Ekonomik Çöküşün, Vahşileşen Şiddetin Karşısında Mücadele, yaşamak için tek seçenek!

Ekonomik Çöküşün, Vahşileşen Şiddetin Karşısında Mücadele, yaşamak için tek seçenek!

Bu yıl 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele ve Dayanışma Gününü ağır bir ekonomik çöküşün ortasında, yoksulluk kamburu sırtımızda büyür, geçim imkansızlaşır, işsizlik korkusu bir karabasan gibi üstümüze çökerken karşılıyoruz.  Evdeki şiddet, sokaktaki şiddetle, işyerindeki şiddet, siyasetteki şiddetle iç içe artıyor, iktidarın kadınların haklarını her gün tırpanlayan hamleleriyle pervasızlaşıyor, önlemsizliğin ve cezasızlığın yarattığı teşvik iklimi kadına yönelik şiddeti vahşileştiriyor. Ekonomik sorunlar, geçim derdi, en temel ihtiyaçların bile karşılanamaz hale gelişinin en büyük yükünü sırtlanan kadınlar, yoksulluk ve çaresizlik girdabında çıkışsızlığa mahkûm ediliyor. İstanbul Sözleşmesi’nin bir gece yarısı kararıyla iptal edilmesi şiddet faillerini cesaretlendirirken, kadınların kâğıt üstündeki en küçük haklarının dahi ortadan kaldırılması için iktidar adeta bir savaş ilan etmiş durumda. Adalet yok, hukuk yok, kadınların başvurup cevap alabilecekleri, destek bulabilecekleri devlet kurumlarının kapısı kadınların yüzüne çarpıyor.

Devlet kadınların ihtiyaç duyduğu her alandan elini eteğini çekerken, kadınlara sabır ve itaat telkin eden Diyanet’in kurumları büyük bütçeler, devasa olanaklarla her yerde yoksul kadınlar için devletin ta kendisi haline getiriliyor.

Afganistanlı kadınlar hayatlarını savunmak için mücadele eder ve “Taliban’ı tanımayın” derken, Afganistan’daki Taliban’la inanç olarak bir farklarının olmadığını söyleyen iktidar cihatçı terör örgütü temsilcilerini resmi davetle ülkeye çağırıyor. Seçim sathında halkın desteğini iyice yitiren iktidar, kadın düşmanı tarikat- cemaat ağalarının desteğinin hesabıyla, kadınların haklarını yok edip, oy tahvil etmenin peşinde.

Ülkede seçim gündemi iki kutup arasına sıkıştırılırken, geleceğimiz hakkında tartışmalar sürdürülürken halkın, kadınların, gençlerin iradeleri yok sayılıyor. Her derdin çözümünü sandığa havale edenler, “hele bekleyin, biz başa gelince çözeceğiz” diye sükût telkin edenler, biriken öfkeyi söndürmenin, başka bir hayat için verilecek mücadelenin önünü almanın hesabındalar.

Kadınlar için açlık, yoksulluk, işsizlik, şiddet, taciz, cinayetler, hak gaspları “hele bekleyelim” diyecek boyutu çoktan geçti.

Bu 25 Kasım sürecinde mahallelerden işyerlerine, okullardan yurtlara, evlerden kent meydanlarına kadınların yaptığı buluşmalar, yürüttüğü tartışmalar, yan yana gelen kadınların öfkesi bir kez daha gösterdi ki kadınlar hayatlarının iplerini kimsenin eline vermeye, haklarının bir tekinden bile vazgeçmeye niyetli değil.

Ekmeğin küçüldüğü, şiddetin büyüdüğü bu karanlık tablo, milyonlarca kadını aynı sorunların tarafı haline getiriyor. Kadınların “artık yeter” duygusu büyüyor. Çare arayışı, mücadele eğilimi güçleniyor. Birlik olmak, dayanışmak, buluşmak, tepki göstermek, yan yana gelmek artık hayatta kalmanın tek çıkar yolu. Mücadele, yaşamak için tek seçenek.

Tüm kadınları şiddetin, yoksulluğun, işsizliğin, eşitsizliğin karşısında bu tek seçeneğin bir parçası olmaya, evlerden sokaklara, işyerlerinden okullara bulunduğumuz her alanda mücadele etmeye çağırıyoruz.

Selma Gürkan

Genel Başkan Yardımcısı

Paylaş: