting kararı aldı. Trakya’da işçiler işsizliğe ve hayat pahalılığına karşı, işçi ücretlerine ek zam verilmesi için gösterilere mitinglere hazırlanıyor. Kayseri’de zam yağmuruna karşı asgari ücretin insanca yaşanabilir bir seviyeye çıkarılması için, vergiden muaf tutulması için, şu an kampanya örgütleniyor.

Türkiye’de 20 milyon işçi var. 2 milyonu sendikalı. Köylü mazot gübre alamıyor kooperatifleri yok, birlikleri yok, tefeciye tüccara mahkum edilmiş. Kadınlar şiddete uğruyor, örgütleri yok. Öğrenciler barınacak yer bulamıyor kayyum rektör sistemi ile karşı karşıyalar güçlü örgütlenmeleri yok. İşte tüm bunları yaratmak zorundayız.

Kamu TİS yeni yapıldı. Ücretler hızla eridi. 12 Ekim’de metal görüşmeleri başlıyor, işçilerde endişe söz konusu ‘Sözleşme olsa ne olacak. 3 ayda eriyor deniyor’. O nedenle biz diyoruz ki hem çalışanların ücretlerinin iyileştirilmesi hem de zam yağmuruna karşı gösteriler, grevler, mitingler, mücadele örgütlenmeli.Reklam

O FOTOĞRAF TARİKATLARA CEMAATLERE CESARET VEREN BİR FOTOĞRAF

Diyanet işleri Başkanının Erdoğan’ın yanında görünmesi, adli yıl açılışında fotoğraf vermesi neden sizce? İktidarın çıkarı ne?

Halka kadercilik propagandası aşılanmaya çalışılıyor. İnsanların tepkisi geciktirilmeye çalışılıyor, zaman kazanmaya çalışılıyor. Biz sistem çıkmaza girdikçe dinsel ideolojik motifleri daha fazla göreceğiz. Sınıf mücadelesinde hak mücadelesinin önüne daha çok çıkacak bu söylemler.

Adli yıl açılışında Yargıtay başkanı eller havada fotoğraf veremez. O fotoğraf tarikatlara da cesaret veren bir fotoğraf. Diyanet işleri Başkanı siyasete dahil olamaz. Laikliğin Türkiye’de zaten kırıntıları yaşanıyordu. Şimdi onlara da tahammül yok. Halkın gerçek anlamda laiklik özlemi var. İktidar öte yandan en gerici güçlere cesaret vererek ayakta durmaya çalışıyor.

Evrensel Gazetesi

Paylaş: